Telvin Hüsn-ü Hat Sahaf Şiir sine40
Anasayfa > Adnan İslamoğulları > Ekmeleddinİhsanoğlu’nun paçalarına siyasal İslâmcı savlet…

Ekmeleddinİhsanoğlu’nun paçalarına siyasal İslâmcı savlet…


Erdoğanve kadrosu‘Yeni Oluşum’ adıyla siyâset sahnesindeki yerini alıp AKP’yi kurduklarında haklarında yazdığım yazının başlığı , “Anneniz bir soğan ve babanız sarımsaksa nasıl güzel kokabilirsiniz?”di.


Güzel kokamadıkları gibi, burun direklerimizi kırana kadar kötü kokular yaydılar 11 yıldır.


Rüşveti ve komisyonu  bağış diyerek fetvâlandırdılar, Kutlu Doğum haftasını ‘kırılan onurların tâmiri’ kılıfıyla PKK’ya peşkeş çektiler.


Adâlet duygusunu yok ettiler.


Hukuku yerle bir ettiler.


Devlet kurumlarını parti teşkilâtları hâline getirdiler.


Sandığın şehvetiyle kibir âbidelerine ve ‘Ali kıran başkesen’lere dönüştüler.


Ve bütün bunların tamamının başında Başbakan Erdoğan vardı.


CHP ve MHP,yaklaşan Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde ‘çatı aday’ formülüyle Ekmeleddinİhsanoğlu’nu çıkardı Erdoğan’ın karşısına.


Kılıçdaroğlu açıkladı ‘çatı aday’ın kimliğini ve Bahçeli de hemen kabul etti, belli ki bir ‘ön hazırlığın’ neticesiydi Ekmeleddinİhsanoğlu.


Ekmeleddinİhsanoğlu’nun mütedeyyin ve muhafazakâr kimliği Erdoğan’ın ocaktan indirmediği, altı yanana kadar pişirmeye devam ettiği ve seçmenin de âfiyetle yediği temcid pilavını bu kez meydanlarda pişirmesine engel olacak ve Başbakan Erdoğan meydanlarda, “Onlar câmileri ahır yaptılaaar” diye bağıramayacaktı, çünkü karşısındaki aday da câminin içinden biriydi.


Ekmeleddinİhsanoğlu’nun entelektüel birikimi ve uluslararası bürokratik tecrübesi Erdoğan’ın “Cumhurbaşkanlğı sizin haddinize mi,  sizden mi öğreneceğiz cumhurbaşkanlığını” deme imkânını da elinden alıyordu.


Ekmeleddinİhsanoğlu’nun köylü değil şehirli, câhil değil münevver, mâlumatfuruş değil bilgili, öfkeli değil sâkin kişiliği de başbakan Erdoğan’ı kürsülerdeki ilkesiz demagoji zevkinden mahrum bırakacaktı.


Centilmence bir cumhurbaşkanlığı seçimi için şartlar uygun görünüyordu.


Fakat öyle olmayacağı Ekmeleddinİhsanoğlu’nun adının açıklanmasıyla birlikte çıktı ortaya.


Başbakan Erdoğan’ın adaylığını desteklediğini açıklasaydı yere göğe sığdıramayacakları Ekmeleddinİhsanoğlu’nu daha ilk saatlerden itibaren yerden yere vurmaya başladı yandaş ve İslamcı medya ve tetikçileri.


“Sykes-picot düzenine sadık, iç dünyasında sekter olmakla beraber dış dünyaya karşı laiklikle kolkola girebilecek biraz Oblomov benzeri bir aktör, Mason, 3 oğlundan birisi Hristiyan ve bir diğeri esrarkeş, uluslararası proje, muhalif kanadın pes bayrağı,  rakip takımın formasıyla sahaya çıkan muhalefetin yenilgi ilanı, Suudî Arabistan, Mısır, İran küsmesin denkleminde bir profil, doktora tezi intihal, profesörlüğü meşkuk, babası hain “ gibi kendilerine münhasır bel altı vuruşlarla çamur kampanyasına başladılar.


Rivâyet odur ki, fakat II. Abdülhamid için, bir meseleyle ilgili müşkil bir durumda kaldığında ya bizzat ya da dolaylı olarak Rus sefirinin konuyla ilgili görüşlerini alıp, o görüşlerin tersi istikâmetinde karar verdiği söylenir.


Devleti şirâzesinden çıkarıp ayağa düşüren, Türkiye’yi Ortadoğu’da içinden çıkılamaz gâilelerin ortasına atan, imdat çığlıklarıyla telsizlerden yardım isteyen PKK’ya can suyu verip İmralı’daki teröristbaşını tahliyeye hazırlayan, Güneydoğu’da hâkimiyeti PKK’ya devreden, özerkliğin yolunu aça ve yolsuzluğa batmış AKP iktidarının devamı için tetikçilik yapan yandaş ve İslâmcı medya tetikçilerinin yazdıklarının tam tersi demek olan EkmeleddinİhsanoğluCumhurbaşkanlğı seçiminde Türkiye için kuvvetli bir tercih sebebi midir?


