Telvin Hüsn-ü Hat Sahaf Şiir sine40
Anasayfa > Adnan İslamoğulları > Kardelene tâ’zim ve temennâ...

Kardelene tâ’zim ve temennâ...



Nerede okudum, hangi kitabın hangi sâhifesinde, hangi risâlenin hangi köşesinde, hangi hâtıratın hangi itirâfında hatırlamıyorum, “gitmek kaderin hatâlarını tashih etmektir” diyordu bir cümle...


Oysa, musahhihler hayattan el ayak çekeli ne kadar da uzun zaman oldu! Neyini, neresini, hangi tarafını tashih edeceklerini şaşarlardı bu hayatın, bu insanların, bu ülkenin, bu encâmın, neresi tashih edilir? 


“Lâkin ölmedikçe nereye gidilir?” diye soran şâir ne kadar da haklı!..


Nereye, nasıl gideceğiz? Gideceğimiz bir yer var mı, kendimizi götürmeden gideceğimiz bir yer?   


Ya kütüphânemize kaçacağız, ilticâ veya inzivâ belki bu kaçış.
Kitaplar itirâz etmezler, sâhifeleri vefâlı bir dost gibi bekler, sâdıktır, ihânet nedir bilmez. İçinde ne varsa onu sunar size.. Sessizdir, ama mütemâdiyen fısıldar âhenkli bir sesle.. Bıraktığınız yerde bekler, üzerinde biraz toz ve bir nemli bir selülöz kokusu biriktirir ama asil bir sükûtla bekler, gerekirse yüzyıllarca. Sahifelerini karıştırmağa başladığınız ânda gülümser size sımsıcak... İçinde ne varsa size sunar karşılıksız, hiçbir beklentisi yoktur. Asırlar öncesinden hikâyeler anlatırlar, asırlar evvelinden insanlar tanıtırlar. Asırlardır değişen bir şey olmadığını anlatırlar size.     


Ya da kavgaya atılacağız yeniden, hamle sırasının bizde olduğuna inanacağız, son bir hamle belki...


Peki nasıl?


Uzaklarda bir yerlerde bir şeyler kök saldığına, güneşler doğduğuna inanmanız gerek.


Her şeyin rağmına, bütün çürümüşlüğün, bütün baştan kokuşmuşluğun, bütün umarsızlıkların, bütün yorgunlukların, bütün tâkâtsizliklerin, bütün anlamsızlıkların, bütün ihânetlerin, bütün yetersizliklerin rağmına uzaklarda bir yerlerde, biz aşağılarda eğrelti otlarıyla meşgûl iken belki çok yakınınızda bir yerde inatla zemherinin karları altından bir kardelenin uç verdiğine inanmanız gerek, özgürce.. Kendiliğinden, bembeyaz, tertemiz...  


Biz ensemizde lodosun sıcak ve boğucu nefesini hissederken ve Oblomov’a medhiyeler düzerken, Oblomov tembelliğini kutsarken veya bir ekin gibi biçilirken gönlümüz, bir taraftan yazmak yükü yükler omuzlarımıza bu kardelen, “hayatın elinden kurtarabildiğimiz yegâne şey yazmak çünkü” der.
“almadın canımı ölmedim/ bir gençlik ölümü saklı kaldı bende” diyordu şair,  “mâdem ölmedik, yazmalıyız” der..  


Aslında boş bir çivi bekliyor duvarda, unu elemiş eleği asacak yer hazır. 


Isparta cılız çocukları boğarmış.


Bugünkü toplum, fikrin ve hissin gürbüz çocuklarını boğuyor.
Arap şiirinin zirvesi Eb’ul âlâ el-Maarrî, taassup dünyasında en kutsal inançları sorguluyordu. O mutaassıp cemiyet kör bir şâiri boğmadı. Hey hât, modern cemiyetimizin böyle bir lûtfu da yok!..


İhvân-ı Sâfâ’nın bugün de yaşamaya hakkı yok...


Oysa biz, çarmıhtaki İsâ kadar yalnız değiliz, bir fâhişeye kurban edilen Yahya kadar da çâresiz!.. 


“Maariften bî-behre” ağızlarda bir aşûftenin ağzında pervâsızca, terbiyesizce, şuh edâlarla dönüp duran bir sakıza dönmüş kelimeler, kirleniyor, pisleniyor, hayâsızlaşıyor.


Oysa yazmak demek, kelimeleri tüm levislerinden sıyırmak demek. Çünkü kelimelerin hedefi düşünceler, hisler, idrakler, şuur, gönül.


