Telvin Hüsn-ü Hat Sahaf Şiir sine40
Anasayfa > Adnan İslamoğulları > Korkunun ecele faydası yoktur korku yalnızca zilleti arttırır

Korkunun ecele faydası yoktur korku yalnızca zilleti arttırır



Kongre öncesi ucuz bir tetikçiliğe soyunan MHP Genel Sekreteri yeni bir açıklama daha yaptı. Açıklamanın muhtevâsı bahse değer bir muhtevâ değil. Soğuk savaşın tipik ‘gri propaganda’ taktiklerinden. Nasıl olursa olsun suçla, iftira et. Kendi içinde cemaati dünyaya şekil veren bir yapı haline getiren zavallı bir açıklama metni.


Tipik bir ‘sâhibinin sesi’ açıklaması. Elini ateşten sakınan bir sâhibin, elindeki gönüllü maşanın hezeyanları. Bu sebeple açıklamanın kendisi hakkında bir harfi bile israf etmek câiz değil aslında.


Acar Genel Sekreterin salladığı kılıç, bindiği atın sâhibinin kılıcı, sahibine göre kişneyen bir atın üzerinden sallanan bir kılıç. 
Kılıcı kendi partisinin bir milletvekiline sallıyor acar Genel Sekreter.


Şimdiye kadar bir tek düşmana sallanmak için bile kınından çıkmayan kılıç bilenmiş ve kendi ülküdaşına sallanıyor.


Ne için?


Kongre kaybetme korkusu yüzünden üstlenilmiş bir sefil vazife için. 


Şimdiye kadar kınında paslanmış ve sıyrılma cesâreti gösterilmeyen kılıç ve kılıçlar bugünlerde kınına girmiyor, boşlukta sallanıyor, hangi ülkücüyü yaralarsa yaralasın, endişe edilmeksizin.


1999 seçimlerinden sonra Fikri Sağlar’ın MHP’nin Meclis’e girişini Hitler’in ‘Reichstag’a girişi’ne benzetmesini ve MHP milletvekilleri için ‘onlarca katil’ demesini ve hemen ardından Rahşan


Ecevit’in “eli kanlı katiller” hakâretini yalayıp yutanlar, yutamayıp gargara yapanlar bugün dilleri çözülmüş kendi arkadaşlarına hakâret ediyorlar, kendi milletvekillerine iftirâ atıyorlar. 
Daha bir iki yıl evvel, Devlet Bahçeli Meclis kürsüsünden konuşurken Tayip Erdoğan’ın dudaklarından Bahçeliye yönelik ‘sinkaflı’ küfürler döküldüğünde suskunları oynayanlar ve üstelik bunu “Dudak okuma uzmanlarına okuttuk, Başbakan Erdoğan MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’ye küfür etmiştir” diyerek televizyonlarda fâş edenler ama bunca hakâret karşısında kıllarını kıpırdatmayanlar, dillerini yutanlar bugün ellerinde bir iftira kılıcı kendi ülküdaşlarına sallıyorlar.


Bekir Bozdağ’ın “Erciyes’te uluyanlar gelsinler Mecliste ulusunlar”sözleri, Kılıçdaroğlu’nun ‘yanaşma’ hakâreti, Ali Koç’un “Faşist” suçlaması karşısında derin bir sessizliğe gömülenler bugünün acar Genel Sekreteri ve çalışma arkadaşlarıdır. 


Daha çok kısa bir zaman önce Devlet Bahçeli “Kandil’e bayrak dikin, Sn. Başbakan korkmayın Ülkücüler arkanızda” dediğinde, BDP’li Hasip Kaplan’ın,“Kerkük’e pasaportla gidemeyenler Kandil’e bayrak dikmek istiyorlar. Üç yol var, Zağnos, Botan ve havadan. Önden buyursunlar”cevabıyla neredeyse tepeden tırnağa boyananlar, duymamış gibi yapanlar da bugünün acar Genel Sekreteri ve çalışma arkadaşlarıdır. 


BDP Eş Başkanı Demirtaş’ın dokunulmazlıklar tartışmasındaki, “BDP’nin kuruluşu 2008, 2+8=10. Benim yaşım 40, 40x10=400. Senin yaşın 64, 64+400=464. 100 de benden ekle, etti mi 564. İşte fezleke sayımız” sözleri belki de MHP Genel Başkanına yönelik en aşağılayıcı sözlerdi. 


Bu sözler gündeme düştüğünde MHP’nin acar Genel Sekreteri muhtemelen bir kulak-burun-boğaz kliniğinde yoğun tedavi altındaydı. Yoksa gereken en okkalı cevabı kesinlikle verirdi. Çekerdi kılıcını ve “Heeeyt! Yettim bre” diyerek kükrerdi kesin olarak.


