Telvin Hüsn-ü Hat Sahaf Şiir sine40
Anasayfa > Adnan İslamoğulları > Başbakanı tanımak

Başbakanı tanımak



BDP’l Hasip Kaplan, “Başbakan’ı artık iyi tanıyoruz. Ne zaman BDP’yi sert ifadelerle eleştirip yüklenirse, o zaman başka kanalların devreye girdiğini biliyoruz. Ben Başbakan’ın bu tavır değişikliği ile İmralı’da görüşmelerin yeniden başladığını tahmin ediyorum”  dedi. BDP’lilerin Başbakanı iyi tanıyor olmasının bir haber değeri yok aslında.  Asıl haber değeri olan milliyetçi-muhafazakâr kesimlerin Başbakanı tanıyamıyor olması. Bir yanda referandum öncesinde Meclis kürsüsünde, merhum Mustafa Pehlivanoğlu’nun idamdan önce yazdığı mektubu okurken döktüğü timsah gözyaşları, diğer yanda ülkücülere yönelik,  “Bunlar doğru dürüst Fatiha okumayı bile bilmezler”  hakâreti. Bir yanda  “İmralı ile görüşen şerefsizdir, bu iddiayı ispatlayamayan da şerefsizdir”  efelenmesi, diğer yanda,  “Oslo’da imzamız mı var, ben yolladım, müsteşarım benim talimatımla görüştü”  saçmalığı. Bir diğer yanda ise  “Gerekirse müsteşarımı İmralı’ya gönderirim”  itirafı. Bir yanda İmralı ile görüşmeler, diğer yanda şehit cenazeleri. Bir yanda  “Bir şehidimiz eşkıyânın binlercesine bedeldir”  sözleri, diğer yanda İmralı’dan barış ummak. 
Hangi barış? 
Kim kiminle savaşıyor ki barış yapılacak! Savaş ve barış aralarında mütekabiliyet gerektiren iki kuvvet arasında söz konusu olabilir. Türkiye Cumhuriyeti, PKK terörü ile arasındaki çatışmayı henüz daha savaş olarak adlandırmadı. Türk milleti ise bunu henüz aklına bile getirmedi, bir arada yaşama irâdesinden bir ân bile vazgeçmedi. 
Türkiye Cumhuriyeti ve Türk milleti, bölgedeki 2-3 bin eşkıya ile arasındaki çatışmanın adını savaş olarak koyarsa, eğer barıştan değil, devletin ve milletin âlicenaplığından bahsedilebilir ancak. Devlet ve millet o âlicenaplığını gösterecek ve bölgenin ve halkının hâmisi olmaya bin yıldır olduğu gibi devam edecektir. Bu ülkede bizzat bir Kürt sorunu asla yoktur. Bu devletin ve milletin gelecek adına İmralı ile görüşülecek bir saniyesi bile yoktur. 
Milliyetçi Hareket Partisi üst yönetiminin, Başbakan’ı, BDP’li Hasip Kaplan kadar tanıyamıyor olmasının gerçekten bir haber değeri var ve asıl tehlikeli ve haber değeri olan, bu kadronun en az BDP’li Hasip Kaplan kadar Başbakan’ı ’tanıma ihtimali’dir. 
On yıldır Başbakan ve hükümeti, her sıkıştığında imdat kolu olarak aslında muhalefet partisi olan MHP üst yönetimini kullanmakta ya da onlar gönüllü olarak imdat kolu vazifesini ifâ etmektedir.   
Yerel yönetimler yasasına karşı sert demeçler vererek diğer yandan yerel yönetimlerin erkene alınmasıyla ilgili harâretli desteğin mâkûl hiçbir açıklaması yoktur. Yerel yönetimler yasasının, bölünmenin alt yapısı olduğunu söyleyip, seçimlerin erkene alınmasına iktidar kadar hevesli davranmanın ve Başbakan’ın, Cumhurbaşkanlığı seçimleri yolunda elini rahatlamanın mâkûl hiç ama hiçbir açıklaması yoktur.   Kongre arifesinde, Habur’un yıldönümü gibi bir bahaneyle hükümete sert eleştiriler yöneltip, bir yandan da Cumhurbaşkanı’na seçimlerin erkene alınmasıyla alâkalı hükümeti hoşnûd edecek ikazlarda bulunmanın hiçbir mâkul izahı yoktur. 
Başbakan’ın terör meselesinde başından beridir gizli bir ajandası olduğuna inananların, Başbakan her köşeye sıkıştığında onu rahatlatacak kartlar açmasının bir izahı yoktur.
İktidar partisi dururken, muhalefet partilerine muhalefet etmenin hiçbir anlamı ve izahı yoktur.  Türkiye’nin mukadderâtı ile ilgili ciddi endişeleri kongre arifesinde, parti içi mücadelede argüman olarak kullanıp, iktidara yönelik yıllardır süren muhalefetsizliğin izahı yoktur. 
On beş yıllık politikasızlığın üzerine yeni iddialarda bulunmanın bir anlamı ve izahı yoktur. ’Son kez’ sloganı yeni bir dönemin umudu değil, ancak mevcut makamı ’huzur evi’ olarak telâkkî etmenin itirafıdır. 
O makam ’huzur evi’ değildir, o makam Türk milletine ve devletine ve bu ülke’nin insanlarının mukadderâtına gerçekten adanmışlığın, geceyi gündüze katmanın, liyâkati esas almanın makamıdır. 
Tel tel dökülen kurmay kadrolarınıza rağmen şahsî iktidar ihtiraslarınıza gem vurabilecek ve  “Seçtiğim kurmay kadronun bu hareketi yönetecek liyâkatsizliği beni mahcup etmiştir, başımı öne eğdirmiştir”  deme erdemini ve irâdesini göstereceğiniz makamdır. 
Bir ülkenin Başbakan’ını tanıyamayan ferâsetin bu ülkeyi yönetmesi ve kendi siyâsî hareketinin fikirlerini iktidara taşımasının mümkünâtı kalmamıştır. İzahı mümkün olan bir şey varsa o da yolun sonuna gelindiğidir.