Maarrî’den de sâdır olanın hakikati bu, İhvân-ı Sâfâ’dan sâdır olanın da hakikati bu, Hanefi’den, Hâfız’dan, İkbâl’den, Âkif’ten sâdır olanların da hakikati bu.


Zeminine perestişle dökülmeli kelimeler, perestişle okunmalı. Perestişle yerden yere vurulmalı gerektiğinde. Perestişle reddedilmeli, ama nâmusuna hâlel getirmeden... Güzeli kaybetmeden. Güzeli meze etmeden ölü eti sofralarına. Güzel’i, hakikati, ahlâkı, fıtrata yakînliği, insanlığı kaybetmeden, eşref-i mahlûkat sıfatından teberrî etmeden... 


Topal bir iskemlenin, topal ayağının altına katlanarak konulan kâğıtta yazılanlar kadar asil, temiz ve kalpten olmalı kelimeler, dünyayı değiştirebilmeli. Uğruna dünyanın ancak değişebileceği sevgileri yazmalı. Topal iskemleye verdiği gibi inşirah vermeli, can vermeli, kan vermeli, onur vermeli, gurur vermeli, canından, cânanından vazgeçirebilmeli.    


Böyle olursa ancak anlamlı olabilir okumak, yazmak, hâşiyeler, şerhler, mektuplar, derkenar düşmek bir tarafına yazının, karalamak bir defterin gelişigüzel sahifelerini... 


Aksi ve hâricinde ne varsa, bir ölünün çehresi kadar mânâsız.

Yorumlar

Güvenlik Kodu

vahiy  insan  şehir  revelation  ahlâk  etik  ethica  nüzhet yalan estetik  metafizik  ebrah doğu  batı  fıtrat  creation  yaratılış  iyilik  kötülük  dürüstlük  eşref-i mahlûkat  kişilik  asâlet  cesâret  vefâ  sadâkat  ihânet  yalan  immoralist  mitoloji  belh’um adâl  aere perennius  antere  genetik  şuur  terbiye  muâşeret  muâşaka  muvâsalat  firâk  zarâfet  letâfet  ferâset  panteon   rolyef  fresk  heykel  portre  gravür   ideal  ülkü  ülkücü   kerbelâ  aşk keşke  cennet  cehennem  araf  âdem  havva  hâbil  kâbil  elma  haz  hayâ  hicap  gurur  hürriyet  adâlet  musâvat  agnostic  akıl  dacret  locig  analytical  antiq  aristokrasi  kûrûn-i vustâ  giyotin  hakikat  hikmet  paradox  dialectic  tenkit  stoa  akademia  logos  logos spermaticos  felâsife  gelenek  hermeneutic  semantic  hint  upanişad  mutezile  ihvân-ı safa  ilk neden   iskenderiye okulu  medinetü’l fâzıla   hürriyet  kölelik  rönesans  ütopya  rethoric allah’ın kulu abdullah muhammed  kur’ân  endülüs ibn-i rüşd  aristotales  şeyh gâlip  farâbi  platon  sokrat   marcus aurelius  galile  mimar sinan  kirkedard  farabi  ibn-i sina   ibn-i hâldun  kafka  taşköprülüzâde  gazâli  musa cârullah  şemseddin sâmi frasheri  bergson  enver paşa  muhammed ikbal  hayyam  mehmet âkif  yâkup cemil  şems  ibn-i haldun  mevlâna  ali şeriâti  fuzulî  ebu’l âlâ el maarrî  ahmet mithat efendi  cemil meriç  nâmık kemal  ahmed hamdi tanpınar  kemal tahir  yahya kemal  cahid zarifoğlu  dostoyevski  tolstoy  knut hamsun  nietzsche  oğuz atay gogol  albert camus  descartes  herman hesse  puşkin  halil cibran  kaşgarlı mahmut  tevfik fikret  cenap şehabettin  neyzen tevfik  motzart  bach  mahler  tarkovski  suç ve  cezâ   anna karenina  madonna  prag  istanbul  çocuk kalbi  sn. petersburg  soljenitsin  marks  kant  heraklit  hegel  el-hamra  endülüs  kâmus u türkî  redhouse  wagner  kâmus u okyanus  lugat-i fransevî  iliria shqip  meydan larusse  şakâyık-ı nûmâniye  mevzuâtü’l ulûm  abdülkadir merâgi  ıtrî  muhammed esed  michelangelo van gogh  cezanne  rembrand  monet  hoca ali rıza  ulysess gaze  eleni karaindrou  sezen aksu  golha  farid farjad  osman hamdi

Tasarım : ATS