Telvin Hüsn-ü Hat Sahaf Şiir sine40
Anasayfa > Adnan İslamoğulları > ‘Ülkücülük Yılları’

Zamanı geldiğinde bozdurulup harcanmak üzere saklanan yıllar:


‘Ülkücülük Yılları’


 


“Bizim Naci Bostancı” deyip geçmeyin, “Bizim Mümtaz” deyip geçmediğiniz gibi. 


Onlar isimlerinin önüne Ülkücülerin eklediği ‘bizim’ sıfatından çoktan sıyrılmış, onları Ülkücülerin gözünde ‘bizim’ yapan yılları çoktan naftalinleyip bir sandık dibine gömmüşler.


Siyâsî partiler, cemaatler, tarikatler, sivil toplum örgütleri için ‘insan fideliği’ vazifesi gören Ülkücü  Hareket’in AKP’yi ıskalaması ya da AKP’nin Ülkücüleri ıskalaması düşünülemezdi, karşılıklı olarak ıskalanmadı da. Özal’ın ANAP’ı kadar olmasa da, AKP de küçük dinamiklerinden birisi olarak istihdâm etti Ülkücüleri, ‘tek kullanımlık’ bir malzeme gibi. Referandumda Meclis kürsüsünden Pehlivanoğlu’nun mektubunu titrek, ağlamaklı ve tiyatral bir sesle okuyan Başbakanlarıyla gurur duyan AKP’nin Ülkücü(!) milletvekilleri,  aynı Başbakan, “Onlar doğru dürüst Fatiha okumayı bile bilmezler” dediğinde, partilerinin bir başka milletvekili, “Erciyes’te uluyacaklarına Meclise gelsinler” dediğinde, ‘Kandan besleniyorlar’ dediklerinde kendilerini hiç hakârete uğramış hissetmediler.


Çünkü zaten hayatlarının 1975 ve 1980 arasındaki beş yıllarını yaşanmamış sayıyorlar, özgeçmişlerinden bile siliyorlardı o yılları.


AKP Amasya milletvekili Prof. Dr. Naci Bostancı’nın gerek kendi sitesindeki, gerekse Wikipedia’daki özgeçmişi, ‘Naci Bostancı Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi’nden 1980’de mezun olmuştur’ cümlesiyle başlayıp, milletvekili olarak sâhip olduğu sıfatlarla bitmekte.  


Yazılarının listesinde de ‘1975 ve 1980’ yılları arasındaki beş sene ‘yok hükmünde’. Sanki, ‘Hasret, Genç Arkadaş, Nizam-ı Âlem’ dergilerinde hiç yazı yazmamış, Necatibey’deki dergi binasında hiç sabahlamamış, Ulus’taki matbaa da derginin basımını hiç beklememiş gibi Naci Bostancı.


Bahse konu ‘yok hükmündeki’ yıllar ‘Ülkücülük yılları’. Zamanı geldiğinde bozdurulup harcanmak üzere biriktirilmiş tasarruf yılları.


Hiç şüphesiz ki kendileri için siyâset yapacak tek partinin MHP olması gibi bir mecbûriyetleri yok, bu konuda kınamak da isâbetli ve insaflı olmaz. Devlet Bahçeli MHP’sinin, Ülkücülerin bütün hissiyâtına cevap verdiği, Ülkücülerin kadîm değerlerinin savunucusu olduğu da öyle iddialı bir şekilde söylenemez. Bu arkadaşların MHP hâricinde aktif siyâset yapmaları değil mesele. Asıl trajedi, hayatlarının Ülkücülük yıllarını kendileri adına telâffuz etmekten, özgeçmişlerine kaydetmekten ve her fırsatta Ülkücülere ve mâzilerine hakâret eden bir siyâsî geleneğin içinde hiç arlanmadan siyâset yapmaları ve hatta nefes alıp vermeleridir.


‘Meclis Çözüm Komisyon Başkanı’ Naci Bostancı’nın kendisi ve komisyonu neyi çözecek bilmiyoruz, fakat zihinlerindeki Ülkücülüğü çözdükleri âşikâr. Yan yollara girmek falan değil Bostancı’nın sapması, tam olarak ters yola girmek. Şu ân kendisine güzergâh tâyin ettiği ters yolu hiç de yadırgamıyor, “Buralardan daha evvel hiç geçmemiştim, acaba yanlış bir yola mı girdim?” tereddütüne sâhip değil. Kırk yılın politikacısı gibi konuşuyor ve konuştukları da PKK’ya yakın internet sitelerinde övgülerle iktibas ediliyor. 


