Telvin Hüsn-ü Hat Sahaf Şiir sine40
Anasayfa > Adnan İslamoğulları > Bundan sonra işin zor…

Bundan sonra işin zor…


İçinden geldiğin ve arkanda bıraktığın siyâsî geleneğin kitlesini kendinden uzaklaştırmayacaksın. Zaman zaman onlara yönelik komplimanlar üretecek, “one minute” diyecek  ve kürsülerden avaz avaz bağırarak onların nabzına göre şerbet vereceksin, “camide içki içtiler, ibadethânelerimize ayakkabılarıyla girdiler, kutsal mekanlarımıza saygısızlık ettiler” diyerek. Meydanlara taşan yüz binlerce insanın öfkesini ‘faiz lobisi’nin emrindeki yığınlar olarak yaftalayacaksın. Bütün bunlardan yalnızca kendin için fayda devşirecek, yalnızca kendi siyâsî geleceğine enerji toplayacaksın.


Yaptığın mitinglerde ‘komşu’larına ait değerleri pankartlara taşıyacaksın, onların seçmenlerine işmar edeceksin.


Havaalanında seni karşılayan kalabalığın ellerine ‘Muhsin Yazıcıoğlu’nun arkadaşları’ yazılı dövizler tutuşturacak, Kazlıçeşme mitinginde üzerinde merhum Muhsin Yazıcıoğlu’nun fotografı bulunan ve ‘buradayım’ yazan ve pankartlar vereceksin partililerinizin eline. Muhsin Yazıcıoğlu’nun toplumdaki aziz hâtırası ve temiz tedâilerinden fayda damıtacaksın. Vefâtının üzerindeki sır perdelerini muhafaza edecek, hâdisedeki kusurlu bürokratlarına sahip çıkacak ama her ihtiyacınız olduğunda da Muhsin Yazıcıoğlu’nun isminden medet umacaksın. Kendisini milletine adamış şerefli bir mâziyi iç politikanın malzemesi hâline getireceksin, aksırıncaya kadar, tıksırıncaya kadar yiyeceksin bu sana ait olmayan sermayeyi.


Etimesgut mitinginde doğru dürüst Fatiha okumayı bilmeyen, kandan beslenen, Sivas’tan öteye geçemeyen, şehitleri istismâr eden ve Ankara belediyelerinde istihdâm edilen Melih Gökçek’in çakma Ülkücülerini(!) en ön saflarda konuşlandırıp ellerine Bozkurt baskılı pankartlar verecek ve kürsüden “Ülkücü kardeşlerim siz de hoş geldiniz” diyeceksin.


“Câmileri ahır yaptınız” diye kırk yıllık bir argümanla bağırarak yine eski dostlarına selam yollayacaksın piyanist şantör uslûbuyla; “Ooo saadet partili kardeşlerim de gelmiş, aman aman Ülkücü kardeşlerim de buradaymış…”  diyeceksin.


Mitinglerde İmralı’da ‘bebek katili’ göndermesi yapacak, fakat  bir yıldır sürdürdüğün ‘barış süreci’ ve ‘açılım’ adı altındaki ihânet projesini devam mecburiyetindesin. İmralı’daki câniyle aranı hoş tutacaksın, Kandil’i kızdırmayacaksın, BDP’lilerin hışmını üzerine çekmeyeceksin.


Devlet kurumlarından T.C. ibâresini kaldıracaksın ama Kazlıçeşme’deki kürsünden Türk bayrağı popülizmi pompalayacaksın seçmenlerine; sen de biliyorsun o bayrak Şırnak’ta PKK’nın gönderden indirdiği bayrak, BDP kongrelerinde sökülüp atılan bayrak. Nevruz’da Diyarbakır meydanında  bir tane bile bulunmayan bayrak.


Dolmabahçe’de başörtülü bir yakınının bebeğinin havalara atıldığını, başörtülü hanımın üzerine bevl’edildiğini söyleyerek ajitasyon yapacaks, fakat hâdiseyle ilgili mobese kayıtlarını bir tülü ifşâ etmeyeceksin, Reyhanlı’da öldürülenlerin hepsinin Sünni olduğunu  söyleyerek ateşin üzerine benzin dökeceksin, gençliği “ayyaş” diye tahkir edeceksin.


