Telvin Hüsn-ü Hat Sahaf Şiir sine40
Anasayfa > Adnan İslamoğulları > O

O


“Her türlü milliyetçiliği ayaklarımızın altına aldık” derken, milliyetçilı6ik karşıtı bir uzman olarak sanki uluslararası bir kongrede tebliğ sunuyordu. Nazi Almanyası’nda zulüm görmüş bir Yahudi ailenin zulüm anılarıyla büyümüş, annesinin SS subayları tarafından gözleri önünde nasıl öldürüldüğünü hatırlayan bir çocuğun travmatik hatıralarını paylaşıyordu sanki!


“Her türlü milliyetçiliği ayaklarımızın altına aldık” derken,sanki İsrail işgâli altındaki topraklarda çocukluğu İsrail askerlerine sapanla taş atarak geçmiş bir mücâdele adamının tecrübesiyle ırkçılığın ne menem bir felâket olduğunu anlatıyordu!


“Her türlü milliyetçiliği ayaklarımızın altına aldık” derken,sankidedeleri Afrika’dan Amerika’ya gemiler içinde kürek mahkûmu olarak getirilen,KluKlux Klan vahşetine mâruz kalmış ve ailesini KluKlux Klan saldırılarında kaybetmiş, yemek yemek için gittiği restoranın kapısında “onlywhite” tabelâsı görmüş ve içeri siyah olduğu için alınmamış bir ırkçılık mağduru gibi konuşuyordu!


“Her türlü milliyetçiliği ayaklarımızın altına aldık” derken sanki kürsüde Gandi vardı da, elinde 1. mevki bilet olduğu halde 3. mevkie geçmediği için trenden atılmıştı, yoluna devam etmek için at arabasıyla seyehat etmek zorunda kalmıştı ve Avrupalı bir yolcuya yer açması için yerinden kaldırılarak arabanın basamaklarından birine oturtulmaya zorlanmış, horlanmıştı da ırkçılıkla  mücâdele için pasif direniş başlatıp bütün hayatını mücâdele ile geçirmişti!


“Her türlü milliyetçiliği ayaklarımızın altına aldık” derken,sankiSrebrenitsa’da “Çocukları küçük kurşunlarla öldürürler değil mi anne?” diye soran çocuğun babasıydı da, yaşadığı acıyı paylaşıyordu!


“Her türlü milliyetçiliği ayaklarımızın altına aldık” derken, sankidedeleri Londra metrosu inşaatının temelinde yatan binlerce Afrikalı köle torunundan biriydi,o daırkçılığıninsanlığın felâketi olacağını anlatıyordu  tüm insanlığa!.


* * * * *


Hayır, bütün bunların hiç birisi gerçek değildi.


“Her türlü milliyetçiliği ayaklarımızın altına aldık”  diyen, ne Nazi kamplarında annesi gözlerinin önünde öldürülmüş, ne trenden atılmış, ne arabanın basamağında yolculuk etmiş, ne KluKlux Klan saldırılarında ailesini ve ne Srebrenitsa’daçocuğunu kaybetmiş ve ne de dedelerinin mezarı bir metro istasyonunun temelleriydi!


O, Dicle ile Fırat arasında, Ceyhan ile Seyhan arasında, Meriç ile  Menderes  arasında, Kızılırmak ile Yeşilırmak arasındaki her karışta ipek sedirlerinde Kur’an okunan, açık pencerelerinden gül kokusu yayılan bir cemiyetin içine doğmuştu.


O, bin yıllık bir kardeşliğin, bin yıllık müşterek secdelerin, bin yıllık yan yana kabirlerin, bin yıllık sıra sıra halayların, bin yıllık müşterek mâtemlerin içine doğmuştu.


O, Zenci Musaların, Kuşçubaşı Eşreflerin, Âkiflerin, Sinanların…


O, Rumların, Arapların, Gürcülerin, Kürtlerin, Boşnakların, Arnavutların ve daha nice akvâmılevnînin bir arada sulh içinde bin yıl yaşadığı bir vatana doğmuştu.


O, Çanakkale cephesinde hayatını kaybeden bir Fransız askerinin cesedini Fransız siperlerine kadar taşıyan aziz bir milletin, Türk milletinin içine doğmuştu.


O, otuz yıldır ülkenin dört bir tarafına, şehrine, kasabasına, köyüne, mahallesine, sokağına gelincik tarlasından koparılmışcasına kervan kâfile taşınan albayrağa sarılı şehit cenâzelerine rağmen, bir tek Kürt komşusuna kaşını çatmayan, selâmını kesmeyen, muhabbetine esirgemeyen, hukukunu çiğnemeyen, varını yoğunu, derdini, neşesini, düğününü paylaşan aziz bir milletin, Türk milletinin içine doğmuştu.


