Telvin Hüsn-ü Hat Sahaf Şiir sine40
Anasayfa > Adnan İslamoğulları > Hayat devam ediyor…

Hayat devam ediyor…



Futbol ve siyaset arasındaki mânidar benzerlikler bulmuşumdur hep.. İkisi de neticede “bir skor oyunu”dur, başarılarını tabelâda yazan rakamlar ve istatistikler belirler…


İkisinin de adrenalini, heyecanı yüksektir…


Seyircileri için de durum benzerlikler taşır. Futbol seyircisi takımının galibiyetlerinde mutlu olur, mağlûbiyetlerinde üzülür, kahrolur, ama her iki seyirci de edilgendir aslında, kurguya ve neticeye tesirleri yoktur.


Siyasetin seyircisi oy vererek belki neticeyi belirler fakat, hepsi bu kadardır, bir sonraki seçime kadar bir kalabalıktan ibârettir onlar, yalnızca yüzde bilmek kaç oy oranlarııyla isimlendirilirler. Seçim sonrası hiçbir kararda, hiçbir oylamada, hiçbir pazarlıkta, hiçbir görüşmede esâmeleri okunmaz, bir artı ya da eksi değer ifade etmezler, yok hükmündedirler, tek değerleri kalabalık olmalıdır, meydanları, salonları ne kadar doldurduklarıyla kıymet bulurlar…


Her iki takımın da, gerek bir siyâsî parti ve gerekse futbol takımının başında bir “teknik direktör” bulunur, birinin adı budur, diğerinin adı “genel başkan”


Her ikisi de tek yetkilidir, yetkilerini üstleriyle paylaşırlar ancak… Teknik direktörlerin üstleri bellidir, Başkan ve Yönetim Kurulu. “Genel Başkan”ın üstleri ise çok su kaldırır bir konudur, bahse konu üstler genellikle karanlıkta oturmayı tercih ederler, silûetlerini ancak görebilirsiniz, ya da eşgâl tariflerini dinler ya da okursunuz…


Her ikisi de maddî ve manevî tatmin olurlar. Başarılardan ve yönetme gücünden ve tabii kendisine tâbi olan kalabalıklardan…


Başarısızlıklar karşısında da çok benzer tepkileri vardır.


Bütün başarısızlıklar her ikisi de için de “hâricî etkenler”den dolayıdır.


Ya uzun süren sakatlıklardır, ya fikstür cilveleridir, ya kötü saha koşullarıdır, ya şanssız gollerdir, ya hakem hatalarıdır, ya federasyonun oyunlarıdır.


Ya medya tarafsızlığıdır, medya görmezden gelir, medya kasıtlı, yanlı yayın yapar. Ya anketlerde yönlendirmeler yapılmıştır, ya devlet imkânları haksız rekabet şartlarında kullanılmıştır veya buna benzer pek çok olumsuz şart kazanmalarını engellemiştir.


Her ikisi için de aslında başarı biraz sübjektiftir. Şerefli ikincilikler, göreceli “oyumuzu arttırdık” kandırmacaları, dışarıda kalan oy miktarlarını kendi hanelerine yazmalar, seçmen tatildeydi mazeretleri…


Başarısızlıkları te’vil mekanzimaları ve zekâları çok güçlüdür...


Futbol ve siyâset fazlaca birbirine benzer…


Hep “önümüzdeki maçlara bakacağız” rahatlığı vardır.


Siyasette bir takımın(partinin) defalarca seçim başarısızlığı neticesinde, hemen bütün kurulları değişir, neredeyse bazen seyircileri yani seçmenleri değişir ama teknik direktör asla kendini başarısız hissetmez. Kendisi çok başarılıdır, kurmayları ve çevresidir başarısız olan. Onları değiştirir ve yoluna devam eder…


Her ikisinin de, teknik direktörün ve liderin bazı futbolculara veya yöneticilere zaafı vardır. Ondan vazgeçemez. Tribünlere ya da tabana saç-baş yoldurur futbolcu veya yönetici ama ne teknik direktör o futbolcusundan ne de lider o yöneticisinden vazgeçer. Sahaya sürer, kadroya alır, primlerden faydalandırır. Gazetelerin üçüncü sahifelerine magazin malzemesi olsa da yine de ondan vazgeçmez. HT kalitesinde çekilmiş ahlâksız görüntüleri de yansısa kamuoyuna yine de yanında-yöresinde taşır…


Futbol ve siyaset fazlaca birbirine benzer…


2008 yılında Metalis’e elendikten sonra Beşiktaş Teknik Direktörü Ertuğrul Sağlam, “Hayat devam ediyor” demişti. Liverpol’dan sekiz tane gol yediklerinde de aman aman bir özeleştiri yapmamış, yalnızca istifa etmişti. Eh, sekiz gol yalnızca Beşiktaş kalesine girmemişti anlaşılan ve tevil edilecek tarafı da yoktu.