Bir dediğin bir dediğini tutmayacak, müteselsil çelişkiler içinde yaşayacaksın, inandırıcılığını kaybedeceksin,  üzerinde büyük bir öfkeyi toplayacaksın, Kılıçdaroğlu’nun karşısında ve mitinglerdeki Kasımpaşalı raconun  İmralı’da süt dökmüş kediye dönecek, uğrunda yüzlerce uyum yasası çıkardığın AB’li dostların sana arkasını dönecek, sıra dışı protokollerle ağırlandığın Beyaz Saray alıştığın desteğini üzerinden hafif hafif kaldıracak ve büyükelçisi vasıtasıyla sana ayar verecek.


On yıldır çıt çıkmayan meydanlarda  yüz binlerce insan birikmiş öfkesini kusacak, on yıldır tadını çıkardığın toplumsal muhalefetsizlik  sona erecek, on yıldır saz arkadaşların gibi vazife yapan medya ile yolların Taksim’de çatallaşacak.


İşin zor…


Bundan sonra işin zor..


Yorumlar

Güvenlik Kodu

vahiy  insan  şehir  revelation  ahlâk  etik  ethica  nüzhet yalan estetik  metafizik  ebrah doğu  batı  fıtrat  creation  yaratılış  iyilik  kötülük  dürüstlük  eşref-i mahlûkat  kişilik  asâlet  cesâret  vefâ  sadâkat  ihânet  yalan  immoralist  mitoloji  belh’um adâl  aere perennius  antere  genetik  şuur  terbiye  muâşeret  muâşaka  muvâsalat  firâk  zarâfet  letâfet  ferâset  panteon   rolyef  fresk  heykel  portre  gravür   ideal  ülkü  ülkücü   kerbelâ  aşk keşke  cennet  cehennem  araf  âdem  havva  hâbil  kâbil  elma  haz  hayâ  hicap  gurur  hürriyet  adâlet  musâvat  agnostic  akıl  dacret  locig  analytical  antiq  aristokrasi  kûrûn-i vustâ  giyotin  hakikat  hikmet  paradox  dialectic  tenkit  stoa  akademia  logos  logos spermaticos  felâsife  gelenek  hermeneutic  semantic  hint  upanişad  mutezile  ihvân-ı safa  ilk neden   iskenderiye okulu  medinetü’l fâzıla   hürriyet  kölelik  rönesans  ütopya  rethoric allah’ın kulu abdullah muhammed  kur’ân  endülüs ibn-i rüşd  aristotales  şeyh gâlip  farâbi  platon  sokrat   marcus aurelius  galile  mimar sinan  kirkedard  farabi  ibn-i sina   ibn-i hâldun  kafka  taşköprülüzâde  gazâli  musa cârullah  şemseddin sâmi frasheri  bergson  enver paşa  muhammed ikbal  hayyam  mehmet âkif  yâkup cemil  şems  ibn-i haldun  mevlâna  ali şeriâti  fuzulî  ebu’l âlâ el maarrî  ahmet mithat efendi  cemil meriç  nâmık kemal  ahmed hamdi tanpınar  kemal tahir  yahya kemal  cahid zarifoğlu  dostoyevski  tolstoy  knut hamsun  nietzsche  oğuz atay gogol  albert camus  descartes  herman hesse  puşkin  halil cibran  kaşgarlı mahmut  tevfik fikret  cenap şehabettin  neyzen tevfik  motzart  bach  mahler  tarkovski  suç ve  cezâ   anna karenina  madonna  prag  istanbul  çocuk kalbi  sn. petersburg  soljenitsin  marks  kant  heraklit  hegel  el-hamra  endülüs  kâmus u türkî  redhouse  wagner  kâmus u okyanus  lugat-i fransevî  iliria shqip  meydan larusse  şakâyık-ı nûmâniye  mevzuâtü’l ulûm  abdülkadir merâgi  ıtrî  muhammed esed  michelangelo van gogh  cezanne  rembrand  monet  hoca ali rıza  ulysess gaze  eleni karaindrou  sezen aksu  golha  farid farjad  osman hamdi

Tasarım : ATS