Telvin Hüsn-ü Hat Sahaf Şiir sine40
Anasayfa > Adnan İslamoğulları > Karışık kuruşuk yatıyorlar adamı günaha sokuyorlar…

Karışık kuruşuk yatıyorlar adamı günaha sokuyorlar…


"Karışık kuruşuk yatıyorlar" fıkrasını  bilen bilmeyene anlatsın…


Özel yetkili savcının MİT Başkanı Hakan Fidan, eski Müsteşar Emre Tener ve eski Müsteşar Yardımcısı Afet Güneş’i fadeye çağırmasıyla bir kıyamettir kopuyor ülkede.


MİT Başkanının ancak Başbakanın izniyle ifade verebilir olmasından hareketle hükümet Hakan Fidan’ı korumaya alıyor ve ilk şaşkınlığını üzerinden attıktan sonra veryansın demeçleri yayınlıyor.


“Olacak şey değil, her şeyin bir sınır var, ortada bir suç yok ki neyin ifadesi bu” şeklindeki demeçlerle özel yetkili yükleniliyor savcıya.  


Savcılıktan yapılan açıklamalar ve sızan bilgilere göre ifadeye çağırılan MİT Başkanı Hakan Fidan, eski Müsteşar Emre Tener ve eski Müsteşar Yardımcısı Afet Güneş için yapılan suçlamalar çok ağır, “ne kadar doğru bilinmemekle birlikte” medyada dolaşan suçlamalar vatana hıyânet gibi âdetâ.


KCK’yı manipüle etmek, yönlendirmek, KCK içinde  üst düzeylere varan pozüsyonlar edinmek, KCK’nın eylemlerinin istihbaratını alıp bunları güvenlik güçlerine bildirmemek, İmralı’daki örgüt lideriyle örgüt arasında haberleşmeyi sağlamak, KCK’nın özerklik ilanını organize etmek, ilââhir.


* * * * *


Şemdinli'de 9 Kasım 2005 günü PKK hükümlüsü Seferi Yılmaz'a ait Umut Kitabevi bombalanmış, bir kişi hayatını kaybetmiş 1 kişi yaralanmış ve bu olayda  olayından sorumlu 2 astsubay ve 1 PKK itirafçısına, temyiz yolu açık kalmak şartı ile 39 yıl 10 ay hapis cezası verilmişti.


Dönemin Genelkurmay Başkanı Yaşar Büyükanıt bu zanlılar hakkında “Tanırım iyi çocuklardır” demiş ve bu yüzden de yürümekte olan bir dâvâda “yargıya müdahale etmekle” suçlanmıştı.


Özel yetkili savcının MİT Başkanı Hakan Fidan, eski Müsteşar Emre Tener ve eski Müsteşar Yardımcısı Afet Güneş’i ifadeye çağırmasından hemen sonra Dışişleri Bakanı Davutoğlu:


Sayın Müsteşarımız Hakan Fidan ve ekibi gerçekten dış istihbarat bağlamında da, günbegün beraber çalıştığım için, içerdeki çalışmaları da takip etiğim için, görevlerinin hakkını yapan, verilen talimatlar doğrultusunda son derece etkin, başarılı bir şekilde bu görevlerin yerine getiren bir ekiptir” dedi.


Ardından Hükümet üyelerinden açıklamalar geldi benzer minvalde..


Tabii ki Şemdinli sanıklarıyla, MİT Başkanı Hakan Fidan, eski Müsteşar Emre Taner ve eski Müsteşar Yardımcısı Afet Güneş’e istinad edilen suçlar arasında nitelik farkı var, lâkin Büyükanıt ve Davutoğlu ve Hükümet üyelerinin açıklamalar arasında bir nitelik farkı yok, bir çelişki söz konusu. Büyükanıt’ın, “Tanırım iyi çocuklardır”  demesi yargıya müdahale niteliği taşıyorsa, Davutoğlu’nun ve Hükümett üyelerinin söz konusu açıklamaları da aynı şekilde yargıya müdahale niteliği taşıyor.


Yani özel yetkili savcı “onları” yargılarken, mahkûm ederken “bağımsız yargı” oluyor,  MİT Başkanı Hakan Fidan, eski Müsteşar Emre Taner ve eski Müsteşar Yardımcısı Afet Güneş’i ifadeye çağırdığında “bağımsız yargı” olmuyor!.


