Telvin Hüsn-ü Hat Sahaf Şiir sine40
Anasayfa > Adnan İslamoğulları > Diyânet İşleri ve Yüzyılın fıkıhçısı HayrettinKaraman’aRamazan soruları…

Diyânet İşleri ve Yüzyılın fıkıhçısı HayrettinKaraman’aRamazan soruları…



Son yılların revaçta hocaları(!) ekranlara dağılarak ‘ramazan proğramları’icrâ ediyorlar. İçlerindeki en yüksek reyting sâhibi olan  ‘pop star’kıvâmındaki Nihat Hatipoğlu tabii ki… Hatiboğlu, Atv ekranlarından ilim, irfan, ahlâk, nezâket, edep, hâyâ, kardeşlik, ülfet, barış ve tabii bütün bu güzelliklerin yanında yüzünden hiç eksik etmediği o meşhur tebessümünü yayıyor. Ülkede hâkim olan  kardeşlik, barış, nezâket ikliminde Hatiboğlu’nun payı çok büyük.


Biz de bereket ayı demek olan ramazan münâsebetiyle bilgimizi, ilmimizi, ifrânımızı, imânımızı, edebimizi, ihlâsımızı arttırmak için Diyânet İşleri Başkanlığı’na ve Yüzyılın fıkıhçısı ödülünü alan Hayrettin Karaman’a sorular soralım ve alacağımız cevaplarla hem Ramazan ayının bereketini arttıralım hem de kendimizi bir sigâya çekelim istedik…


Soru 1:


Hırsızlığın dinimizdeki yeri ve önemi nedir,  hırsızlık yalnızca cepçilik yapmak mıdır, marketten bir paket süt aşırmak mıdırveya zimmet, ihâleye fesat karıştırmak, devlet imkânlarını yakınlara peşkeş çekmek de hırsızlık hükmünde midir?


Soru 2:


Rüşvet ne demektir, rüşvet alanın ve verenin kitaptaki karşılığı nedir? Bir vakıf kursak ve devletin işadamlarına dağıttığı bazı imkânlardan komisyon alsak ve bu komisyonları da kurduğumuz vakıfta toplasak, topladıklarımızın bir kısmını da öğrencilere dağıtsak, geriye kalanlar da rüşvet parası hükmüne girer mi, girerse n’olur, girmezse n’ôlur, biz o miktarları kullanamıyor isek hayatın ne anlamı kalır?


Soru 3:


“Bakara-Makara” diyerek birkaç espri yaptığımızda Kur’ânâyetlerini alaya almış olur muyuz? Mizah da hayatın bir parçası, nasıl desem hayatın tadı-tuzu değil midir, ne yani hiç espri de yapamayacak mıyız? Bunun kitapta, hadiste, sünnette yeri yok mudur?


Soru 4:


Yalan söylemek câiz midir, câizse hangi şartlardacâizdir, hangi şartlarda câiz değildir, bu şartları tek tek açıkça listeleyebilir misiniz? Bâzı ses kayıtları yayınlayarak herhangi birinin “Sıfırlayın” dediğini iddia ediyorlar, meselâ diyelim yani… Bu ses kayıtlarının montaj olduğuna dair devlet kurumundan bir rapor alsa meselâ o kişi, o rapor da bu kayıtlara ‘montaj’ dese aynı şekilde, o kayıtlar montaj hükmünde midir,  yoksa ses hükmünde midir? Birde o ses kayıtları hafazanallah bir yerlerde istifleniyor mu, âhirette ortaya çıkar mı, çıkarsa n’olur?


Sor 5:


Bir de şu ümmet kavramı hakkında bizi aydınlatır mısınız? Ümmet ne demektir? Ümmete dâhil olanlar kimlerdir? Ümmetten sayılmak için onay alınan bir kurum var mıdır? Ümmet olmak için bir sayıya ulaşmak gerekir mi? ‘Bir vücudun âzâları’ veya ‘bir tarağın dişleri’ gibi olan topluluklar hangi topluluklardır? Diyânet İşleri Başkanlığının hazırladığı hutbelerde bazı topluluklar için dualar ediliyor, yardımlar toplanıyor, ‘bir battaniye de onlar için’ gibisinden kampanyalar düzenleniyor. Meselâ Diyânet İşleri Başkanımız, Hocamız, bembeyaz ve işlemeli göz kamaştıran cüppesi ve sarığıyla, bizleri gözyaşlarına boğan bayram hutbesinde “Suriye’deki ateşten, Mısır’daki acıdan, Gazze’deki kandan, Haiti’deki çaresizlikten, Açe’deki musibetlerden, Afganistan ve Pakistan’daki dinmek bilmeyen gözyaşlarından, Somali’deki açlıktan, Sudan’daki fakirlikten” bahsederek, onlara “kardeşimdiyebilirseniz bayram sizin bayramınızdır”demişti. Dinleyince bizi almıştı bir düşünce, Doğu Türkistan, Kerkük, Karabağ’da yaşayan ve tıpkı Suriye’deki, Haiti’deki ve Gazze’deki zulüm görenler  gibi mazlum Türklerden hiç bahsetmiyor, hiçbir hutbede isimlerini anmıyor, kampanyalar düzenlemiyordu… Şimdi biz düşünmeden edemiyoruz dedik ya, acaba düşünerek günaha giriyor muyuz? Kerkük, Doğu Türkistan, Karabağ gibi coğrafyalardaki Türkler ümmetten mi sayılmıyor, ümmet mi olamadılar, müslümanlıkları mı kifâyet etmiyor, takvâda mı, ihlâsda mı, amelde mi eksikler, böyle ise  bu eksik notlarını kim veriyor, Diyânet işleri mi?  Veya bu coğrafyalara götürülen birkaç bin Kur’ân-ı Kerim onlara yeter de artar bile mi deniyor?


