Telvin Hüsn-ü Hat Sahaf Şiir sine40
Anasayfa > Adnan İslamoğulları > Futbol, Tayyip Erdoğan ve Abdullah Öcalan

Futbol, Tayyip Erdoğan ve Abdullah Öcalan


Günler evvelinden medyada  “Başbakan yeşil sahalara geri dönüyor”  anonsuyla yer alan bir halı saha maçında (normal sahayı halı saha ebadına getirdiler) Türkiye’de futbolun cenâze töreni yapıldı.
Acun IIıcalı’nın organize ettiği bu, normal sahadaki halı saha futbol maçı televizyonların ana haber bültenlerinde yayınlandı. 
Bir tarafta hükümetin ve her şeyin başı Başbakan Erdoğan ile mahdumu Bilâl Erdoğan’ın oynadığı ve kendilerini vizyon toplantısında da yalnız bırakmayan şöhretler takımı vardı, diğer tarafta ise yine futbolun mütekaitleri.
Başbakan’a gol attırmak üzerine kurgulanan futbol tiyatrosunda Başbakan Erdoğan ilk golü attığında Ertem Şener’in  “Filistin’e selâm olsun, Gazze’ye selâm olsun”  sözleri İsrail’e bomba gibi düştü ve İsrail Hükümeti olağanüstü toplanarak danışmanlığına Türkiye’de uzun zaman top koşturan Revivo’nun getirildiği bir kriz masası oluşturdu ve alınacak tedbirler üzerinde uzun saatler süren toplantılar yaptı. 
İstanbul’a yapılacak olan 3. Havalimanı yüzünden ekonomisi alt üst olan ve bir yıldır Merkel’e bile ancak yarım maaş ödeyebilen Almanya, Türkiye’nin bu yeni gücü karşısında ezim ezim ezildi. Merkel’in Franz Backenbauer ile sıcağı sıcağına bir araya gelerek  “N’olacak bu Türkiye’nin yükselişi, nasıl durduracağız?”  diye sorduğu Backenbauer’in ise,  “Efendim hava toplarında o kadar da iyi değil, bakmayın siz ona uzun adam dediklerine, uzunluğunun hava toplarıyla bir ilgisi yok, asıl ellerinin uzun olduğu söyleniyor, bu sebeple siz Alman voleybolunun geleceğinden endişelenin” dediği siyâsî kulislere yansıdı. 
Maç büyük çekişme ile devam ederken ‘golün adı Tayyip Erdoğan’ yanında rakip oyuncu Mehmet Özdilek olduğu halde bir yandan top sürüp diğer yandan iki lâfın belini kırarken ve kaleci Volkan da bu harâretli saha içi muhabbetine kulak misafiri olmaya çalışırken Ertem Şener’in maçı izleyemeyen izleyiciye  “Hacivârî bir vuruş”  olarak tarif ettiği bir vuruşla ikinci golünü attı. 
Skorun 3-2 olmasıyla morali iyice bozulan Merkel’in elleriyle yüzünü kapatarak, “Oh Mein Gott! Wenn nach dem dritten Flughafen, auch noch das  dritten Tor von Tayyip Erdoğan kommen, sind wir geliefert.” (Aman Tanrım, 3. Havalimanından sonra 3. gol de gelirse Erdoğan’dan, biz mahvolduk) dediği ve hüngür hüngür ağlamaya başladığı alt yazısını geçti CNN İnternational.
Ve maçın 10. dakikası geldiğinde heyecan doruktaydı.
Turuncu takımın kalecisi topu eliyle defansın bel kemiği Yıldırım Demirören’in önüne attı, Demirören hiç bekletmeden gelişine bir yan pasla topu Erdoğan’a verdi. Erdoğan’la adam adama oynayan Mehmet Özdilek’in amansız presinden kıvrak bir vücut çalımıyla kurtulan Erdoğan, pasını Demirören’e verdi. Özdilek yorulmuştu, adım atacak, topa vuracak dermânı kalmamıştı, top ayağının altından geçti de haberi bile olmadı ve bundan istifade eden Demirören topu tekrar Başbakana verdi. Başbakan önce kaleye baktı Volkan’la göz göze geldi, millî takımın tecrübeli file bekçisi Volkan adeta bu bakışlardan büyülenmişti, yerinden kıpırdayamıyordu, bunu fırsat bilen fırsatçı Erdoğan topu köşeden ağlarla buluşturdu. Maçın skoru 3-3 olmuştu, bunu veciz bir cümleyle seyirciye duyurmak gerekiyordu, Ertem Şener de zaten bunun için oradaydı. 
Başbakanın attığı bu üçüncü golden sonra Ertem Şener ağlamaklı bir sesle;  “Birinci golü Recep’e, ikinci golü Tayyip’e ve üçüncü golü de Erdoğan’a yazıyoruz”  diyerek adını sunuculuk tarihine altın harflerle yazdırdı ve diğer tüm sunucuları ‘sıfırladı’. 