Aslında, Tayyip Erdoğan’ın Başbakanlığıyla tükettiğimiz ve geride bıraktığımız 11 yılın sonunda  Cumhurbaşkanından fazlaca bir beklentimiz de yok.


Hukukun üstünlüğüne inansın, ayrımcılık yapmasın, mezhepçilik yapmasın, dini kimliğini ve telâkkîlerinidayatmasın, önüne gelen her evrakı emir telâkkî edip imzalamasın, her şeye hayret etmesin, bu ülkenin adının Türkiye olduğunu unutmasın, denize bevl’eden şeytanın “deniz benim”demesine rıza göstermesin yeter.


Ekmeleddinİhsanoğlu bu isim midir?


Genelevlerden oy isteyecek kadar geniş kitlelere açılan Erdoğan’ın içinden 11 yıl içinde nasıl bir sünni fanatik ve baskıcı, tahammülsüz, otoriter ikici Erdoğan çıktığını bir korku filmi izler gibi izledik. MûnisEkmeleddinİhsanoğlu’nun nasıl dönüşebileceğine dâirise hiç bir fikrimiz yok.


Bildiğim bir şey var, Türkiye’nin Tayyip Erdoğan ve şürekâsından kurtulması gerektiği.


Gelen gideni aratır mı?


Bilmiyorum açıkçası… Hiç olmazsa değişiklik olur ve ekranlarda aralıksız bağıran, “Bütün iyilikler benden, bütün kötülükler de Pensilvanya’dan” diyen o öfkeli ses ve o yapay, o samimiyetsiz simâdan kurtulmuş oluruz.










 


 


 


Yorumlar

galip alkurt

islamoğulları kardeşimin yazılarını gündüz gazetesinden takip ederim inanın türkiyeyei yöretenlere der olacak, türkiyeye rehber olacak bilgi birikimi var tebrik ediyorum

Güvenlik Kodu

vahiy  insan  şehir  revelation  ahlâk  etik  ethica  nüzhet yalan estetik  metafizik  ebrah doğu  batı  fıtrat  creation  yaratılış  iyilik  kötülük  dürüstlük  eşref-i mahlûkat  kişilik  asâlet  cesâret  vefâ  sadâkat  ihânet  yalan  immoralist  mitoloji  belh’um adâl  aere perennius  antere  genetik  şuur  terbiye  muâşeret  muâşaka  muvâsalat  firâk  zarâfet  letâfet  ferâset  panteon   rolyef  fresk  heykel  portre  gravür   ideal  ülkü  ülkücü   kerbelâ  aşk keşke  cennet  cehennem  araf  âdem  havva  hâbil  kâbil  elma  haz  hayâ  hicap  gurur  hürriyet  adâlet  musâvat  agnostic  akıl  dacret  locig  analytical  antiq  aristokrasi  kûrûn-i vustâ  giyotin  hakikat  hikmet  paradox  dialectic  tenkit  stoa  akademia  logos  logos spermaticos  felâsife  gelenek  hermeneutic  semantic  hint  upanişad  mutezile  ihvân-ı safa  ilk neden   iskenderiye okulu  medinetü’l fâzıla   hürriyet  kölelik  rönesans  ütopya  rethoric allah’ın kulu abdullah muhammed  kur’ân  endülüs ibn-i rüşd  aristotales  şeyh gâlip  farâbi  platon  sokrat   marcus aurelius  galile  mimar sinan  kirkedard  farabi  ibn-i sina   ibn-i hâldun  kafka  taşköprülüzâde  gazâli  musa cârullah  şemseddin sâmi frasheri  bergson  enver paşa  muhammed ikbal  hayyam  mehmet âkif  yâkup cemil  şems  ibn-i haldun  mevlâna  ali şeriâti  fuzulî  ebu’l âlâ el maarrî  ahmet mithat efendi  cemil meriç  nâmık kemal  ahmed hamdi tanpınar  kemal tahir  yahya kemal  cahid zarifoğlu  dostoyevski  tolstoy  knut hamsun  nietzsche  oğuz atay gogol  albert camus  descartes  herman hesse  puşkin  halil cibran  kaşgarlı mahmut  tevfik fikret  cenap şehabettin  neyzen tevfik  motzart  bach  mahler  tarkovski  suç ve  cezâ   anna karenina  madonna  prag  istanbul  çocuk kalbi  sn. petersburg  soljenitsin  marks  kant  heraklit  hegel  el-hamra  endülüs  kâmus u türkî  redhouse  wagner  kâmus u okyanus  lugat-i fransevî  iliria shqip  meydan larusse  şakâyık-ı nûmâniye  mevzuâtü’l ulûm  abdülkadir merâgi  ıtrî  muhammed esed  michelangelo van gogh  cezanne  rembrand  monet  hoca ali rıza  ulysess gaze  eleni karaindrou  sezen aksu  golha  farid farjad  osman hamdi

Tasarım : ATS