Telvin Hüsn-ü Hat Sahaf Şiir sine40
Anasayfa > Adnan İslamoğulları > Bir plastik leğen ve bir paket deterjan…

1000 yıl süreceği söylenen 28 Şubat’tan geriye kalan:


Bir plastik leğen ve bir paket deterjan…


 


28 Şubat’ın en popüler ve en çok konuşan/konuşulan ve belki de 28 Şubat vitrinindeki görünen en  güçlü ismi Genelkurmay 2. Başkanı Çevik Bir tutuklandı ve Sincan Cezaevi’nde…


Aslında cezaevinde tutuklu olan, Genelkurmay 2. Başkanı Çevik Bir’in şahsında “bin yıl” süreceği iddia edilen “28 Şubat”.


Darbe suçuyla…


Ardından  28 Şubat sürecinde Genelkurmay Genel Sekreterliği görevinden bulunan Erol Özkasnak da gözaltına alındı.


Muhtemelen ve umut edilir ki sırada Karadayı ve  Kıvrıkoğlu  vardır, onlar da sanık sandalyesine otururlar ve o sandalyede görürüz onları. Neticesi elbette yargının vereceği bir karar. Fakat 28 Şubat’ın anlı-şanlı generallerinin o sanık sandalyede otururken “bin yıl”ın matematik değerleri hususunda ne düşüneceklerini merak ediyorum doğrusu!..


“Cumhuriyet’in kurucusu” sıfatını garip bir şekilde tekelinde bulunduran bu darbe heveslisi asker sınıfının bugün vazifedeki halefleri ve genç subaylar, bundan sonra bu sıfatın yalnızca kendi tekellerinde olmadığını anlarlar umarım.


Cumhuriyetin kuruculuğu topyekûn bu millete ait bir sıfattır, kazmasıyla, küreğiyle, sabanıyla, kadınıyla, çocuğuyla, bıyığı terlememiş İstanbul Lisesi delikanlılarıyla, “hey obeşli”leriyle, kadınıyla, erkeğiyle, doktoruyla, cümle meslek erbabıyla ve askeriyle bu aziz millete aittir.


Cumhuriyetin kuruculuğu sıfatının, elinde silahı olanın değil, kafası bozuk olanın değil, darbe heveslileriyle iş tutan siyâsetçilerin değil, iş adamlarının ve medya patronlarının değil, darbelere tetikçilik yapan gazetecilerin değil, darbecilerle senkronize olmuş sözde sivil toplum örgütlerinin değil, topyekûn milletin taşıdığı ve “bin yıl” değil, sonsuza kadar taşıyacağı bir sıfattır.


Bunun her kesimin zihnine kazınıyor olması ve toplum mühendisliğinin ne kadar deli saçması bir zırva olduğunun anlaşılıyor olması Türk siyâsî hayatı için en önemli kazanımdır.


Darbecilerin yargılanıyor olmasının en büyük dersi ve neticesi bunun yerli yerine oturuyor olmasıdır.


28 Şubat’tan geriye kalan moloz arasında hiç şüphesiz “Fırat’ın kenarındaki koyunu” kendisine dert edinen İslâmcı siyaset var. 28 Şubat’la hesaplaşmayan ve hesaplaşmaya da artık ömrü kalmayan Millî Görüş’ün içinden çıkan mevcut iktidarın ise geçmiş İslâmcı mücâdeleyle ne muhteva ne de uygulama olarak bir alakaları yok. Onların 28 Şubat’tan çıkardıkları dersin adı; liberal İslâmcılık, ne Fırat’ın koyunu, ne Bağdat’ın yetimi…


Türk milliyetçiliğini Milli Güvenlik Siyaset Belgesi’ne bölücülük ve irticadan sonra üçüncü bir tehdit unsuru olarak yerleştiren de 28 Şubat’ın kurmaylarıydı. Türk mlliyetçiliğinin siyâsî kurumlarının bununla hesaplaşmasını beklemek de fazlaca bir iyi niyet hatta saflık olur. 12 Eylül darbesinin yargılamalarına lûtfen ve dostlar alışverişte görsün kabilinden müdahil olan bu kurum ve kadroların birkaç göstermelik demecin haricinde 28 Şubat ile ilgili söyleyecek sözleri de olmayacak.   