MHP’ye, Genel Başkanına, Ülkücülere yönelik on yıldır gelen iftiralar, suçlamalar, hakâretler karşısında 'bilgeliklerini, itidâllerini, soğukkanlı devlet adamlıklarını’ muhafaza edenler, şimdilerde kaybetme korkusu yaşadıkları bir kongrenin telâşıyla ellerine aldıkları bir kılıcı sallıyorlar. 


On yıldır pas tutan ve kınından çıkmayan o kılıçlar şimdi ülkücülere sallanıyor, sefil bir vazife uğruna. 


Acar Genel Sekreter o sefil vazifeye atılmış ve kapmış,“ben iyi sallarım efendim” demiş ve bunca hakârete cevap vermeyen, yalayan, yutan, gargara yapan ve pişkin pişkin sıfatını taşıyıp koltuğunda oturan acar Genel Sekreter almış eline iftira kılıcını sallıyor, pervâsızca, utanmadan, sıkılmadan vearlanmadan. 


Neden?


Bir korkunun, bir telâşın, üzerlerine gelen çığın sesini duyan bir korkunun eseri bunlar. Mezarlıktan geçerken ıslık çalmak gibi. Haksızlık karşısında susan bir dil taşıdıkları ağızlarını, kendi arkadaşlarına iftira atarken açabildikleri kadar açıyorlar.
Kendileri de bilirler aslında, fakat unutmuş olmalılar. 
Korkunun ecele faydası yoktur, korku yalnızca zilleti arttırır.


 

Yorumlar

Güvenlik Kodu

vahiy  insan  şehir  revelation  ahlâk  etik  ethica  nüzhet yalan estetik  metafizik  ebrah doğu  batı  fıtrat  creation  yaratılış  iyilik  kötülük  dürüstlük  eşref-i mahlûkat  kişilik  asâlet  cesâret  vefâ  sadâkat  ihânet  yalan  immoralist  mitoloji  belh’um adâl  aere perennius  antere  genetik  şuur  terbiye  muâşeret  muâşaka  muvâsalat  firâk  zarâfet  letâfet  ferâset  panteon   rolyef  fresk  heykel  portre  gravür   ideal  ülkü  ülkücü   kerbelâ  aşk keşke  cennet  cehennem  araf  âdem  havva  hâbil  kâbil  elma  haz  hayâ  hicap  gurur  hürriyet  adâlet  musâvat  agnostic  akıl  dacret  locig  analytical  antiq  aristokrasi  kûrûn-i vustâ  giyotin  hakikat  hikmet  paradox  dialectic  tenkit  stoa  akademia  logos  logos spermaticos  felâsife  gelenek  hermeneutic  semantic  hint  upanişad  mutezile  ihvân-ı safa  ilk neden   iskenderiye okulu  medinetü’l fâzıla   hürriyet  kölelik  rönesans  ütopya  rethoric allah’ın kulu abdullah muhammed  kur’ân  endülüs ibn-i rüşd  aristotales  şeyh gâlip  farâbi  platon  sokrat   marcus aurelius  galile  mimar sinan  kirkedard  farabi  ibn-i sina   ibn-i hâldun  kafka  taşköprülüzâde  gazâli  musa cârullah  şemseddin sâmi frasheri  bergson  enver paşa  muhammed ikbal  hayyam  mehmet âkif  yâkup cemil  şems  ibn-i haldun  mevlâna  ali şeriâti  fuzulî  ebu’l âlâ el maarrî  ahmet mithat efendi  cemil meriç  nâmık kemal  ahmed hamdi tanpınar  kemal tahir  yahya kemal  cahid zarifoğlu  dostoyevski  tolstoy  knut hamsun  nietzsche  oğuz atay gogol  albert camus  descartes  herman hesse  puşkin  halil cibran  kaşgarlı mahmut  tevfik fikret  cenap şehabettin  neyzen tevfik  motzart  bach  mahler  tarkovski  suç ve  cezâ   anna karenina  madonna  prag  istanbul  çocuk kalbi  sn. petersburg  soljenitsin  marks  kant  heraklit  hegel  el-hamra  endülüs  kâmus u türkî  redhouse  wagner  kâmus u okyanus  lugat-i fransevî  iliria shqip  meydan larusse  şakâyık-ı nûmâniye  mevzuâtü’l ulûm  abdülkadir merâgi  ıtrî  muhammed esed  michelangelo van gogh  cezanne  rembrand  monet  hoca ali rıza  ulysess gaze  eleni karaindrou  sezen aksu  golha  farid farjad  osman hamdi

Tasarım : ATS