Telvin Hüsn-ü Hat Sahaf Şiir sine40
Anasayfa > Adnan İslamoğulları > Bu kadar basit olamaz!

Bu kadar basit olamaz!



Peygamber’in irtihâlinden sonra Sekife toplantısından çıkan karar ‘ikinin ikincisi’ olarak Ebû Bekir’i hilâfet makamına getirmişti. Ebû Bekir kendisinden sonra Ömer’i vâsiyet etmiş ve Ömer de yaralandığında ardında altı kişiden oluşan bir şûra bırakmıştı. Şûranın reisi Abdurrahman b. Avf’ın yaptığı istişârelerin neticesi, müslümanların Osman ve Ali üzerinde oluşmuş mutabakatıydı.


Abdurrahman b. Avf mescidte yapılan toplantıda Ali’nin ve Osman’ın ellerini tutarak evvelâ Ali’ye sordu sualini:


“Allah'ın Kitabı, Resulünün Sünneti ve Ebû Bekir ve Ömer'in uygulamalarına tabi olarak hareket edip edecek misin?”.


İlmin kapısı Ali, kahramanlığın üzerinde tecessüm ettiği Ali, cesâretini kılıcının keskinliğinde taşıyan Ali, Fâtıma’nın müşvik kocası Ali, Hasan ve Hüseyin’in biricik babası Ali, Peygamberin yatağında düşmanı bekleyen ve bedenini Peygamberin düşmanlarının kılıçlarına kalkan eden sâdık ve fedâkâr Ali, Lâ fetâ illâ Ali, lâ seyfe illâ Zülfikârın Ali’si cevabını verdi:


“Allah'ın Kitabı ve Resulünün Sünnetine tam olarak uyacağım, ancak bunun dışında kendi içtihadlarıma göre davranacağım…”.


Abdurrahman b. Avf anı suali Osman’a sordu:


“Allah'ın Kitabı, Resulünün Sünneti ve Ebû Bekir ve Ömer'in uygulamalarına tabi olarak hareket edip edecek misin?”.


Osman kendisini halife yapacak olan o cevabı verdi:


“Allah'ın Kitabı, Resulünün Sünneti ve Ebû Bekir ve Ömer'in uygulamalarına tabi olarak hareket edeceğim”.


Sonrası mâlûm…


Bin beş yüz yıldan fazla bir zaman evvel başlayan ve halen de devam eden bir ayrılığın ilk günüydü o gün….


Üzerine binlerce yanlışın ama binlerce de haksızlığın yığıldığı ve zamanla bu yığının mühimmat ve cephâneye dönüşüp oluk oluk kanların akıtıldığı bir ayrılığın ilk günüydü o gün…


Ali sevgisinin, Ali muhabbetinin içinden Gulat-ı Şia’yı çıkaran bir abesler cangılının ilk tohumlarının toprağa düştüğü bir ayrılığın ilk günüydü o gün…


Peygamber’in yatağına yatarak canını Peygamber uğruna fedâ etmeye râzı olan Ali’yi Peygamber’in tebliğinden ayıran bir Ali sevgisinin, bir Ali muhabettinin mü’minleri bir tarağın dişleri, bir vücûdun âzâları olmaktan çıkarıp, hasım cephelerin tarafeyni hâline getiren bir anlamsız ayrışmanın ilk günüydü o gün…


Ve…


“Ali haklıydı, Muaviye haksız değildi” gibi ‘Altın orta’ adı altında adâlet hissinden mahrum bir denge politikasının adâleti iktidâr fikrine yem ettiği bir haksızlığın doğduğu gündü o gün…


Yezid isminin, taşıyıcısından sonra bir daha hiçbir erkek evlâdına konulmadan bin beş yüz yıldır cezâlandırıldığı, Hüseyin’in Yezid tarafından şehid edildiği Kerbelâ’da, mü’min vücûdunun âzâlarının birbirini katlettiği güne gebe bir gündü o gün…


Mızraklarının ucuna Kur’ân âyetlerini geçirerek “Lâ hükme illâllah” diyenler için Ali’nin, “Bâtılın kast ediliği Hakk söz” dediği bir kanlı paradoksun şifrelendiği gündü o gün…


İsmail ile Yavuz’u cenk meydanında karşı karşıya getiren ve bir birine kılıç kuşanılan savaşların kılıçlarının bilendiği gündü o gün…


* * * * *


Ve çok günler geçti o günün üzerinden…


İslâm tarihinin cephâneliği gibi, mühimmat deposu olarak kullanılan bir tarihi kesiti emdi siyâset o günden beridir bir meme gibi, sağdıkça sağdı ve hayat buldu…


Bir kelimenin kökü parçalandı, içinden câmi ve cemevi çıkarıldı, toplanmak yerine ayrılındı, dağılındı…


Birinde alınlar secdeye gitti, diğerinde eller semâya açıldı, dönüldü semahlarla…


“Yemeği yenmez” dendi, “mum söndü” dendi, rezil ve ahlâksız hurâfelerle surlar örüldü Peygamberin ümmeti arasına…


İktidarlar, darbeler hep o fitneden beslendiler yıllardır, asırlardır.


