Telvin Hüsn-ü Hat Sahaf Şiir sine40
Anasayfa > Adnan İslamoğulları > Yol yolsuzluktur...

Yol yolsuzluktur...


Yıllar evveldi, Başbakan Erdoğan’ın, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığının hiçbir hırsını kesmediği, tatmin etmediği ve siyâsete soyunduğu günler...
Bir televizyon kanalında ülkenin en zengin iş adamı, Tayyip Erdoğan ile yaptığı bir görüşmeyi naklediyordu ve Erdoğan’ın siyâsete girmek istediğini fakat kendisinin, iktidar olmanın büyük para gerektirdiğini söylediğini anlatıyordu. Erdoğan’ın ülkenin en büyük zenginine verdiği cevap dudak uçurtan cinstendi, “Bir milyarım var demişti” Erdoğan, ülkenin en zengininin ifâdesine göre ‘Bir milyar doları’ vardı Erdoğan’ın...  
 “O zaman olur” demişti ülkenin en zengin iş adamı...
Oldu da... Erdoğan iktidar oldu... Başbakan oldu... 11 yıldır ülkeyi yönetiyor...
Cumhurbaşkanı hatta yarı başkan olması ise ân meselesi... 
Başbakan olduğu günlerde M. Ali Birand’ın 32. Gün programında ‘hususî hayatı’na dair Erdoğan’ın evinde çekimleri yapılan program yayınlandı... ‘Özel zevkleri nelerdir, ne yer ne içer, nasıl bir eş ve nasıl bir babadır’ sorularıyla devam eden ve tebessümler eşliğinde eşine sorulan “Peki evde kimin sözü geçer?” sorusuyla sona eren programlardandı...
Erdoğan ailesi o günlerde çok meşhur olan ‘Canısı’ şarkısını İbrahim Erkal’dan pek severek dinlediklerini söylediklerinde kapatmıştım televizyonu...
O programda sorulan sorulardan birisi de Erdoğan’ın ‘şeddeli mim’ ile telâffuz ve tekellüm ettiği ‘medeniyyet’ kavramı hakkında ne düşündüğü idi...
“Kökü mâzide olan âtiyiz” diye cevap vermişti Erdoğan “Medeniyyet kavramı hakkında ne düşünüyorsunuz?” sorusuna, cehâletin bu kadarı ancak bir siyâsetçiden sâdır diye düşünmüştüm... 
Aradan yıllar geçti, ‘medeniyyet’ Erdoğan için mâziden çıkıp gelmiş ve ‘duble yollar’a düşmüştü...
Başbakan Erdoğan “Yol medeniyyettir”  vecizesini buyurdu mübârek dudaklarından...
Mâdem ki yol ‘medeniyyet’ti, o zaman ülke baştan sona ‘duble yollar’la kaplanmalıydı...
Elini taşın altına koyan(!) Erdoğan’ın fedakâr(!) müteahhitleri varlarını yoklarını bu duble yollara fedâ ederek Erdoğan’ın ‘medeniyyet’ini inşâ ve ibdâ ettiler...
Her bir metresinde yetim hakkı vardı, her bir metresinde kul hakkı vardı duble yolların, ne kadar çok duble yol, o kadar çok zenginleştirilmiş müteahhit demekti, ne kadar çok zenginleştirilmiş müteahhit o kadar çok yandaş demekti, ne kadar çok zenginleştirilmiş müteahhit o kadar çok komisyon demekti, ne kadar çok zenginleştirilmiş müteahhit o kadar çok vakıf bağışı demekti...
Arazîler müteahhitlere konut arazîsi olarak peşkeş çekiliyor, müteahhitler de duble yol yapıyordu...
Duble yollar para basıyordu, duble yollar komisyon basıyordu, duble yollar bağış basıyordu...
Duble yollar ‘medeniyyet’ basıyordu... ‘Vakıf’ da ‘medeniyyet’ demekti nasılsa, duble yollar uzadıkça vakıf da yükseliyor, ‘dağıtmak’ için kurulan vakıflar, nevzuhur ‘medeniyyet’ telâkkîleri icâbı ‘yalnızca topluyordu, biriktiriyordu...’  Yüzyılın fıkıhçısının fetvâsını verdiği ve adına ‘komisyon’ denilerek ‘yol verilen’ bağışlar, vakıfların kasalarını şişirirken bütün ülke ‘duble yollar’la kaplanıyordu...  Orta Çağ’ın ‘Gargantuası’ hortlamış ve vakıfların içine kaçmıştı, şiştikçe şişiyordu...
‘Yol medeniyyet’ demekti Başbakana göre...
Yol, metro, ray ‘medeniyyet’ti...
Geçtiği yerde geçmiş medeniyetlerin tüm izlerini yok etse de yol, metro, ray ‘medeniyyet’ti...
Bir evin bir oğlunu sokak ortasında döverek öldürmek ‘medeniyyet’ti, 16 yaşında bir çocuğu öldürmek ‘medeniyyet’ti, patlamada ölen insanları mezheplerine göre ayırmak ‘medeniyyet’ti, hayatlarını devlete hizmete adamış 8 korucunun infâzını görmezden gelmek ‘medeniyyet’ti, on binlerce insanın katlinden sorumlu bir katilden barış elçisi çıkarmak ‘medeniyyet’ti, medeniyetlerin en önemli unsurlarından olan dinin mesajlarıyla ‘Bakara-makara’ yapan siyasetçiye sâhip çıkmak ‘medeniyyet’ti, vatandaş yumruklamak ‘medeniyyet’ti, insanlara orantısız şiddet kullanan polisler için  “efsane yazdılar”  demek ‘medeniyyet’ti, “nasıl sabrediyorlar anlamıyorum” demek ‘medeniyyet’ti,  “Kabataş’ta başörtülü bacımı yerlerde sürüklediler” demek, “câmide içki içtiler”  demek ve bunları ispatlayamamak ‘medeniyyet’ti...
Yol ‘medeniyyet’ti, yolsuzluk ‘medeniyyet’ti, yüzsüzlük ‘medeniyyet’ti, pişkinlik ‘medeniyyet’ti...
Başbakanı olduğu ülkenin iki ilini Bingöl-Diyarbakır’ı birbirine bağlayan ‘yol’un 15 gündür teröristlerce kapatılması ‘medeniyyet’ti...
Sâhi, aklımıza gelmişken felsefecilere, medeniyet tarihçilerine soralım:
‘Medeniyet’ ne demekti?

