Telvin Hüsn-ü Hat Sahaf Şiir sine40
Anasayfa > Adnan İslamoğulları > “PKK ile barış anlaşması sağlanırsa Güneydoğu’da görev yapan güvenlik görevlileri savaş suçlusu olarak yargılanacak”

“PKK ile barış anlaşması sağlanırsa Güneydoğu’da görev yapan güvenlik görevlileri savaş suçlusu olarak yargılanacak”


MİT ve PKK’nın Oslo’da yaptığı görüşmelerde yapılan mutabakatta yer alan bir maddeyi Taraf Gazetesi’nden Emre uslu yazdı geçen hafta..


Yeniçağ Gazetesi’den Ümit Özdağ’ın haricinde yazıya dikkat çeken olmadı. Televizyonlar yazıyı görmezden geldi.. Uzmanlar, stratejistler konu hakkında susmayı tercih ettiler. Hükümet kanadı dut yemiş bülbül gibi. Muhalefet ise her zaman olduğu gibi hükümete hizmet etmekten başka bir iş yapmayıp, Başbakanın ekmeğine yağ sürmekle meşgul…


Emre Uslu, Oslo görüşmelerinde PKK ile MİT arasındaki uzlaşma maddelerinden birisinin, “PKK ile barış anlaşması sağlanırsa Güneydoğuda görev yapan güvenlik görevlileri savaş suçlusu olarak yargılanacak” maddesinin bulunduğunu ve tarafların hazır bulunduğu görüşmede üçüncü bir ‘hakem devletin’ taraflar adına bu anlaşmayı imzaladığını yazdı.


2011 / Haziran seçimlerinin en önemli meydan polemiklerinin arasında yer alıyordu bu konu aslında. Seçim meydanlarında APO ile görüştükleri iddiasını sert ifadelerle reddeden Recep Tayip Erdoğan, “Bunu ispatlamayan şerefsizdir!” diyordu.


Daha sonra MİT müsteşarı Hakan Fidan’ı Oslo görüşmelerine “Ben yolladım” diyecek olan Başbakan, Demirel’in siyâset etme metodunu şiar edinmiş olacak ki, seçim meydanlarında ağzından dökülen “ispatlamayan şerefsizdir” cümlelerini “dün dündür, bugün bugün” diyerek unutuvermişti.


MİT-PKK görüşmeleri için, “MİT-PKK görüşmelerinde yazılı bir belge verme, taviz verme söz konusu değil” diyen Başbakan, Emre Uslu’nun yazdığı yazıya bir haftadır sessiz kalmakta. Yazıdaki iddia yenilir yutulur cinsten bir iddia değil.


“PKK barış anlaşması sağlanırsa Güneydoğu’da görev yapan güvenlik görevlileri savaş suçlusu olarak yargılanacak”.


Ne demek bu?


Bölgede ve hatta tüm yurtta otuz yıldır devam eden teröre karşı mücadele vermiş bütün güvenlik kuvvetleri mensupları askeriyle, polisiyle ‘savaş suçlusu’ olarak yargılanacaklar.


Yani, Goran Haciç, Ratko Mladiç, Radovan Karaçic, Slobodan Miloşeviç gibi!...


“Hadi canım, altı üstü bir görüşme tutanağı” denebilir bu duruma.


Fakat kazın ayağı hiç de öyle değildir.


Tarihte, bu tür hakem devleti nezaretinde atılan imzaların nelere mâl olduğunun örnekleri vardır ve en önemlilerinden birisi de Emre Uslu’nun da yazdığı gibi, Belfour Deklarasyonu’dur. 1917’de Birleşik Krallık Dışişleri Bakanı’nın Yahudi cemaati liderine gönderdiği bir mektupta Filistin’de bir Yahudi devletinin kurulmasından yana olduğunu belirtiyordu. Bilindiği gibi, bu mektup daha sonra bir uluslar arası hukuk metni olarak kabul edildi ve İsrail’in kurulma sürecinin başlangıcı odu.


Oslo görüşmeleri ve KCK-MİT ilişkileri sebebiyle MİT müsteşarı Hakan Fidan’ın mahkemece ifadeye çağırılması krizinde, “MİT müsteşarına talimatı veren benim, alacaksanız beni alın” diyerek yargıya rest çekecek kadar müsteşarına sahip çıkan Başbakan, pek çok soruya da muhatap oluyor böylelikle.


MİT ve PKK arasındaki ‘Oslo görüşmeleri’nin talimatını bizzat veren Sayın Başbakan, Oslo görüşmelerindeki mutabakat maddelerinden birisi olduğu iddia edilen “PKK ile barış anlaşması sağlanırsa Güneydoğu’da görev yapan güvenlik görevlileri savaş suçlusu olarak yargılanacak” maddesiyle alâkalı mutabakat yetkisi emrini de siz mi verdiniz?


Bu anlaşmanın yarınlarda Türkiye’yi nasıl bir hukukî çıkmaza sokabileceğini bilmiyor musunuz?


