Telvin Hüsn-ü Hat Sahaf Şiir sine40
Anasayfa > Adnan İslamoğulları > İmralı’ya giderim, yüküm ‘şehit’tir.

İmralı’ya giderim, yüküm ‘şehit’tir.



‘Uslu gazetecilerin’ bir ‘manifesto’ konuşması olacağını tahmin ettikleri Başbakanın AKP’nin 4. Büyük Kongresindeki konuşması, tipik bir ‘icraatın içinden’ konuşmasıydı.


Başbakan, yine bilmem kaç kilometre duble yol yaptıklarından bahsetti, yine Demirel özentisiyle yıllık buzdolabı satışları, otomobil satışları ve benzer satışlardan rakamlar verdi.


Başbakan AKP’nin siyâsî geçmişini Menderes ve Özal’a yaslama vurgusu yapsa da, koltuklarında uluslararası bir kongreye gelmiş konuklar gibi oturan kalabalıkta, köklü bir siyâsî hareket coşkusu, heyecanı yoktu.


Teknloljinin göz kamaştırıcı bir şekilde üst düzeyde kullanıldığı, kongrenin profesyonel bir organizasyon olduğu her karede fazlaca vurgulanan mâliyeti yüksek bir ‘itaat düzeni’ hâkimdi salona.


On yıldır ülkeyi yöneten bir partide sanki Başbakandan başka hiç ama hiçbir kurmayın olmadığı, Başbakanın hâricindeki tüm AKP kadrolarının ‘kareyi tamamlayan’ bir figüre dönüştüğü ‘tek adam’ gösterisiydi AKP kongresi.


Sn. Başbakan, “Siyâset artık ikbâl kapısı değil” dediğinde kendimi bir ân Cem Yılmaz şovda hissettim. Olsa olsa bir şaka olabilirdi bu! Şâibesiz tek bir sınav bile yapamayan ÖSYM başkanını aradı gözlerim salonda. Ne hissediyordu acaba bu sözleri duyduğunda? Ya da ‘gemicik’leriyle mutlu mesut yaşayan, düğününde yakasına takılan takı ve paralarla dünyalığını tamamlayan, çürük raporu ile askerliğini yapmayan çocukları düşündüm, fakat kameralar fark etmemiş olacaklar ki ekrana getirmediler. 


Sn. Başbakan, “dış politikaya itibar kazandırdık” derken NATO ile ittifak ederek Libya’da operasyon yapan ve ABD ile birlikte Ortadoğu’yu dizayn etmeğe çalışan Türkiye’nin itibarını düşündüm. Mavi Marmara gemimizin İsrail askerleri tarafından basılıp dokuz vatandaşımızın şehit edilişinin ardından, o gün bu gün özür bekleyen dış politikamızın itibarını düşündüm. Hâlen Akdeniz’in derinliklerinde yatan askerî uçağımızı ve şehit edilen iki pilotumuzu ve tabii dış politikamızın itibarını düşündüm.


Sn. Başbakan, “ayrımcılığı ortadan kaldırdık” dediğinde ise her istediğinde ‘alevi’ imâsı yaptığı rakiplerini ve bir zamanlar feryâd-ı figân ettikleri ‘akredite gazetecilik’in en sunturlusunu kongrelerinde akredite etmedikleri gazete ve gazetecileri düşündüm.


Sn. Başbakan, “Terörle mücadelede yalnız bırakıldık, tek bir geri adım bile atmadık” dediğinde ise yüzüm kızardı, kendimden utanır oldum, “Ben nasıl etim de Habur’da,  Oslo’da hükümetimizi ve Sn. Başbakanı yalnız bıraktım” diye hayıflandım durdum kendi kendime.


Sn. Başbakan, “Gözü yaşlı anne ve babalar görmek istemiyoruz” dediğinde, salona baktım pek çok kanalın yayınından, evet haklıydı Sn. Başbakan, salonda ne bir şehit annesi ne de bir şehit babası vardı, başbakan gözü yaşlı anne ve baba görmek istemiyordu. Sn. Başbakan yalnızca kendi okuduğu şiirlerde ağlayanları görmek istiyordu. 


Sn. Başbakan, “Biz Güneydoğu’yu Ankara’dan seyretmiyoruz, oraları en iyi biz biliriz” dediğinde, Başbakanın ve kurmaylarının önceki siyâsi partilerinin Güneydoğu’da seçim zamanları dağıttıkları ‘sarı-yeşil- kırmızı’  seçim promosyonlarını düşündüm.


Sn Başbakan, Peygamber Efendimiz’e hakâretler içeren filmle ilgili asıp keserken kürsüde, birkaç gün evvel bir televizyon kanalında kendisine yöneltilen “Türkiye’de neden protestolar olmuyor?” sorusuna verdiği, “Biz paratoner olduk, gaz aldık” cevabını hatırladım.  


