Telvin Hüsn-ü Hat Sahaf Şiir sine40
Anasayfa > Adnan İslamoğulları > Kirli bir şuuraltı...

Kirli bir şuuraltı...


“Çalışan kadın fuhuşa hazırlık yapan sürece destek oluyor...”  


“Kadın haber sunduğunda erkeklerin ona bakmasında sakınca var ama haber sunan erkeğe kadınlar bakabilirler, bakmadan bakmaya fark var...”  


“Evlilikle ilgili şeriatımız İslâm’ın yaş haddi yoktur, büluğ çağından önce de bir çocuk evlenebilir. Çocuklar arası nikah da yapılabilir...”


Sosyal Doku Vakfı Başkanı Nureddin Yıldız’ın kamuoyu ile paylaştığı görüşleri bunlar.
Aşağıdaki paragrafta vâz edilen görüşler ise Furkan Vakfı Grubu Başkanı Alparslan Kuytul’un İslâmî münderecâtından süzülenler:


“Ne diyor İslâm, annen de olsa diz kapağının altından göbeğine kadar ve sırtına bakamazsın. Annen de olsa, diz kapağının üstü tahrik eder. İslâm gerçeği konuşuyor. Hayal aleminde değil İslâm. Toz pembe hayallerde gezmiyor İslâm. ’Olmaz canım, annesiyle olur mu, bacısıyla olur mu?’İslâm hayal kurmuyor, gerçeği söylüyor. ’Olur’diyor. Biri yapmazsa biri yapar. ’Olur mu?’diyenlerin başlarına geliyor...”


Buluğ çağına gelen kız evlâtlarını öpmediğini söyleyen cüppeli bir hoca efendiyi ise geçtiğimiz yıl sıkça çıktığı ’Teketek’programında canlı yayında izlemiştik.


Süleyman Uludağ’ın ’Sufî Gözüyle Kadın’ kitabını ilk okuduğumda, kitapta kadın bahsinde zikredilenlerin yüzyıllar öncesinin fantastik rivâyetleri olduğunu düşünmüştüm.


Öyle ya... “Ayaklarının altına cennet serilen”  kadın hakkında, bir gece içinde yüzlerce kez birlikte olunabileceğinden bahseden rivâyetler ancak fantastik olabilirdi.


1990’lı yılların ortasında evvela Boğaziçi Üniversitesi’den mezun olup, Amerika’ya doktora eğitimi için giden bir genç kızımızın, gittikten kısa bir süre sonra yolladığı e-postada sorduğu soru şuydu:
 “Amerika’ya geldiğim günden beridir Müslüman bir kadın doktora öğrencisi olarak sürekli karşılaştığım bir soru var, Hz. Aişe henüz dokuz yaşındayken Hz. Peygamber ile nasıl evlendi? Bu soruyu cevaplamakta zorlanıyorum.”  


Şüphesiz bir fetva hattı olarak değil fakat bir aile dostu olarak yardım istiyordu.


Ne yazabilirim diye düşünürken, konuyu o zamanlar henüz daha siyaset, iktidar ve güç ile tanışmamış olan, mütevazı odasında yalnızca kitaplarıyla ve öğrencileriyle haşır neşir olan dostum şimdiki Diyânet İşleri Başkanı Mehmet Görmez ile paylaşmıştım. Bir Hadis Hocası olarak verdiği cevap gayet tutarlıydı:
“O dönem Arap toplumunda kız çocuklarına büluğ çağına ermeden yani regl olmadan yaş verilmez, büluğa erdiğinde 1 yaşında denirdi, bu sebeple Hz. Aişe, Hz. Peygamber ile evlendiğinde dokuz değil, 17 ya da 18 yaşındaydı”  demişti.


Bu cevap Amerika’daki doktora öğrencimizi ve sorularına muhatap olduğu gayrimüslim arkadaşlarını ne denli rahatlattı bilemiyorum.


Fakat bugün geldiğimiz noktada Türkiye’nin hâlâ asırlar öncesinin cehaletine ve ilkelliğine nasıl teşne olduğunu görmek çok üzücü.


Üç tarafı sularla, dört tarafı düşmanlarla çevrili Türkiye’yi içten içe bir cehalet kemiriyor. Bu cehaletin keyfiyeti okuma-yazma oranları değil.


Bu cehaletin tekeli tam tersine okuyanların elinde.


Türkiye’nin en güzide üniversitelerinin kapanmasını teklif eden okumuş yazmış bir köşe yazarı.
Erasmus projesine  “orgazm-us projesi”  diyen yine mürekkep yalamış bir yazar.