Yorumlar

Güvenlik Kodu

vahiy  insan  şehir  revelation  ahlâk  etik  ethica  nüzhet yalan estetik  metafizik  ebrah doğu  batı  fıtrat  creation  yaratılış  iyilik  kötülük  dürüstlük  eşref-i mahlûkat  kişilik  asâlet  cesâret  vefâ  sadâkat  ihânet  yalan  immoralist  mitoloji  belh’um adâl  aere perennius  antere  genetik  şuur  terbiye  muâşeret  muâşaka  muvâsalat  firâk  zarâfet  letâfet  ferâset  panteon   rolyef  fresk  heykel  portre  gravür   ideal  ülkü  ülkücü   kerbelâ  aşk keşke  cennet  cehennem  araf  âdem  havva  hâbil  kâbil  elma  haz  hayâ  hicap  gurur  hürriyet  adâlet  musâvat  agnostic  akıl  dacret  locig  analytical  antiq  aristokrasi  kûrûn-i vustâ  giyotin  hakikat  hikmet  paradox  dialectic  tenkit  stoa  akademia  logos  logos spermaticos  felâsife  gelenek  hermeneutic  semantic  hint  upanişad  mutezile  ihvân-ı safa  ilk neden   iskenderiye okulu  medinetü’l fâzıla   hürriyet  kölelik  rönesans  ütopya  rethoric allah’ın kulu abdullah muhammed  kur’ân  endülüs ibn-i rüşd  aristotales  şeyh gâlip  farâbi  platon  sokrat   marcus aurelius  galile  mimar sinan  kirkedard  farabi  ibn-i sina   ibn-i hâldun  kafka  taşköprülüzâde  gazâli  musa cârullah  şemseddin sâmi frasheri  bergson  enver paşa  muhammed ikbal  hayyam  mehmet âkif  yâkup cemil  şems  ibn-i haldun  mevlâna  ali şeriâti  fuzulî  ebu’l âlâ el maarrî  ahmet mithat efendi  cemil meriç  nâmık kemal  ahmed hamdi tanpınar  kemal tahir  yahya kemal  cahid zarifoğlu  dostoyevski  tolstoy  knut hamsun  nietzsche  oğuz atay gogol  albert camus  descartes  herman hesse  puşkin  halil cibran  kaşgarlı mahmut  tevfik fikret  cenap şehabettin  neyzen tevfik  motzart  bach  mahler  tarkovski  suç ve  cezâ   anna karenina  madonna  prag  istanbul  çocuk kalbi  sn. petersburg  soljenitsin  marks  kant  heraklit  hegel  el-hamra  endülüs  kâmus u türkî  redhouse  wagner  kâmus u okyanus  lugat-i fransevî  iliria shqip  meydan larusse  şakâyık-ı nûmâniye  mevzuâtü’l ulûm  abdülkadir merâgi  ıtrî  muhammed esed  michelangelo van gogh  cezanne  rembrand  monet  hoca ali rıza  ulysess gaze  eleni karaindrou  sezen aksu  golha  farid farjad  osman hamdi

Tasarım : ATS