Bu noktada futbolun bir ayrıcalığı vardır, hezimetlerden sonra teknik direktörü koltuğundan edecek mekanizmalar hızla harekete geçer, siyastte ise o koltuta oturan neredeyse lâyüseldir ve kekndisi istemediği müddetçe kolay kolay o koltuktan ayrılmaz.


Geçtiğimiz günlerde Boluspor’a yenilerek kupadan elenen Beşiktaş’ın Teknik Direktörü Carvalhal da maçtan sonra aynı şeyi söyledi:


“Hayat devam ediyor…”.  


Ne kadar kolay!...


Aslında belki de o kadar kolay ve haklı oldukları bir yer var, gerçekten de hayat devam ediyor çünkü…


Aslında asıl mesele seyircinin gösterdiği yüksek hassasiyet belki. Kurgusuna ve neticelerine hiç tesir edemedikleri bir oyun hakkında bu kadar yüksek hassasiyet hatta zaman zaman kendilerini ciddi kavgaların içinde bulmaları enteresan olan…


Hülasa, futbol ve siyaset fazlaca birbirine benzer… Futbolcusuyla, seçmeniyle, teknik direktörüyle fazlaca benzer..


  








Yorumlar

TEVFİK ATASOY

Abi döktürmüşün kalemine sağlık.teknik adamların takıma verdiği zararın telafisi mümkün olabilir ama siyasetçilerin memlekete verdiği zarar çok derin yaralar bırakabiliyor.

Güvenlik Kodu

vahiy  insan  şehir  revelation  ahlâk  etik  ethica  nüzhet yalan estetik  metafizik  ebrah doğu  batı  fıtrat  creation  yaratılış  iyilik  kötülük  dürüstlük  eşref-i mahlûkat  kişilik  asâlet  cesâret  vefâ  sadâkat  ihânet  yalan  immoralist  mitoloji  belh’um adâl  aere perennius  antere  genetik  şuur  terbiye  muâşeret  muâşaka  muvâsalat  firâk  zarâfet  letâfet  ferâset  panteon   rolyef  fresk  heykel  portre  gravür   ideal  ülkü  ülkücü   kerbelâ  aşk keşke  cennet  cehennem  araf  âdem  havva  hâbil  kâbil  elma  haz  hayâ  hicap  gurur  hürriyet  adâlet  musâvat  agnostic  akıl  dacret  locig  analytical  antiq  aristokrasi  kûrûn-i vustâ  giyotin  hakikat  hikmet  paradox  dialectic  tenkit  stoa  akademia  logos  logos spermaticos  felâsife  gelenek  hermeneutic  semantic  hint  upanişad  mutezile  ihvân-ı safa  ilk neden   iskenderiye okulu  medinetü’l fâzıla   hürriyet  kölelik  rönesans  ütopya  rethoric allah’ın kulu abdullah muhammed  kur’ân  endülüs ibn-i rüşd  aristotales  şeyh gâlip  farâbi  platon  sokrat   marcus aurelius  galile  mimar sinan  kirkedard  farabi  ibn-i sina   ibn-i hâldun  kafka  taşköprülüzâde  gazâli  musa cârullah  şemseddin sâmi frasheri  bergson  enver paşa  muhammed ikbal  hayyam  mehmet âkif  yâkup cemil  şems  ibn-i haldun  mevlâna  ali şeriâti  fuzulî  ebu’l âlâ el maarrî  ahmet mithat efendi  cemil meriç  nâmık kemal  ahmed hamdi tanpınar  kemal tahir  yahya kemal  cahid zarifoğlu  dostoyevski  tolstoy  knut hamsun  nietzsche  oğuz atay gogol  albert camus  descartes  herman hesse  puşkin  halil cibran  kaşgarlı mahmut  tevfik fikret  cenap şehabettin  neyzen tevfik  motzart  bach  mahler  tarkovski  suç ve  cezâ   anna karenina  madonna  prag  istanbul  çocuk kalbi  sn. petersburg  soljenitsin  marks  kant  heraklit  hegel  el-hamra  endülüs  kâmus u türkî  redhouse  wagner  kâmus u okyanus  lugat-i fransevî  iliria shqip  meydan larusse  şakâyık-ı nûmâniye  mevzuâtü’l ulûm  abdülkadir merâgi  ıtrî  muhammed esed  michelangelo van gogh  cezanne  rembrand  monet  hoca ali rıza  ulysess gaze  eleni karaindrou  sezen aksu  golha  farid farjad  osman hamdi

Tasarım : ATS