Telvin Hüsn-ü Hat Sahaf Şiir sine40
Anasayfa > Adnan İslamoğulları > Ailemizin kaçakçıları, ailemizin teröristleri, ailemizin katilleri...

Ailemizin kaçakçıları, ailemizin teröristleri, ailemizin katilleri...



Devleti, devlet aklını bir ‘Kürt sendromu’na esir eden AKP iktidarı, ülkenin kaçakçıları, teröristleri ve katilleri arasında da aynı ‘hissî ve hukukî hassasiyetini’ koruyor. 


Hangi çeşit olursa olsun eğer suç PKK’dan sâdır oluyorsa ilginç bir güvenlik konseptiyle bunun adı suç olmaktan çıkarılıyor, suçlu eğer PKK’lı ise suçlu değil, insan haklarını savunan mâsum bir dilekçenin sahibi oluyor, eğer suç bir terör suçuysa bu derhal bağımsızlık mücadelesine ve terörist ise gerillaya terfî ettiriliyor, katillere ise silahlarını bırakmaları hâlinde bizzat devletin güvenlik güçlerinin koruması ve refâkatiyle ülke sınırından âlâ-yı vâla ile teşyî edilecekleri, uğurlanacakları garantisi veriliyor.


Bununla da yetinmiyor iktidar ve sivil payandaları, bir de ‘âkil adamlar’ sıfatı altında tek müşterekleri ‘Türk düşmanlığı-Türk antipatisi-Türk kompleksi-Türkiye Cumhuriyeti düşmanlığı’ olan bir ‘sakil yığın’ bir araya getirerek, bu yığının nezâretinde ‘Türkiye’den terörist uğurlama’ ihânetini bir maskaralık olarak sergiliyor. 


Geçtiğimiz hafta, Şırnak’ın Uludere ilçesine bağlı Andaç Köyü’ndeki ‘mâsum, sevimli, kaçakçı vatandaşlar’ın ’ekmek parası’ için ‘kaçak mazot’ almak gibi mukaddes bir mesâi ve emek sarf ettiklerini gören güvenlik güçlerinin işgüzarlık ederek müdahale etmek istemeleriyle çıkan kriz, askerinden bürokrasisine tam tekmil yalvar yakar bir şekilde devletlû takımının geri çekilmesiyle aşıldı. 


‘Mâsum, sevimli, kaçakçı vatandaşlar’, vergisiz kazanç edinmediklerini, bu mazotun kaçak değil, tıpkı elma-armut gibi Allah’ın toprağından çıkma olduğunu, fakat kendilerinin dürüstlüğünden dolayı KDV, gelir vergisi gibi devlete ödenmesi gereken miktarların kendileri tarafından en ince detaylarına kadar hesaplanarak, ‘dağdaki bâzı hayır kurumları’na makbuz karşılığı teberrû olarak gönderildiğini söyleyerek, güvenlik güçlerini derin bir mahçûbiyete gark ettiler. 


Ailemizin kaçakçıları onlar. Siz bakmayın kaçakçı dendiğine, aslında tam bir müteşebbis onlar, idealist müteşebbisler olarak milletin pahalı mazot kullanmasına yürekleri dayanmayan, yufka yürekli tâcirler yalnızca.  


Ailemizin teröristleri onlar. Siz bakmayın onlara terörist dendiğine, onlar da kültürel haklarının idealist savunucuları. Tek dertleri biraz Kürtçe konuşabilmek, biraz Kürtçe türkü-mürkü çığırabilmek, eh oluruna denk gelirse birazcık da Türkiye’nin kurucu halkı olabilmek istiyorlar, yani “notere gidelim ve tapunuzu paylaşalım” diyorlar. Ve küçük de bir ricâları var, “öyle fazlaca Türk demeyin, yazmayın, konuşmayın, anayasadan ve tabelâlardan kaldırın” diyorlar.


Ailemizin katilleri onlar. Siz bakmayın onlara katil dendiğine, onlar kimseyi öldürmediler, ölen asker ve polislerimizin tamamı ya tatbikatlarda birbirlerini vurdular ya da trafik kazalarında öldüler. Şehirlerde patlayan bombalarla parçalanan vatandaşlar ise hep Kurtuluş Savaşı zamanında tedbîren oraya buraya gömülen bombaların patlamasıyla öldüler.


