Telvin Hüsn-ü Hat Sahaf Şiir sine40
Anasayfa > Adnan İslamoğulları > Siyasal İslâm’ın defin ameliyesi

On yılın özeti:


Siyasal İslâm’ın defin ameliyesi



Millî Şef Dönemi’nin baskıcı yıllarının üstüne gelen Demokrat Parti iktidarı ile içinde bulunduğu sosyal astımdan bir nebze de olsa kurtulan toplumumuzda İslâmî yönelişlerin yine aynı dönemde ivme kazanmaya başladığı da bir vâkıadır.


Yeni cumhuriyetin üzerinde yükseldiği seküler değerlerin taşraya sürgüne gönderdiği medreselerin, tekkelerin uzun yıllar sonra tekrar şehirlere dönmeğe başladığı yıllardı 1960’lı yıllar. Ardından, dikkatleri pek de çekmeden şehirlerin içerisinde kurumlaşma çabaları ve bu arada aynı zamanda kalite ve keyfiyet kaygısının da terk edildiği uzun yıllar. Taşrada edinilen taşralı geleneklerin ve dini algılamadaki taşralı yorum ve tatbikatların şehirleri istilâ ettiği uzun yıllar. Ortalığa saçılan sakal-bıyık risâleleri, fantastik cennet-cehennem tasvirleri, sineğin bala yapışması gibi şekle yapışan dindarlık telâkkîleri, Peygamber’in gönderilme gerekçesi olan ahlâkın önceliğini yitirip cevhersiz muâmelâtın dinin yekûnuna dönüştürülmesi, dinî kurumlar ile siyâsetin birbirini kemirip iç içe geçen girift ve ilkesiz münâsebetinin temellerinin atıldığı yıllar…         


Bedelinin 12 Eylül 1980 Darbesi ve ardından Özalizm’in ahlâksız serbest piyasasıyla, rüşvetin meşrûlaşmasıyla, depoitizasyonun devlet politikası hâline gelmesiyle ödendiği yıllardı.


Yeni bir gençlik, yeni bir ekonomi, yeni bir devlet adamı tipi, yeni bir memur tipi.


Ve’l-hâsılı her şeyin yeni baştan inşâı…


Dinî müesseseler ile siyâset arasında pervâsızlaşan karşılıklı menfaat ilişkileri, cemaatlerin süratle siyâsîleşmesi, aktif politikanın içinde öncelikli ve ağırlıklı denge unsuru olması, kadrolaşmaların pazarlıkların ilk maddesi yapılması, medyanın ve finansman kurumalarının cemaatlere diyet olarak ödenmesi, palazlanan bahse konu yapıların gücün farkına vararak dünyevîleşmesi, dünyevîleştikçe iştihâlarının artması, ‘bir lokma ve bir hırka’dan ‘müslüman her şeyin en iyisine lâyıktır’ mottosuyla sekülerizme hızlı geçiş…          


Ve 28 Şubat kararları...


Son otuz-kırk yılda kazanıldığı(!) vehmedilen mevzilerin, yetişti varsayılan insan ve aydın tipinin iflâsı ve ‘siyâsî İslamcılığın defin ameliyesi’.


Bu defin esnâsında morgtan kaçıp ‘üzerimizdeki millî görüş gömleğini çıkardık, değiştik’ iddiasıyla hayat bulan AKP iktidârı. Demokrat Parti iktidârının “câmileri ahır yaptılar - ezân-ı Muhammaedi’yi Tanrı uludur diye okudular” türünden argümanlarına sıkı sıkı bağlı bir siyâset diliyle hedef tahtasına Türk siyâsetinin ‘yedi uyurları’ ve arkaik partisi CHP’yi oturtup popülüzmi sanat hâline getiren ve sekülerleşmede sınır tanımayan AKP iktidârı.


Mütedeyyin kitleleri zenginlik ve güç ile buluşturan, başörtüsünü tesettür olmaktan çıkarıp tepelerine kondurdukları deve hörgücüne benzer desteklerle ucûbeleştiren, tesettürü ahlâk ve edebinden soyarak bir marka fetişizmine, bir gösteriş budalalığına ve güçlü olana ait olmanın alâmet-i fârikasına dönüştüren, haydi tam tâbiriyle ifade edelim,  siyasal İslâm’ın sembolü yapan bir idraksizlik ve ihlâs dejenerasyonu. 