O, milliyetçiliği, vatanını aşk ile sevmekten ve milletine adanmaktan başkaca bir şey bilmeyen aziz bir milletin, Türk milletinin içine doğmuştu.


O, 1. Dünya Savaşı sonrası imparatorluk topraklarından Türkiye’ye sığınanların hangi milletten olduğuna bakmaksızın, hangi milletten olduğunu sormaksızın bağrına basan aziz bir milletin, Türk milletinin içine doğmuştu.


Onun ayakları altına aldığı milliyetçilik vatan sevgisinden ibâretti.


Onun ayakları altına aldığı milliyetçilik bin yıllık bir kardeşlikti, bin yıllık bir müşterek secdeydi, bin yıllık bir müşterek halaydı, bin yılda hizâlanmış müşterek saflardı, bin yıllık müşterek bir neşe, müşterek bir yastı.


Onun ayakları altına aldığı milliyetçilik, ayaklarının altında değil, başının üzerinde bile kirlenebilecek kadar temizdi.


* * * * *


İşte şimdi O, bin yıllık kardeşliği ortadan kaldırıyor, bin yıllık müşterek secde yerini kirletiyor, bin yıllık halayı bozuyor, bin yıllık yan yana kabirleri dağıtıyor, bin yıllık müşterek yasları küstah ve şuh zılgıtlara terk ediyor, bin yıllık müşterek kaderi hainlerle birlikte ihânet çizgileriyle bölüyor.


Ve Onun kim olduğunu herkes biliyor…




Yorumlar

Güvenlik Kodu

vahiy  insan  şehir  revelation  ahlâk  etik  ethica  nüzhet yalan estetik  metafizik  ebrah doğu  batı  fıtrat  creation  yaratılış  iyilik  kötülük  dürüstlük  eşref-i mahlûkat  kişilik  asâlet  cesâret  vefâ  sadâkat  ihânet  yalan  immoralist  mitoloji  belh’um adâl  aere perennius  antere  genetik  şuur  terbiye  muâşeret  muâşaka  muvâsalat  firâk  zarâfet  letâfet  ferâset  panteon   rolyef  fresk  heykel  portre  gravür   ideal  ülkü  ülkücü   kerbelâ  aşk keşke  cennet  cehennem  araf  âdem  havva  hâbil  kâbil  elma  haz  hayâ  hicap  gurur  hürriyet  adâlet  musâvat  agnostic  akıl  dacret  locig  analytical  antiq  aristokrasi  kûrûn-i vustâ  giyotin  hakikat  hikmet  paradox  dialectic  tenkit  stoa  akademia  logos  logos spermaticos  felâsife  gelenek  hermeneutic  semantic  hint  upanişad  mutezile  ihvân-ı safa  ilk neden   iskenderiye okulu  medinetü’l fâzıla   hürriyet  kölelik  rönesans  ütopya  rethoric allah’ın kulu abdullah muhammed  kur’ân  endülüs ibn-i rüşd  aristotales  şeyh gâlip  farâbi  platon  sokrat   marcus aurelius  galile  mimar sinan  kirkedard  farabi  ibn-i sina   ibn-i hâldun  kafka  taşköprülüzâde  gazâli  musa cârullah  şemseddin sâmi frasheri  bergson  enver paşa  muhammed ikbal  hayyam  mehmet âkif  yâkup cemil  şems  ibn-i haldun  mevlâna  ali şeriâti  fuzulî  ebu’l âlâ el maarrî  ahmet mithat efendi  cemil meriç  nâmık kemal  ahmed hamdi tanpınar  kemal tahir  yahya kemal  cahid zarifoğlu  dostoyevski  tolstoy  knut hamsun  nietzsche  oğuz atay gogol  albert camus  descartes  herman hesse  puşkin  halil cibran  kaşgarlı mahmut  tevfik fikret  cenap şehabettin  neyzen tevfik  motzart  bach  mahler  tarkovski  suç ve  cezâ   anna karenina  madonna  prag  istanbul  çocuk kalbi  sn. petersburg  soljenitsin  marks  kant  heraklit  hegel  el-hamra  endülüs  kâmus u türkî  redhouse  wagner  kâmus u okyanus  lugat-i fransevî  iliria shqip  meydan larusse  şakâyık-ı nûmâniye  mevzuâtü’l ulûm  abdülkadir merâgi  ıtrî  muhammed esed  michelangelo van gogh  cezanne  rembrand  monet  hoca ali rıza  ulysess gaze  eleni karaindrou  sezen aksu  golha  farid farjad  osman hamdi

Tasarım : ATS