Telvin Hüsn-ü Hat Sahaf Şiir sine40
Anasayfa > Adnan İslamoğulları > Birkaç tabelâyı kaldırmakla silemeyeceğiniz bir derinliğin adıdır Türklük…

Birkaç tabelâyı kaldırmakla silemeyeceğiniz bir derinliğin adıdır Türklük…


 


Gökkuşağının altından geçince cinsiyet değiştireceğine inananlar kadar naif olmasalar da, “Ne Mutlu Türküm Diyene” yazan tabelâları yıkarak arkasından zılgıt çekince Türklüğü de o tabelâyla birlikte söküp attığını zannedenler, Türklüğü, vâlilik/bakanlık tabelâlarında ve resmî evrak antetlerinde yer alan ve dört harflik bir kelimeden ibâret sanarak ahmaklığın, gafletin, dâlâletin ve nihâyetinde ihânetin adresini yazıyorlar.


Türklüğü, “bu millet” diyerek bir zamirin içine sığdırabileceklerini zannedenler, Türklüğü, 1. Dünya savaşı sonrası ve muhtelif zamanlardaki bölgesel savaşlar/çatışmalar sonrası ölümden, yok olmaktan kaçarak bu vatana, Türk milletinin ‘mazluma umut’ âlicenablığına ve Türk devletinin büyüklüğüne ilticâ eden, adına bin yıldır Türkiye denen ‘emân ülkesi’nde hiçbir ayrımcılık görmeden barış içinde yaşayan kardeşlerimizin etnik aidiyetleri veya bu topraklarda yaşayan devlet yüzü ve umuru görmemiş alt kültürlerle bir tutanlar, Türklüğün “bu millet” diyerek bir zamirin içine sığdırılamayacağını iyi niyetli iseler cehâletlerini anladıklarında, iyi niyetli değillerse ihânetleri ayaklarına dolandığında anlayacaklar…


Türklüğün,  Diyarbakır ismini Amed, Aydınlar ismini Tillo, Ağrı ismini Agiri, Erzurum ismini Erzorom olarak değiştirince haritalardan silinebileceğini düşünen akl-ı evvellerin gafletinin sebebi, Türklüğün devlet vücûdunun çekildiği, Prizren’de, Drama’da, Bosna’da, Priştine’de, Ohri’de ve Osmanlı coğrafyasından yetim kalan yüzlerce şehirde, kasabada, köyde, beldede, dağda, taşta, ovada,  nasıl yaşadığından, Türk’ün nasıl vâr olmaya devam ettiğinden gâfil olmalarıdır, ihânetlerinin sebebi ise zihinlerinin derinlerindeki âidiyet problemleridir…


Türklüğü, soy şecerelerindeki kayıtlardan ibâret sayanlar ve bunun üzerinden alçakça ırkçılık iftirâlarıyla kendi aşağılık komlekslerini kusanlar, kendi etnik âdiyetini alenen ifâde eden ve “Sana yok, ırkıma yok izmihlâl…” diyen Mehmet Akif’i, kendi etnik âidiyeti alenî Şemseddin Sâmi’inin ‘K’amus-u Türkî’sini, kendi etnik âidiyeti isminden mâlûm Tatyos Efendi’nin, "Mani oluyor hâlimi takrire hicâbım” ve “Gamzedeyim devâ bulmam” bestelerini, Hoca Ali Rıza’nın İstanbul resimlerini  ve hatta Mimar Sinan’nın Süleymâniyesini, Selimiye’sini anlayacak zihnî melekelerden, haz alacak estetik hislerden mahrum câhiller gürûhudur.


* * * * *


Mimar Sinan’a, Akif’e, Şemseddin Sâmi’ye, Tatyos Efendi’ye ve daha yüzlercesine gönlünü türbe eden ve bir türbedâr gibi hâtıralarını tâ’zim ile bekleyen aziz Türk milletine binlerce yıldır bilmediği ırkçılığı yakıştıranların, otuz yıldır döktükleri kan üzerinden etnik bir hâkimiyet dönüştürebileceğini zannedenlerin ve bu etnik hâkimiyete çanak tutanların yüzlerce yıl daha anlayamayacakları bir büyük ihâtanın adıdır Türklük…    


Orta Asya’dan Viyana önlerine kadar düşmanlarının sırtında bir tek kılıç izi, bir tek mermi izi bırakmayan bir yiğitliğin, düşene vurmayan, kutsallara savaş açmayan, mahkeme önünde etnik âidiyetine bakmaksızın yalnızca âdâletle hüküm veren bir medeniyetin, devletin en üst makamlarını soy şecerelerine bakmadan ehline teslim eden bir âlicenablığın adıdır Türklük…


Unutulmuş ağtlara, çâresiz âşıklara, kitabını, yönünü kaybetmiş meczuplara, terk edilmiş çeşmelere, mahzun kabirlere, nisbetsiz kubbelere, kumrusuz, şadırvansız câmilere devâ, gönüllere ve içtimâî sadrımıza şifânın adıdır Türklük…