Ailemizin botanikçileri onlar. Bakmayın siz bâzılarının PKK için uyuşturucu kaçakçısı, imalatçısı, satıcısı falan dediğine. Onların yaptığı yalnızca, ıspanak gibi, patlıcan veya domates gibi Allah’ın bir bitkisi olan ve adına ‘Kanabis’ denilen bir otu ekmek, biçmek, hasadını kaldırmak, paketleyip lojistiğini sağlamak ve ortaokullardan başlamak üzere gençliğin ve insanlığın hizmetine sunmak. Bunun karşılığında da kâr etmek değil niyetleri, dağdaki masraflarını karşılamaktan başka bir çabaları yok onların.  


Ailemizin kaçakçıları, ailemizin teröristleri, ailemizin katilleri onlar, biraz şefkatli davranalım, beceremiyorsak da AKP iktidarından ve sivil payandalarından öğrenelim şefkatli olmayı... 

Yorumlar

Güvenlik Kodu

vahiy  insan  şehir  revelation  ahlâk  etik  ethica  nüzhet yalan estetik  metafizik  ebrah doğu  batı  fıtrat  creation  yaratılış  iyilik  kötülük  dürüstlük  eşref-i mahlûkat  kişilik  asâlet  cesâret  vefâ  sadâkat  ihânet  yalan  immoralist  mitoloji  belh’um adâl  aere perennius  antere  genetik  şuur  terbiye  muâşeret  muâşaka  muvâsalat  firâk  zarâfet  letâfet  ferâset  panteon   rolyef  fresk  heykel  portre  gravür   ideal  ülkü  ülkücü   kerbelâ  aşk keşke  cennet  cehennem  araf  âdem  havva  hâbil  kâbil  elma  haz  hayâ  hicap  gurur  hürriyet  adâlet  musâvat  agnostic  akıl  dacret  locig  analytical  antiq  aristokrasi  kûrûn-i vustâ  giyotin  hakikat  hikmet  paradox  dialectic  tenkit  stoa  akademia  logos  logos spermaticos  felâsife  gelenek  hermeneutic  semantic  hint  upanişad  mutezile  ihvân-ı safa  ilk neden   iskenderiye okulu  medinetü’l fâzıla   hürriyet  kölelik  rönesans  ütopya  rethoric allah’ın kulu abdullah muhammed  kur’ân  endülüs ibn-i rüşd  aristotales  şeyh gâlip  farâbi  platon  sokrat   marcus aurelius  galile  mimar sinan  kirkedard  farabi  ibn-i sina   ibn-i hâldun  kafka  taşköprülüzâde  gazâli  musa cârullah  şemseddin sâmi frasheri  bergson  enver paşa  muhammed ikbal  hayyam  mehmet âkif  yâkup cemil  şems  ibn-i haldun  mevlâna  ali şeriâti  fuzulî  ebu’l âlâ el maarrî  ahmet mithat efendi  cemil meriç  nâmık kemal  ahmed hamdi tanpınar  kemal tahir  yahya kemal  cahid zarifoğlu  dostoyevski  tolstoy  knut hamsun  nietzsche  oğuz atay gogol  albert camus  descartes  herman hesse  puşkin  halil cibran  kaşgarlı mahmut  tevfik fikret  cenap şehabettin  neyzen tevfik  motzart  bach  mahler  tarkovski  suç ve  cezâ   anna karenina  madonna  prag  istanbul  çocuk kalbi  sn. petersburg  soljenitsin  marks  kant  heraklit  hegel  el-hamra  endülüs  kâmus u türkî  redhouse  wagner  kâmus u okyanus  lugat-i fransevî  iliria shqip  meydan larusse  şakâyık-ı nûmâniye  mevzuâtü’l ulûm  abdülkadir merâgi  ıtrî  muhammed esed  michelangelo van gogh  cezanne  rembrand  monet  hoca ali rıza  ulysess gaze  eleni karaindrou  sezen aksu  golha  farid farjad  osman hamdi

Tasarım : ATS