***


Yıllar evvel, asker-polis, öğretmen, imam, mühendis, kadın, çocuk, bebek, yaşlı demeden doymaksızın kan döken PKK’nın, elinden kan damlayan başı Apo’nun, ölüm emri vermekten vakit bulduğu zamanlarda ininden çıkıp futbol oynadığı haberleri ve görüntüleri yansırdı medyaya. 
Sahada dağ kıyafetleriyle PKK’nın katilleri, dakikalarca Apo’nun gol atması için sahada yürürlerdi. Apo ayağına topu alır, yanında yöresindeki PKK’lıların refakatiyle yürürler, karşısındakiler ise Apo’nun ayağından topu alır gibi yaparlar ve Apo’dan çalım yiyerek gol atmasını sağlayıp liderlerini memnun ederlerdi. 


***


O akşam o halı sahada mizansen olarak PKK kamplarındaki maçın bir benzerini izledi Türkiye. Tek fark vardı iki maç arasında; kamplarda Apo memnun ediliyordu, İstanbul’da Başbakan 
Erdoğan...


***


Futbol dünyası üzerine düşeni yaptı. 
Şimdi sıra sinemacılarda, Oceasn’s Eleven benzeri adrenalini yüksek bir soygun filminde başrol vermeliler Başbakana ki Brad Pitt’ten daha iyi bir aktör olduğunu ispat etsin.
Şimdi sıra Boks Federasyonu’nda, ringte Başbakan’dan sopa yiyecek bir şöhretli boksör bulmalılar.
Şimdi sıra Güreş Federasyonu’nda, birkaç saniyede tuş olacak bir güreşçiyi mindere çıkarmalılar Başbakan’ın karşısına. Herkes bir şeyler yapmalı Başbakan için ve herkes her gece başını yastığa koyduğunda kendine şu soruyu sormalı:
“Bugün Başbakan için ne yaptın?”  

Yorumlar

Güvenlik Kodu

vahiy  insan  şehir  revelation  ahlâk  etik  ethica  nüzhet yalan estetik  metafizik  ebrah doğu  batı  fıtrat  creation  yaratılış  iyilik  kötülük  dürüstlük  eşref-i mahlûkat  kişilik  asâlet  cesâret  vefâ  sadâkat  ihânet  yalan  immoralist  mitoloji  belh’um adâl  aere perennius  antere  genetik  şuur  terbiye  muâşeret  muâşaka  muvâsalat  firâk  zarâfet  letâfet  ferâset  panteon   rolyef  fresk  heykel  portre  gravür   ideal  ülkü  ülkücü   kerbelâ  aşk keşke  cennet  cehennem  araf  âdem  havva  hâbil  kâbil  elma  haz  hayâ  hicap  gurur  hürriyet  adâlet  musâvat  agnostic  akıl  dacret  locig  analytical  antiq  aristokrasi  kûrûn-i vustâ  giyotin  hakikat  hikmet  paradox  dialectic  tenkit  stoa  akademia  logos  logos spermaticos  felâsife  gelenek  hermeneutic  semantic  hint  upanişad  mutezile  ihvân-ı safa  ilk neden   iskenderiye okulu  medinetü’l fâzıla   hürriyet  kölelik  rönesans  ütopya  rethoric allah’ın kulu abdullah muhammed  kur’ân  endülüs ibn-i rüşd  aristotales  şeyh gâlip  farâbi  platon  sokrat   marcus aurelius  galile  mimar sinan  kirkedard  farabi  ibn-i sina   ibn-i hâldun  kafka  taşköprülüzâde  gazâli  musa cârullah  şemseddin sâmi frasheri  bergson  enver paşa  muhammed ikbal  hayyam  mehmet âkif  yâkup cemil  şems  ibn-i haldun  mevlâna  ali şeriâti  fuzulî  ebu’l âlâ el maarrî  ahmet mithat efendi  cemil meriç  nâmık kemal  ahmed hamdi tanpınar  kemal tahir  yahya kemal  cahid zarifoğlu  dostoyevski  tolstoy  knut hamsun  nietzsche  oğuz atay gogol  albert camus  descartes  herman hesse  puşkin  halil cibran  kaşgarlı mahmut  tevfik fikret  cenap şehabettin  neyzen tevfik  motzart  bach  mahler  tarkovski  suç ve  cezâ   anna karenina  madonna  prag  istanbul  çocuk kalbi  sn. petersburg  soljenitsin  marks  kant  heraklit  hegel  el-hamra  endülüs  kâmus u türkî  redhouse  wagner  kâmus u okyanus  lugat-i fransevî  iliria shqip  meydan larusse  şakâyık-ı nûmâniye  mevzuâtü’l ulûm  abdülkadir merâgi  ıtrî  muhammed esed  michelangelo van gogh  cezanne  rembrand  monet  hoca ali rıza  ulysess gaze  eleni karaindrou  sezen aksu  golha  farid farjad  osman hamdi

Tasarım : ATS