Zenci Musa’nın esmer yüzü, Mustafa Kemal’in mavi gözleri, Âkif’in dindarlığı, Atsız’ın ırkının şeref taşan efsânelerindeki iftiharı, Ziya Gökalp’in Turancılığı, Hilmi Ziya’nın Avrupalılığı, Cemil Meriç’in kanaviçeleri, Yahya Kemal’in Osmanlılığı, Kemal Tahir’in yerli solculuğu, Koca Yusuf’un gücü,  Muharrem Ertaş’ın Anadoluluğu arasındaki zenginliktir Türklük…


Erivan ile Kerkük’ün, Üsküp ile Kırım’ın, Gagavuz ile Bulgaristan’ın, Kıbrıs ile Yunanistan’ın, İran ile Kafkasya’nın arasında,  ‘Şol Revan’da balam kaldı’ ile ‘Aliş’imin kaşları kara’sının, ‘Altın Hızma Mülâyim’ ile ‘Yıldız Dağı’nın, ‘Şu Yalta’dan taş yükledim’ ile ‘Baba bugün dağlar yeşil boyandı’nın, ‘Laleler’ ile ‘Oğlan oğlan kalk gidelim’in, ‘Bir fırtına tuttu bizi’ ile Mağusa Limanı’nın, ‘Kırmızı gülün alı  var’ ile ‘Köroğlu’nun arasında hiç susmayan sazın sesidir Türklük…   


Adem’i Rabbinden, insanlığı ise Âdem’den bilen bir kavî imanın adıdır Türklük…


Gölgesinde huzur bulmak isteyene kökü Orta Asya’da, yaprakları Viyana önlerinde bir ulu çınarın adıdır Türklük…


Birkaç tabelâyı kaldırmakla silemeyeceğiniz bir derinliğin adıdır Türklük…




















Yorumlar

Güvenlik Kodu

vahiy  insan  şehir  revelation  ahlâk  etik  ethica  nüzhet yalan estetik  metafizik  ebrah doğu  batı  fıtrat  creation  yaratılış  iyilik  kötülük  dürüstlük  eşref-i mahlûkat  kişilik  asâlet  cesâret  vefâ  sadâkat  ihânet  yalan  immoralist  mitoloji  belh’um adâl  aere perennius  antere  genetik  şuur  terbiye  muâşeret  muâşaka  muvâsalat  firâk  zarâfet  letâfet  ferâset  panteon   rolyef  fresk  heykel  portre  gravür   ideal  ülkü  ülkücü   kerbelâ  aşk keşke  cennet  cehennem  araf  âdem  havva  hâbil  kâbil  elma  haz  hayâ  hicap  gurur  hürriyet  adâlet  musâvat  agnostic  akıl  dacret  locig  analytical  antiq  aristokrasi  kûrûn-i vustâ  giyotin  hakikat  hikmet  paradox  dialectic  tenkit  stoa  akademia  logos  logos spermaticos  felâsife  gelenek  hermeneutic  semantic  hint  upanişad  mutezile  ihvân-ı safa  ilk neden   iskenderiye okulu  medinetü’l fâzıla   hürriyet  kölelik  rönesans  ütopya  rethoric allah’ın kulu abdullah muhammed  kur’ân  endülüs ibn-i rüşd  aristotales  şeyh gâlip  farâbi  platon  sokrat   marcus aurelius  galile  mimar sinan  kirkedard  farabi  ibn-i sina   ibn-i hâldun  kafka  taşköprülüzâde  gazâli  musa cârullah  şemseddin sâmi frasheri  bergson  enver paşa  muhammed ikbal  hayyam  mehmet âkif  yâkup cemil  şems  ibn-i haldun  mevlâna  ali şeriâti  fuzulî  ebu’l âlâ el maarrî  ahmet mithat efendi  cemil meriç  nâmık kemal  ahmed hamdi tanpınar  kemal tahir  yahya kemal  cahid zarifoğlu  dostoyevski  tolstoy  knut hamsun  nietzsche  oğuz atay gogol  albert camus  descartes  herman hesse  puşkin  halil cibran  kaşgarlı mahmut  tevfik fikret  cenap şehabettin  neyzen tevfik  motzart  bach  mahler  tarkovski  suç ve  cezâ   anna karenina  madonna  prag  istanbul  çocuk kalbi  sn. petersburg  soljenitsin  marks  kant  heraklit  hegel  el-hamra  endülüs  kâmus u türkî  redhouse  wagner  kâmus u okyanus  lugat-i fransevî  iliria shqip  meydan larusse  şakâyık-ı nûmâniye  mevzuâtü’l ulûm  abdülkadir merâgi  ıtrî  muhammed esed  michelangelo van gogh  cezanne  rembrand  monet  hoca ali rıza  ulysess gaze  eleni karaindrou  sezen aksu  golha  farid farjad  osman hamdi

Tasarım : ATS