Sn. Başbakan, tiyatral bir sesle “İnsanı yaşat ki devlet yaşasın” dediğinde benim gözümün önünden, PKK’nın cânice şehit ettiği binlerce askerimizin bayraklara sarılmış şehit cenâzeleri geçiyordu.


* * * * *


AKP’nin 4. Büyük  Kongresi ‘yalanlardan ibâret’ bir kongreydi. Okunan şiirlerle, fondan gelen Âşık Veysel ve Neşet Ertaş türküleriyle âdeta bir simülasyondu…


Fakat tek bir gerçek tarafı vardı AKP kongresinin.


“Türkiye seninle gurur duyuyor” sloganlarıyla kürüyse gelen Mesut Barzani, kongrenin tek gerçeğiydi. Kanlı bir gerçek olarak damgasını vurdu AKP’nin 4. Büyük Kongresine, gencecik binlerce evlâdımızın kanıydı bu gerçek, Mesut Barzani’yle birlikte salondaki kürsüden bütün salona yayıldı o kan…


* * * * *


Asıl gerçek ise, Sn. Başbakanın kongre öncesinde televizyon kanallarında yaptığı bir açıklamaydı.


“Terör meselesinde yol İmralı’ya çıkabilir” dedi.


Anlaşılıyor ki Sn. Başbakan ve AKP’nin yolu, yeni dönemde, yeni vizyonuyla İmralı’dan geçecek.


İmralı’ya giderken sırtlarında bir yük olacak:  “Şehitler”.


* * * * *


Kongre sonunda Sn. Başbakan ailesine seslenerek helâllik istedi, “Sizlere zaman ayıramadım, beni affedin” dedi.


Aileniz şüphesiz sizi affedecektir Sn. Başbakan, haklarını da helâl edeceklerdir.


Fakat, tarih ve millet sizi affedecek mi?


Yorumlar

Güvenlik Kodu

vahiy  insan  şehir  revelation  ahlâk  etik  ethica  nüzhet yalan estetik  metafizik  ebrah doğu  batı  fıtrat  creation  yaratılış  iyilik  kötülük  dürüstlük  eşref-i mahlûkat  kişilik  asâlet  cesâret  vefâ  sadâkat  ihânet  yalan  immoralist  mitoloji  belh’um adâl  aere perennius  antere  genetik  şuur  terbiye  muâşeret  muâşaka  muvâsalat  firâk  zarâfet  letâfet  ferâset  panteon   rolyef  fresk  heykel  portre  gravür   ideal  ülkü  ülkücü   kerbelâ  aşk keşke  cennet  cehennem  araf  âdem  havva  hâbil  kâbil  elma  haz  hayâ  hicap  gurur  hürriyet  adâlet  musâvat  agnostic  akıl  dacret  locig  analytical  antiq  aristokrasi  kûrûn-i vustâ  giyotin  hakikat  hikmet  paradox  dialectic  tenkit  stoa  akademia  logos  logos spermaticos  felâsife  gelenek  hermeneutic  semantic  hint  upanişad  mutezile  ihvân-ı safa  ilk neden   iskenderiye okulu  medinetü’l fâzıla   hürriyet  kölelik  rönesans  ütopya  rethoric allah’ın kulu abdullah muhammed  kur’ân  endülüs ibn-i rüşd  aristotales  şeyh gâlip  farâbi  platon  sokrat   marcus aurelius  galile  mimar sinan  kirkedard  farabi  ibn-i sina   ibn-i hâldun  kafka  taşköprülüzâde  gazâli  musa cârullah  şemseddin sâmi frasheri  bergson  enver paşa  muhammed ikbal  hayyam  mehmet âkif  yâkup cemil  şems  ibn-i haldun  mevlâna  ali şeriâti  fuzulî  ebu’l âlâ el maarrî  ahmet mithat efendi  cemil meriç  nâmık kemal  ahmed hamdi tanpınar  kemal tahir  yahya kemal  cahid zarifoğlu  dostoyevski  tolstoy  knut hamsun  nietzsche  oğuz atay gogol  albert camus  descartes  herman hesse  puşkin  halil cibran  kaşgarlı mahmut  tevfik fikret  cenap şehabettin  neyzen tevfik  motzart  bach  mahler  tarkovski  suç ve  cezâ   anna karenina  madonna  prag  istanbul  çocuk kalbi  sn. petersburg  soljenitsin  marks  kant  heraklit  hegel  el-hamra  endülüs  kâmus u türkî  redhouse  wagner  kâmus u okyanus  lugat-i fransevî  iliria shqip  meydan larusse  şakâyık-ı nûmâniye  mevzuâtü’l ulûm  abdülkadir merâgi  ıtrî  muhammed esed  michelangelo van gogh  cezanne  rembrand  monet  hoca ali rıza  ulysess gaze  eleni karaindrou  sezen aksu  golha  farid farjad  osman hamdi

Tasarım : ATS