Şimdi…


‘Câmi ve cemevi yan yana’ projesiyle bin beş yüz yıllık problemler çözülmeğe çalışılıyor.


Gönüller yan yana yapılacak iki inşaat ile tâmir edilecek.


Aynı bahçeden içeri girecek ve insanlar yine ayrı yöne doğru yürüyecekler içeride.


Birinin minâresinden ezan okunacak, “Allah u ekber.. Allah u ekber..”, diğerinden sazın nağmeleri arasında, “Ali bizim şâhımız Kâbe kıblegâhımız” yükselecek, birbirine karışacak.


Bu kadar kolay mı?


Bu kadar basit mi?


Yan yana câmi ve cemevi inşaatı çözecek mi tarihin bütün kırgınlıklarını?


Eğer öyle ise, “Reyhanlı’da ölen vatandaşlarımızın hepsi sünniydi” dediğiniz Hatay’dan başlayın inşaata.


Eğer öyle ise, Başbağlar’da devam edin inşaata.


Bu kadar basit olamaz!..









Yorumlar

Güvenlik Kodu

vahiy  insan  şehir  revelation  ahlâk  etik  ethica  nüzhet yalan estetik  metafizik  ebrah doğu  batı  fıtrat  creation  yaratılış  iyilik  kötülük  dürüstlük  eşref-i mahlûkat  kişilik  asâlet  cesâret  vefâ  sadâkat  ihânet  yalan  immoralist  mitoloji  belh’um adâl  aere perennius  antere  genetik  şuur  terbiye  muâşeret  muâşaka  muvâsalat  firâk  zarâfet  letâfet  ferâset  panteon   rolyef  fresk  heykel  portre  gravür   ideal  ülkü  ülkücü   kerbelâ  aşk keşke  cennet  cehennem  araf  âdem  havva  hâbil  kâbil  elma  haz  hayâ  hicap  gurur  hürriyet  adâlet  musâvat  agnostic  akıl  dacret  locig  analytical  antiq  aristokrasi  kûrûn-i vustâ  giyotin  hakikat  hikmet  paradox  dialectic  tenkit  stoa  akademia  logos  logos spermaticos  felâsife  gelenek  hermeneutic  semantic  hint  upanişad  mutezile  ihvân-ı safa  ilk neden   iskenderiye okulu  medinetü’l fâzıla   hürriyet  kölelik  rönesans  ütopya  rethoric allah’ın kulu abdullah muhammed  kur’ân  endülüs ibn-i rüşd  aristotales  şeyh gâlip  farâbi  platon  sokrat   marcus aurelius  galile  mimar sinan  kirkedard  farabi  ibn-i sina   ibn-i hâldun  kafka  taşköprülüzâde  gazâli  musa cârullah  şemseddin sâmi frasheri  bergson  enver paşa  muhammed ikbal  hayyam  mehmet âkif  yâkup cemil  şems  ibn-i haldun  mevlâna  ali şeriâti  fuzulî  ebu’l âlâ el maarrî  ahmet mithat efendi  cemil meriç  nâmık kemal  ahmed hamdi tanpınar  kemal tahir  yahya kemal  cahid zarifoğlu  dostoyevski  tolstoy  knut hamsun  nietzsche  oğuz atay gogol  albert camus  descartes  herman hesse  puşkin  halil cibran  kaşgarlı mahmut  tevfik fikret  cenap şehabettin  neyzen tevfik  motzart  bach  mahler  tarkovski  suç ve  cezâ   anna karenina  madonna  prag  istanbul  çocuk kalbi  sn. petersburg  soljenitsin  marks  kant  heraklit  hegel  el-hamra  endülüs  kâmus u türkî  redhouse  wagner  kâmus u okyanus  lugat-i fransevî  iliria shqip  meydan larusse  şakâyık-ı nûmâniye  mevzuâtü’l ulûm  abdülkadir merâgi  ıtrî  muhammed esed  michelangelo van gogh  cezanne  rembrand  monet  hoca ali rıza  ulysess gaze  eleni karaindrou  sezen aksu  golha  farid farjad  osman hamdi

Tasarım : ATS