‘Yeni özgür poltika’ isimli internet sitesi, Naci Bostancı’nın Bugün Gazetesi’ne verdiği mülâkatı manşetine “Öcalan Önemli figür” başlığıyla taşımış ve alt başlıkta da Bostancı’nın şu ifâdesine yer vermiş:


“Meclis Çözüm Komisyonu Başkanı Mehmet Naci Bostancı, çözüm sürecinin en önemli figürlerinden biri olarak tanımladığı Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan için, “Çözüm sürecine verilen katkı temelinde Öcalan’ın koşulları düzeltilmeli” dedi.”


Toplumun 1999’dan hatta 1993’ten bu yana Öcalan’ın ikinci bir niteliğiyle karşılaştığını, Apo’nun ikinci niteliğinin Türkiye’de çözüm için, barış için, ateşkes için çalışmak olduğunu söyleyen Naci Bostancı,  eğer çözüm gerçekleşirse, Öcalan’a karşı en öfke dolu çevrelerin dahi bunda Öcalan’ın katkısını göreceklerini ve kanaatlerini değiştireceklerini ifâde ediyor. Naci Bostancı’nın bu cümlelerinden çözüm sürecine Apo’nun verdiği katkıyı kendisinin zaten görüp takdir ettiğini de anlamış oluyoruz. Ardından zaten kendisi de veciz bir cümleyle bu kanaatini fâş ediyor:


“Öcalan’ın Türkiye için bir kader ortaklığı temsil ettiğinin altını çizmek istiyoruz” buyuruyor.


Ülkücülerin hâl-i pür melâli:


İktidarların Enderun’una devşirilen tek kullanımlık müstemleke çocukları gibiler…





 





    


  

Yorumlar

Güvenlik Kodu

vahiy  insan  şehir  revelation  ahlâk  etik  ethica  nüzhet yalan estetik  metafizik  ebrah doğu  batı  fıtrat  creation  yaratılış  iyilik  kötülük  dürüstlük  eşref-i mahlûkat  kişilik  asâlet  cesâret  vefâ  sadâkat  ihânet  yalan  immoralist  mitoloji  belh’um adâl  aere perennius  antere  genetik  şuur  terbiye  muâşeret  muâşaka  muvâsalat  firâk  zarâfet  letâfet  ferâset  panteon   rolyef  fresk  heykel  portre  gravür   ideal  ülkü  ülkücü   kerbelâ  aşk keşke  cennet  cehennem  araf  âdem  havva  hâbil  kâbil  elma  haz  hayâ  hicap  gurur  hürriyet  adâlet  musâvat  agnostic  akıl  dacret  locig  analytical  antiq  aristokrasi  kûrûn-i vustâ  giyotin  hakikat  hikmet  paradox  dialectic  tenkit  stoa  akademia  logos  logos spermaticos  felâsife  gelenek  hermeneutic  semantic  hint  upanişad  mutezile  ihvân-ı safa  ilk neden   iskenderiye okulu  medinetü’l fâzıla   hürriyet  kölelik  rönesans  ütopya  rethoric allah’ın kulu abdullah muhammed  kur’ân  endülüs ibn-i rüşd  aristotales  şeyh gâlip  farâbi  platon  sokrat   marcus aurelius  galile  mimar sinan  kirkedard  farabi  ibn-i sina   ibn-i hâldun  kafka  taşköprülüzâde  gazâli  musa cârullah  şemseddin sâmi frasheri  bergson  enver paşa  muhammed ikbal  hayyam  mehmet âkif  yâkup cemil  şems  ibn-i haldun  mevlâna  ali şeriâti  fuzulî  ebu’l âlâ el maarrî  ahmet mithat efendi  cemil meriç  nâmık kemal  ahmed hamdi tanpınar  kemal tahir  yahya kemal  cahid zarifoğlu  dostoyevski  tolstoy  knut hamsun  nietzsche  oğuz atay gogol  albert camus  descartes  herman hesse  puşkin  halil cibran  kaşgarlı mahmut  tevfik fikret  cenap şehabettin  neyzen tevfik  motzart  bach  mahler  tarkovski  suç ve  cezâ   anna karenina  madonna  prag  istanbul  çocuk kalbi  sn. petersburg  soljenitsin  marks  kant  heraklit  hegel  el-hamra  endülüs  kâmus u türkî  redhouse  wagner  kâmus u okyanus  lugat-i fransevî  iliria shqip  meydan larusse  şakâyık-ı nûmâniye  mevzuâtü’l ulûm  abdülkadir merâgi  ıtrî  muhammed esed  michelangelo van gogh  cezanne  rembrand  monet  hoca ali rıza  ulysess gaze  eleni karaindrou  sezen aksu  golha  farid farjad  osman hamdi

Tasarım : ATS