28 Şubat milletiyle fersah fersah yabancılaşan bir muhterisler ve menfaatperestler güruhunun çok kötü bir darbe örneği olarak tarihteki yerini alacak.


28 Şubat’tan geriye darbeciler adına, Genelkurmay 2. Başkanı Çevik Bir’in tutuklu olduğu Sincan cezaevinden ilk talebi olan “bir plastik leğen ve bir paket deterjan” kaldı. Temizlensinler temizlenebiliyorlarsa bir plastik leğen ve bir paket deterjan”la…


Onları, üzerinde yıkandıkları bir tuğlanın suyun altında erimesi bile temizleyemeyecek.

Yorumlar

Güvenlik Kodu

vahiy  insan  şehir  revelation  ahlâk  etik  ethica  nüzhet yalan estetik  metafizik  ebrah doğu  batı  fıtrat  creation  yaratılış  iyilik  kötülük  dürüstlük  eşref-i mahlûkat  kişilik  asâlet  cesâret  vefâ  sadâkat  ihânet  yalan  immoralist  mitoloji  belh’um adâl  aere perennius  antere  genetik  şuur  terbiye  muâşeret  muâşaka  muvâsalat  firâk  zarâfet  letâfet  ferâset  panteon   rolyef  fresk  heykel  portre  gravür   ideal  ülkü  ülkücü   kerbelâ  aşk keşke  cennet  cehennem  araf  âdem  havva  hâbil  kâbil  elma  haz  hayâ  hicap  gurur  hürriyet  adâlet  musâvat  agnostic  akıl  dacret  locig  analytical  antiq  aristokrasi  kûrûn-i vustâ  giyotin  hakikat  hikmet  paradox  dialectic  tenkit  stoa  akademia  logos  logos spermaticos  felâsife  gelenek  hermeneutic  semantic  hint  upanişad  mutezile  ihvân-ı safa  ilk neden   iskenderiye okulu  medinetü’l fâzıla   hürriyet  kölelik  rönesans  ütopya  rethoric allah’ın kulu abdullah muhammed  kur’ân  endülüs ibn-i rüşd  aristotales  şeyh gâlip  farâbi  platon  sokrat   marcus aurelius  galile  mimar sinan  kirkedard  farabi  ibn-i sina   ibn-i hâldun  kafka  taşköprülüzâde  gazâli  musa cârullah  şemseddin sâmi frasheri  bergson  enver paşa  muhammed ikbal  hayyam  mehmet âkif  yâkup cemil  şems  ibn-i haldun  mevlâna  ali şeriâti  fuzulî  ebu’l âlâ el maarrî  ahmet mithat efendi  cemil meriç  nâmık kemal  ahmed hamdi tanpınar  kemal tahir  yahya kemal  cahid zarifoğlu  dostoyevski  tolstoy  knut hamsun  nietzsche  oğuz atay gogol  albert camus  descartes  herman hesse  puşkin  halil cibran  kaşgarlı mahmut  tevfik fikret  cenap şehabettin  neyzen tevfik  motzart  bach  mahler  tarkovski  suç ve  cezâ   anna karenina  madonna  prag  istanbul  çocuk kalbi  sn. petersburg  soljenitsin  marks  kant  heraklit  hegel  el-hamra  endülüs  kâmus u türkî  redhouse  wagner  kâmus u okyanus  lugat-i fransevî  iliria shqip  meydan larusse  şakâyık-ı nûmâniye  mevzuâtü’l ulûm  abdülkadir merâgi  ıtrî  muhammed esed  michelangelo van gogh  cezanne  rembrand  monet  hoca ali rıza  ulysess gaze  eleni karaindrou  sezen aksu  golha  farid farjad  osman hamdi

Tasarım : ATS