Hülâsaa, Türk’ün ümmet içindeki üyeliğinde bir problem mi var, bir evrak eksikliği mi söz konusu?


Bu soruyu hassaten cevaplarsa Diyânet İşleri ve Yüzyılın fıkıhçısı Hayrettin Karaman, bizleri karanlıklardan aydınlığa çıkarır ve Ramazan bereketine vâsıl olmuş oluruz.


Bu vesileyle ‘evvelen’ Çin zulmünde işkencelere, sorgusuz sualsiz idamlara mâruz kalan Doğu Türkistanlı kardeşlerimizin, Karabağ’daki kardeşlerimizin ve Kerkük’te kelle avcısı sünni fanatik, ABD maşası İŞID militanlarının zulmü altındaki Türk milletinin ve ‘âhiren’ de İslâm âleminin Ramazân-ı Şeriflerini kutluyor, adâlet, hayır ve esenlik getirmesini niyâz ediyorum…










Yorumlar

Güvenlik Kodu

vahiy  insan  şehir  revelation  ahlâk  etik  ethica  nüzhet yalan estetik  metafizik  ebrah doğu  batı  fıtrat  creation  yaratılış  iyilik  kötülük  dürüstlük  eşref-i mahlûkat  kişilik  asâlet  cesâret  vefâ  sadâkat  ihânet  yalan  immoralist  mitoloji  belh’um adâl  aere perennius  antere  genetik  şuur  terbiye  muâşeret  muâşaka  muvâsalat  firâk  zarâfet  letâfet  ferâset  panteon   rolyef  fresk  heykel  portre  gravür   ideal  ülkü  ülkücü   kerbelâ  aşk keşke  cennet  cehennem  araf  âdem  havva  hâbil  kâbil  elma  haz  hayâ  hicap  gurur  hürriyet  adâlet  musâvat  agnostic  akıl  dacret  locig  analytical  antiq  aristokrasi  kûrûn-i vustâ  giyotin  hakikat  hikmet  paradox  dialectic  tenkit  stoa  akademia  logos  logos spermaticos  felâsife  gelenek  hermeneutic  semantic  hint  upanişad  mutezile  ihvân-ı safa  ilk neden   iskenderiye okulu  medinetü’l fâzıla   hürriyet  kölelik  rönesans  ütopya  rethoric allah’ın kulu abdullah muhammed  kur’ân  endülüs ibn-i rüşd  aristotales  şeyh gâlip  farâbi  platon  sokrat   marcus aurelius  galile  mimar sinan  kirkedard  farabi  ibn-i sina   ibn-i hâldun  kafka  taşköprülüzâde  gazâli  musa cârullah  şemseddin sâmi frasheri  bergson  enver paşa  muhammed ikbal  hayyam  mehmet âkif  yâkup cemil  şems  ibn-i haldun  mevlâna  ali şeriâti  fuzulî  ebu’l âlâ el maarrî  ahmet mithat efendi  cemil meriç  nâmık kemal  ahmed hamdi tanpınar  kemal tahir  yahya kemal  cahid zarifoğlu  dostoyevski  tolstoy  knut hamsun  nietzsche  oğuz atay gogol  albert camus  descartes  herman hesse  puşkin  halil cibran  kaşgarlı mahmut  tevfik fikret  cenap şehabettin  neyzen tevfik  motzart  bach  mahler  tarkovski  suç ve  cezâ   anna karenina  madonna  prag  istanbul  çocuk kalbi  sn. petersburg  soljenitsin  marks  kant  heraklit  hegel  el-hamra  endülüs  kâmus u türkî  redhouse  wagner  kâmus u okyanus  lugat-i fransevî  iliria shqip  meydan larusse  şakâyık-ı nûmâniye  mevzuâtü’l ulûm  abdülkadir merâgi  ıtrî  muhammed esed  michelangelo van gogh  cezanne  rembrand  monet  hoca ali rıza  ulysess gaze  eleni karaindrou  sezen aksu  golha  farid farjad  osman hamdi

Tasarım : ATS