Yorumlar

Güvenlik Kodu

vahiy  insan  şehir  revelation  ahlâk  etik  ethica  nüzhet yalan estetik  metafizik  ebrah doğu  batı  fıtrat  creation  yaratılış  iyilik  kötülük  dürüstlük  eşref-i mahlûkat  kişilik  asâlet  cesâret  vefâ  sadâkat  ihânet  yalan  immoralist  mitoloji  belh’um adâl  aere perennius  antere  genetik  şuur  terbiye  muâşeret  muâşaka  muvâsalat  firâk  zarâfet  letâfet  ferâset  panteon   rolyef  fresk  heykel  portre  gravür   ideal  ülkü  ülkücü   kerbelâ  aşk keşke  cennet  cehennem  araf  âdem  havva  hâbil  kâbil  elma  haz  hayâ  hicap  gurur  hürriyet  adâlet  musâvat  agnostic  akıl  dacret  locig  analytical  antiq  aristokrasi  kûrûn-i vustâ  giyotin  hakikat  hikmet  paradox  dialectic  tenkit  stoa  akademia  logos  logos spermaticos  felâsife  gelenek  hermeneutic  semantic  hint  upanişad  mutezile  ihvân-ı safa  ilk neden   iskenderiye okulu  medinetü’l fâzıla   hürriyet  kölelik  rönesans  ütopya  rethoric allah’ın kulu abdullah muhammed  kur’ân  endülüs ibn-i rüşd  aristotales  şeyh gâlip  farâbi  platon  sokrat   marcus aurelius  galile  mimar sinan  kirkedard  farabi  ibn-i sina   ibn-i hâldun  kafka  taşköprülüzâde  gazâli  musa cârullah  şemseddin sâmi frasheri  bergson  enver paşa  muhammed ikbal  hayyam  mehmet âkif  yâkup cemil  şems  ibn-i haldun  mevlâna  ali şeriâti  fuzulî  ebu’l âlâ el maarrî  ahmet mithat efendi  cemil meriç  nâmık kemal  ahmed hamdi tanpınar  kemal tahir  yahya kemal  cahid zarifoğlu  dostoyevski  tolstoy  knut hamsun  nietzsche  oğuz atay gogol  albert camus  descartes  herman hesse  puşkin  halil cibran  kaşgarlı mahmut  tevfik fikret  cenap şehabettin  neyzen tevfik  motzart  bach  mahler  tarkovski  suç ve  cezâ   anna karenina  madonna  prag  istanbul  çocuk kalbi  sn. petersburg  soljenitsin  marks  kant  heraklit  hegel  el-hamra  endülüs  kâmus u türkî  redhouse  wagner  kâmus u okyanus  lugat-i fransevî  iliria shqip  meydan larusse  şakâyık-ı nûmâniye  mevzuâtü’l ulûm  abdülkadir merâgi  ıtrî  muhammed esed  michelangelo van gogh  cezanne  rembrand  monet  hoca ali rıza  ulysess gaze  eleni karaindrou  sezen aksu  golha  farid farjad  osman hamdi

Tasarım : ATS