28 Şubat’ta bütün bu birikimlerin(!) politik temsilcisi ‘millî görüş’ ekolünün içine düştüğü ve içinde bir taraftan kıvranarak bu zilleti ‘içselleştirmeğe’ çalıştığı şok dönemi.


Hz. Musa’nın, “Rabbim... İçimizden bir takım beyinsizlerin yaptıklarından ötürü bizi helâk edecek misin?” sorusunun tam da zamanıydı aslında, bir iç sorgulamanın bütün şartlarını içinde barındıran bir tecrübenin adıydı 28 Şubat.


Zihnî ve kalbî bir ‘Tih Hicreti’nin zamanıydı.  


Zillet görmemiş bir neslin neşv ü nemâ bulma ihtimâliydi bu sorgulama ve zihnî hicret.


Olmadı, yapılmadı...


28 Şubat’ın içinden bir ‘derin sorgulama’ değil, bir ‘derin İslâmcı sekülerizm’ çıktı; bunun adı da AKP oldu ve İslâm’ın biricik değeri olan ‘adâlet’in devletin de biricik değeri olması ihtimâline konulan ipoteğin altında ‘İslâmcı’ AKP’nin imzasının bulunması, siyâsî tarihimize bir trajedi olarak kaydoldu…











Yorumlar

Güvenlik Kodu

vahiy  insan  şehir  revelation  ahlâk  etik  ethica  nüzhet yalan estetik  metafizik  ebrah doğu  batı  fıtrat  creation  yaratılış  iyilik  kötülük  dürüstlük  eşref-i mahlûkat  kişilik  asâlet  cesâret  vefâ  sadâkat  ihânet  yalan  immoralist  mitoloji  belh’um adâl  aere perennius  antere  genetik  şuur  terbiye  muâşeret  muâşaka  muvâsalat  firâk  zarâfet  letâfet  ferâset  panteon   rolyef  fresk  heykel  portre  gravür   ideal  ülkü  ülkücü   kerbelâ  aşk keşke  cennet  cehennem  araf  âdem  havva  hâbil  kâbil  elma  haz  hayâ  hicap  gurur  hürriyet  adâlet  musâvat  agnostic  akıl  dacret  locig  analytical  antiq  aristokrasi  kûrûn-i vustâ  giyotin  hakikat  hikmet  paradox  dialectic  tenkit  stoa  akademia  logos  logos spermaticos  felâsife  gelenek  hermeneutic  semantic  hint  upanişad  mutezile  ihvân-ı safa  ilk neden   iskenderiye okulu  medinetü’l fâzıla   hürriyet  kölelik  rönesans  ütopya  rethoric allah’ın kulu abdullah muhammed  kur’ân  endülüs ibn-i rüşd  aristotales  şeyh gâlip  farâbi  platon  sokrat   marcus aurelius  galile  mimar sinan  kirkedard  farabi  ibn-i sina   ibn-i hâldun  kafka  taşköprülüzâde  gazâli  musa cârullah  şemseddin sâmi frasheri  bergson  enver paşa  muhammed ikbal  hayyam  mehmet âkif  yâkup cemil  şems  ibn-i haldun  mevlâna  ali şeriâti  fuzulî  ebu’l âlâ el maarrî  ahmet mithat efendi  cemil meriç  nâmık kemal  ahmed hamdi tanpınar  kemal tahir  yahya kemal  cahid zarifoğlu  dostoyevski  tolstoy  knut hamsun  nietzsche  oğuz atay gogol  albert camus  descartes  herman hesse  puşkin  halil cibran  kaşgarlı mahmut  tevfik fikret  cenap şehabettin  neyzen tevfik  motzart  bach  mahler  tarkovski  suç ve  cezâ   anna karenina  madonna  prag  istanbul  çocuk kalbi  sn. petersburg  soljenitsin  marks  kant  heraklit  hegel  el-hamra  endülüs  kâmus u türkî  redhouse  wagner  kâmus u okyanus  lugat-i fransevî  iliria shqip  meydan larusse  şakâyık-ı nûmâniye  mevzuâtü’l ulûm  abdülkadir merâgi  ıtrî  muhammed esed  michelangelo van gogh  cezanne  rembrand  monet  hoca ali rıza  ulysess gaze  eleni karaindrou  sezen aksu  golha  farid farjad  osman hamdi

Tasarım : ATS