“Hamile kadınların sokakta gezmesi doğru değil, çalışan kadın yuvasını dağıtıyor”  diyen de mektep, medrese, rahle  görmüş bir Müslüman entelektüel.


Ve bütün bu cehalete sessiz kalan İlahiyat denen gettolardaki fakültelerindeki odalarında kafalarını kuma gömmüş, hakikat derdini yitirmiş, bir maaş kartının esiri olmuş belki binlerce akademisyen, yüzlerce profesör, yüzlerce doçent.
“Âlimler peygamberlerin vârisidirler...”     


Hangi âlimler?


Haksızlık karşısında şeytanın dili olan âlimler mi?


Haksızlık karşısında dilini yutan âlimler mi?


Haksızlık karşısında gücün, otoritenin yanında el bağlayıp, saf tutan ve rükû mesâbesinde eğilen ve hatta secde eden âlimler mi?


Yazık...


Bir siyasi iktidar uğruna Müslümanlığımız tahrip oluyor.


Kendisine vâris kıldığı ’âlimler’ soytarıya dönüşüyor.


Gönderilme gayesi olarak vâz ettiği ’güzel ahlâk’politik hırslara yem ediliyor.


Bir elinde güneşi, diğer elinde ise ayı reddettiği ’dâvâ’sı ve ’adanmışlığı’ndan ilhâm alınmasının önü kapanıyor.
Yazık oluyor...



Yorumlar

Güvenlik Kodu

vahiy  insan  şehir  revelation  ahlâk  etik  ethica  nüzhet yalan estetik  metafizik  ebrah doğu  batı  fıtrat  creation  yaratılış  iyilik  kötülük  dürüstlük  eşref-i mahlûkat  kişilik  asâlet  cesâret  vefâ  sadâkat  ihânet  yalan  immoralist  mitoloji  belh’um adâl  aere perennius  antere  genetik  şuur  terbiye  muâşeret  muâşaka  muvâsalat  firâk  zarâfet  letâfet  ferâset  panteon   rolyef  fresk  heykel  portre  gravür   ideal  ülkü  ülkücü   kerbelâ  aşk keşke  cennet  cehennem  araf  âdem  havva  hâbil  kâbil  elma  haz  hayâ  hicap  gurur  hürriyet  adâlet  musâvat  agnostic  akıl  dacret  locig  analytical  antiq  aristokrasi  kûrûn-i vustâ  giyotin  hakikat  hikmet  paradox  dialectic  tenkit  stoa  akademia  logos  logos spermaticos  felâsife  gelenek  hermeneutic  semantic  hint  upanişad  mutezile  ihvân-ı safa  ilk neden   iskenderiye okulu  medinetü’l fâzıla   hürriyet  kölelik  rönesans  ütopya  rethoric allah’ın kulu abdullah muhammed  kur’ân  endülüs ibn-i rüşd  aristotales  şeyh gâlip  farâbi  platon  sokrat   marcus aurelius  galile  mimar sinan  kirkedard  farabi  ibn-i sina   ibn-i hâldun  kafka  taşköprülüzâde  gazâli  musa cârullah  şemseddin sâmi frasheri  bergson  enver paşa  muhammed ikbal  hayyam  mehmet âkif  yâkup cemil  şems  ibn-i haldun  mevlâna  ali şeriâti  fuzulî  ebu’l âlâ el maarrî  ahmet mithat efendi  cemil meriç  nâmık kemal  ahmed hamdi tanpınar  kemal tahir  yahya kemal  cahid zarifoğlu  dostoyevski  tolstoy  knut hamsun  nietzsche  oğuz atay gogol  albert camus  descartes  herman hesse  puşkin  halil cibran  kaşgarlı mahmut  tevfik fikret  cenap şehabettin  neyzen tevfik  motzart  bach  mahler  tarkovski  suç ve  cezâ   anna karenina  madonna  prag  istanbul  çocuk kalbi  sn. petersburg  soljenitsin  marks  kant  heraklit  hegel  el-hamra  endülüs  kâmus u türkî  redhouse  wagner  kâmus u okyanus  lugat-i fransevî  iliria shqip  meydan larusse  şakâyık-ı nûmâniye  mevzuâtü’l ulûm  abdülkadir merâgi  ıtrî  muhammed esed  michelangelo van gogh  cezanne  rembrand  monet  hoca ali rıza  ulysess gaze  eleni karaindrou  sezen aksu  golha  farid farjad  osman hamdi

Tasarım : ATS