Telvin Hüsn-ü Hat Sahaf Şiir
Anasayfa > Adnan İslamoğulları > Kutsal irade…

Kutsal irade…


Sadi Somuncuoğlu’nun “kutsal irade”ye karşı çıkıp Cumhurbaşkanı aday olmasının ardından, TBMM bahçesinde korumalarının dayak yemesiyle başlayan süreçte, “cumhurbaşkanlığına aday çıkaracak mısınız?” sorusuna cevaben  ne buyurmuştu o “kutsal irade”, “Biz böyle bir talimat almadık”..


Ülkücü Hareket o “kutsal irade”ye “sen nereden talimat alıyorsun?” diye sormamıştı.


On yıldır Ülkücü Hareketin bu “kutsal irade”nin yapıp ettiklerinden, yapmadıklarından  sual olunamıyor, çünkü hikmetinden sual olunamıyor.. Çünkü hikmetinden sual etmeyecek bir kadroyu her zaman yanında bulabiliyor.


Şimdi bu süreçte de Cumhurbaşkanlığına kendisini layık görmüyor. Türk Siyasi hayatının en köklü partisinin  Genel Başkanı kendisini cumhurbaşkanlığına layık görmüyor.


Ve bu sözleriyle oturduğu koltuğun üzerinde  bir işgalci durumuna düştüğünün farkında değil. Ya da farkında ve bütün bunları vazife icabı yapıyor, kimse de bu vazife ne vazifesi, sizi kim vazifeli kılıyor diye  sormuyor partinin içerisinde. “


Çünkü hepsi kendi konumlarını muhafaza peşinde ve gayretinde..


Ülkücü Hareket hikmetinden sual edilemeyen bir “kutsal irade”ye teslim olmuş durumda..


Bir “değişim” temasıyla kongreye giden MHP’de bahse konu “değişim talebi” partinin masaları, koltukları veya diğer demirbaşları değildi şüphesiz, bahse konu “değişim  talebi” on yıldır Ülkücü Hareketi başarısızlığa ve atalete ve iktidara payandalığa  teslim eden bir liyakatsiz Genel Merkez yönetimi ve Genel Başkanıydı.


On yıldır hareketi babalarının çiftliği gibi yöneten bir anlayışaydı.


Ülkücülerin başını  öne eğdiren ve hesabı da sorulmayan, arkası kovalanmayan, hukuki  zeminlerde arkası takip edilemeyen bir skandalın yuvalandığı bir ehliyetsizliğeydi.


Bu bahse konu “değişim talebi” de bu kafalar tarafından “onursuzlukla” itham edildi.


Onurlu kafaların geldiği nokta kendilerini cumhurbaşkanlığına layık görmemek.


Siyasi alanda ortalığı iktidara bırakan, cumhurbaşkanlığı gibi bir temsil makamına da kendisini layık görmedi.


El-hak doğrudur!


O zaman sormak gerekir,” MHP Genel Başkanlığı makamındaki liyakatinizi nereden alıyorsunuz?”


O zaman sormak gerekir; “Kendisini  cumhurbaşkanlığına layık görmeyen birisinin yanında ne arıyorsunuz ey anlı şanlı Ülkücüler”


Artık, Sayın Devlet Bahçeli’nin MHP Genel  Başkanı olduğu o “karmaşık” yapıya hizmet etmek zuldür vebaldir. Onun orada kalmasını sağlayanların omzundadır  bu zûl ve vebal.


O değirmene su taşımak ve o değirmenin ülkücüleri ve ideallerini ve fikirlerini ve mazisini ezmesine imkan vermek, ülkücüler için bir zûldür ve vebaldir.


Artık galiba Onu eleştirmek bile onun değirmenine su taşımak anlamına gelmektedir.


Ülkücülerin omzuna yüklenen vazife, hareketi o “kutsal irade”den kurtarmaktır.








   

Yorumlar

Güvenlik Kodu

vahiy  insan  şehir  revelation  ahlâk  etik  ethica  nüzhet yalan estetik  metafizik  ebrah doğu  batı  fıtrat  creation  yaratılış  iyilik  kötülük  dürüstlük  eşref-i mahlûkat  kişilik  asâlet  cesâret  vefâ  sadâkat  ihânet  yalan  immoralist  mitoloji  belh’um adâl  aere perennius  antere  genetik  şuur  terbiye  muâşeret  muâşaka  muvâsalat  firâk  zarâfet  letâfet  ferâset  panteon   rolyef  fresk  heykel  portre  gravür   ideal  ülkü  ülkücü   kerbelâ  aşk keşke  cennet  cehennem  araf  âdem  havva  hâbil  kâbil  elma  haz  hayâ  hicap  gurur  hürriyet  adâlet  musâvat  agnostic  akıl  dacret  locig  analytical  antiq  aristokrasi  kûrûn-i vustâ  giyotin  hakikat  hikmet  paradox  dialectic  tenkit  stoa  akademia  logos  logos spermaticos  felâsife  gelenek  hermeneutic  semantic  hint  upanişad  mutezile  ihvân-ı safa  ilk neden   iskenderiye okulu  medinetü’l fâzıla   hürriyet  kölelik  rönesans  ütopya  rethoric allah’ın kulu abdullah muhammed  kur’ân  endülüs ibn-i rüşd  aristotales  şeyh gâlip  farâbi  platon  sokrat   marcus aurelius  galile  mimar sinan  kirkedard  farabi  ibn-i sina   ibn-i hâldun  kafka  taşköprülüzâde  gazâli  musa cârullah  şemseddin sâmi frasheri  bergson  enver paşa  muhammed ikbal  hayyam  mehmet âkif  yâkup cemil  şems  ibn-i haldun  mevlâna  ali şeriâti  fuzulî  ebu’l âlâ el maarrî  ahmet mithat efendi  cemil meriç  nâmık kemal  ahmed hamdi tanpınar  kemal tahir  yahya kemal  cahid zarifoğlu  dostoyevski  tolstoy  knut hamsun  nietzsche  oğuz atay gogol  albert camus  descartes  herman hesse  puşkin  halil cibran  kaşgarlı mahmut  tevfik fikret  cenap şehabettin  neyzen tevfik  motzart  bach  mahler  tarkovski  suç ve  cezâ   anna karenina  madonna  prag  istanbul  çocuk kalbi  sn. petersburg  soljenitsin  marks  kant  heraklit  hegel  el-hamra  endülüs  kâmus u türkî  redhouse  wagner  kâmus u okyanus  lugat-i fransevî  iliria shqip  meydan larusse  şakâyık-ı nûmâniye  mevzuâtü’l ulûm  abdülkadir merâgi  ıtrî  muhammed esed  michelangelo van gogh  cezanne  rembrand  monet  hoca ali rıza  ulysess gaze  eleni karaindrou  sezen aksu  golha  farid farjad  osman hamdi

Tasarım : ATS