KCK ile MİT arasındaki ilişkilerin talimatını da siz mi verdiniz?


Son günlerde ‘Âkil Gazeteciler’den birinin Leyla Zana ile yaptığı mülâkatta Leyla Zana’nın “Bu işi Erdoğan Çözer” cümlesinin ‘üzerine abanan’ Türk Basını, Emre Uslu’nun bu yazısını neden görmezden geldi?


APO’nun ‘ev hapsi’nin konuşulabilir olduğunu söyleyen ve kamuoyunu bu duruma alıştırmak isteyen Bülent Arınç’a da konuş talimatını siz mi verdiniz?


‘Düşman BDP’ metaforundan beslenerek ‘Dost Leyla Zana’ imajıyla mı serbest bırakacaksınız APO’yu?


BDP Lideri Dmirtaş’a Leyla Zana hakkında olumsuz sözler söyleyerek ‘Düşman BDP ama Dost Leyla Zana’ imajını kuvvetlendirmesi talimatını da mı siz verdiniz Sayın Başbakan?


“PKK ile barış anlaşması sağlanırsa Güneydoğu’da görev yapan güvenlik görevlileri savaş suçlusu olarak yargılanacak”sa eğer, güvenlik güçlerini arenaya aslanlar parçalasın diye mi atacaksınız?


“PKK ile barış anlaşması sağlanırsa Güneydoğu’da görev yapan güvenlik görevlileri savaş suçlusu olarak yargılanacak”sa eğer, güvenlik görevlileri bölgede terörle nasıl, hangi motivasyon veya hangi idealle mücadele edecek?


Yoksa yakın zamanda teröristleri gerilla olarak mı tanıyacak hükümetiniz?


MİT ve PKK arasındaki görüşmelerin talimatını “Ben verdim” diyorsanız eğer, buna benzer tüm soruların da muhatabı olduğunuzu kabul ediyorsunuz demektir Sayın Başbakan!


Cevaplayınız o zaman…


 

Yorumlar

Güvenlik Kodu

vahiy  insan  şehir  revelation  ahlâk  etik  ethica  nüzhet yalan estetik  metafizik  ebrah doğu  batı  fıtrat  creation  yaratılış  iyilik  kötülük  dürüstlük  eşref-i mahlûkat  kişilik  asâlet  cesâret  vefâ  sadâkat  ihânet  yalan  immoralist  mitoloji  belh’um adâl  aere perennius  antere  genetik  şuur  terbiye  muâşeret  muâşaka  muvâsalat  firâk  zarâfet  letâfet  ferâset  panteon   rolyef  fresk  heykel  portre  gravür   ideal  ülkü  ülkücü   kerbelâ  aşk keşke  cennet  cehennem  araf  âdem  havva  hâbil  kâbil  elma  haz  hayâ  hicap  gurur  hürriyet  adâlet  musâvat  agnostic  akıl  dacret  locig  analytical  antiq  aristokrasi  kûrûn-i vustâ  giyotin  hakikat  hikmet  paradox  dialectic  tenkit  stoa  akademia  logos  logos spermaticos  felâsife  gelenek  hermeneutic  semantic  hint  upanişad  mutezile  ihvân-ı safa  ilk neden   iskenderiye okulu  medinetü’l fâzıla   hürriyet  kölelik  rönesans  ütopya  rethoric allah’ın kulu abdullah muhammed  kur’ân  endülüs ibn-i rüşd  aristotales  şeyh gâlip  farâbi  platon  sokrat   marcus aurelius  galile  mimar sinan  kirkedard  farabi  ibn-i sina   ibn-i hâldun  kafka  taşköprülüzâde  gazâli  musa cârullah  şemseddin sâmi frasheri  bergson  enver paşa  muhammed ikbal  hayyam  mehmet âkif  yâkup cemil  şems  ibn-i haldun  mevlâna  ali şeriâti  fuzulî  ebu’l âlâ el maarrî  ahmet mithat efendi  cemil meriç  nâmık kemal  ahmed hamdi tanpınar  kemal tahir  yahya kemal  cahid zarifoğlu  dostoyevski  tolstoy  knut hamsun  nietzsche  oğuz atay gogol  albert camus  descartes  herman hesse  puşkin  halil cibran  kaşgarlı mahmut  tevfik fikret  cenap şehabettin  neyzen tevfik  motzart  bach  mahler  tarkovski  suç ve  cezâ   anna karenina  madonna  prag  istanbul  çocuk kalbi  sn. petersburg  soljenitsin  marks  kant  heraklit  hegel  el-hamra  endülüs  kâmus u türkî  redhouse  wagner  kâmus u okyanus  lugat-i fransevî  iliria shqip  meydan larusse  şakâyık-ı nûmâniye  mevzuâtü’l ulûm  abdülkadir merâgi  ıtrî  muhammed esed  michelangelo van gogh  cezanne  rembrand  monet  hoca ali rıza  ulysess gaze  eleni karaindrou  sezen aksu  golha  farid farjad  osman hamdi

Tasarım : ATS