Eski Genelkurmay Başkanı İlker Başbuğ tutuklanırken “bağımsız yargıya güvenmek gerek” ama MİT Başkanı Hakan Fidan, eski Müsteşar Emre Taner ve eski Müsteşar Yardımcısı Afet Güneş ifadeye çağırıldığında devletin merkezinde toplantı üstüne toplantı yaparak ifadeye gitmelerine engel olmak ve bahse konu kişilerle alakalı olarak Şemdinli olayında Yaşar Büyükanıt’ın yaptığı gibi en üst düzeyde  yargıya müdahale anlamında referanslar vermek.


İşte hükümetin içine düştüğü çelişki bu. Demirel'in meşhur, "devlet bazen rutin dışna çıkar" sözünü teyid eden bir çelişki bu. Başbakanın git gide demirel'e benzemesi de bu yüzden sanırım. 


Yoksa bahse konu kişilerin suçlu olup olmadıkları değil. Buna “bağımsız yargı”(!) karar verecek.


Bizzat Cumhurbaşkanı ve Başbakan da böyle demiyor mu pek çok dâvâyla alakalı?


  

Yorumlar

Güvenlik Kodu

vahiy  insan  şehir  revelation  ahlâk  etik  ethica  nüzhet yalan estetik  metafizik  ebrah doğu  batı  fıtrat  creation  yaratılış  iyilik  kötülük  dürüstlük  eşref-i mahlûkat  kişilik  asâlet  cesâret  vefâ  sadâkat  ihânet  yalan  immoralist  mitoloji  belh’um adâl  aere perennius  antere  genetik  şuur  terbiye  muâşeret  muâşaka  muvâsalat  firâk  zarâfet  letâfet  ferâset  panteon   rolyef  fresk  heykel  portre  gravür   ideal  ülkü  ülkücü   kerbelâ  aşk keşke  cennet  cehennem  araf  âdem  havva  hâbil  kâbil  elma  haz  hayâ  hicap  gurur  hürriyet  adâlet  musâvat  agnostic  akıl  dacret  locig  analytical  antiq  aristokrasi  kûrûn-i vustâ  giyotin  hakikat  hikmet  paradox  dialectic  tenkit  stoa  akademia  logos  logos spermaticos  felâsife  gelenek  hermeneutic  semantic  hint  upanişad  mutezile  ihvân-ı safa  ilk neden   iskenderiye okulu  medinetü’l fâzıla   hürriyet  kölelik  rönesans  ütopya  rethoric allah’ın kulu abdullah muhammed  kur’ân  endülüs ibn-i rüşd  aristotales  şeyh gâlip  farâbi  platon  sokrat   marcus aurelius  galile  mimar sinan  kirkedard  farabi  ibn-i sina   ibn-i hâldun  kafka  taşköprülüzâde  gazâli  musa cârullah  şemseddin sâmi frasheri  bergson  enver paşa  muhammed ikbal  hayyam  mehmet âkif  yâkup cemil  şems  ibn-i haldun  mevlâna  ali şeriâti  fuzulî  ebu’l âlâ el maarrî  ahmet mithat efendi  cemil meriç  nâmık kemal  ahmed hamdi tanpınar  kemal tahir  yahya kemal  cahid zarifoğlu  dostoyevski  tolstoy  knut hamsun  nietzsche  oğuz atay gogol  albert camus  descartes  herman hesse  puşkin  halil cibran  kaşgarlı mahmut  tevfik fikret  cenap şehabettin  neyzen tevfik  motzart  bach  mahler  tarkovski  suç ve  cezâ   anna karenina  madonna  prag  istanbul  çocuk kalbi  sn. petersburg  soljenitsin  marks  kant  heraklit  hegel  el-hamra  endülüs  kâmus u türkî  redhouse  wagner  kâmus u okyanus  lugat-i fransevî  iliria shqip  meydan larusse  şakâyık-ı nûmâniye  mevzuâtü’l ulûm  abdülkadir merâgi  ıtrî  muhammed esed  michelangelo van gogh  cezanne  rembrand  monet  hoca ali rıza  ulysess gaze  eleni karaindrou  sezen aksu  golha  farid farjad  osman hamdi

Tasarım : ATS