Telvin Hüsn-ü Hat Sahaf Şiir sine40
Anasayfa > Adnan İslamoğulları > “Hırsızlık babadan oğula geçer…”

“Hırsızlık babadan oğula geçer…”


Her şey “1 Milyarım var” cümlesiyle başlamıştı aslında…


“İktidar olmak için çok para lazım” diyen Rahmi Koç’a, “1 Milyarım var…” demişti daha yolun başında, henüz İstanbul Belediye başkanı iken…  Yani 1 milyar dolar…


“O  zaman olur…” demişti Rahmi Koç…


Oldu da…


On yıldır Başbakan…


On yıldır partisinin tartışmasız lideri…


Kendisi inanmasa da artık yolun sonuna geliyor… İktidar gücünün sarhoşluğundan uyanma zamanı geliyor… İktidar şehvetinin son demlerini yaşıyor…


“Fırat’ın kenarındaki koyun” metaforuyla çıktıkları yolun sonunda koyunun âkıbeti zührevî hastalıklar hastanesi oldu…  Yani koyun artık vesikalı ve koyunun başına gelenlerin müsebbipleri aile içinde…


Dinî telâkkîleri ve algıları ve eğitimleri yani müslümanlıkları  bir tahkikin, bir tecessüsün semeresi değil, emdikleri sütle birlikte edindikleri ve sineğin bala yapıştığı gibi şekle yapışan köylü ve taşralı bir müslümanlıktı. İçinde İslâm’a ve medeniyetine dâir hiçbir değerin yaşama şansı ve imkânı bulamadığı bir müslümanlıktı bu… 


İçinde kelime-i tevhid yazılı sıkılı yumruklar ve kılıçlardan oluşan görsellerin altında büyüdüler, tek hedefleri yürütmenin başına geçmek, devleti ele geçirmekti…


Partilerine isim olarak seçtikleri ‘adâlet’in ne olduğuna dâir en ufak bir fikirleri yoktu, tabiatıyla mefkûre de  edinemediler ‘adâlet’i…


Onların ‘adâlet’ten anladıkları tek bir şey vardı:


“Bizim de iktidar olmamız lâzım…”


‘İslâmcı makyevelizm’in  kitabını yazdılar on yıl içinde…


İktidar ile, güç ile, dünya ile, mal ile mülk ile, para ile, marka ile, lüks ile tatmin oldular…


O kadar büyük bir güç elde ettiler ki, yirmili yaşlarındaki çocukları bile büyük servetlerin içinde yüzmeye başladılar. Haram korkusundan azâde oldular, devletin ve milletin parasını, yetimin hakkını gasp etmeyi kendilerine kazanılmış hak olarak gördüler. Kırk yıllık retorik  bunlara her türlü cevazı verdi, değil mi ki dindarlar(!) bunca yıldır iktidardan uzak tutulmuştu, şimdi intikam zamanıydı, her yol mübahtı…


Siyâsî muarızlarına hitâben söylediği “Hırsızlığın babadan oğula geçtiği” gerçeği, kendisinden sâdır olan tek gerçek olarak kazındı hafızalara ve on yıllık iktidarlarından geriye kalan en veciz itirâfa dönüştü, siyasal islâmcı iktidarlarının logar kapakların açıldığı son gündemde…


“Hırsızlık babadan oğula geçer…”  


Evet… El-hak doğruydu…


Babalardan oğullara geçmişti hırsızlık…


Babalarının gücü siyasal islâm’ın çocuklarını pervâsızlaştırmış ve  hayâsızca çalmışlardı, babalarıyla birlikte… Hayâsızlık da babadan oğula geçiyordu…


Bakanların derhal istifalarını almak ve yargıyı rahatlatmak yerine sâhip çıkmayı tercih etti Başbakan her zamanki gibi… Bakanının evi aranamadı. Soruşturmayı yürüten heyete yeni savcılar ikâme etti, ülke çapında emniyet mensuplarını görevden aldı...


Zımnî bir itiraftı bütün bunlar…


Çok zavallı görünüyorlar ve çok ayıplı…


‘Banker Bilo’ filmindeki utanmaz ağa gibiler… Milleti her seferinde  Bilo yerine koyup iknâ edebileceklerini sanıyorlar hâlâ…


Kendileriyle ve çocuklarıyla birlikte yerle bir ettikleri değerler hâlâ umurlarında değil…


‘Mâsumiyet karinesi’ni fark ettikleri soruşturma bir hırsızlık soruşturması…  Üstelik alenî olarak belgelere yansıyan bir hırsızlık soruşturmasında bile ‘mâsumiyet karinesi’nden söz edebilecek kadar zavallılar…


“Bir içişleri bakanı, oğlunun göz altına alındığını basından öğreniyor, bundan büyük acı olabilir mi?” diye soruyor Bülent Arınç. 


Mü’min vicdânı, sorması gereken asıl soruyu unutturacak kadar lükse dönüşmüş iktidar kadrolarında.


“Bir içişleri bakanı, oğlunun gözaltına alındığını basından öğreniyor, bundan büyük utanç olabilir mi?” olmalıydı Bülent Arınç’ın sorması gereken soru…


İşte bunun için sonuna geldiler, “Berâber çaldık biz bu yollarda” şarkısını söyledikleri yolun…


Adâlet hakkında zaten hiçbir fikirleri yoktu, mü’min vicdanlarını da kaybettiler…


“Kabataş’ta başörtülü bir yakınıma ve bebeğine saldırdılar” diye yalan söylerken kaybettikleri mü’min doğrulukları, “Hatay’da ölen vatandaşlarımız sünnîydi” derken yitirdikleri mü’min hakkâniyetleri ve rüşvet ve hırsızlık skandalının üzerini yargı ve emniyet operasyonuyla örterken kaybettikleri mü’min hâyâsıyla geldiler yolun sonuna…


Devletin içindeki bir çeteden söz ederken, devletin içindeki paralel devletten şikâyet ederken, bürokrasinin hiyerarşik silsileyi atlayıp yürüttüğü gizlilik esâsından yeni bir “traji-komik mağduriyet” çıkarmaya çabalarken inşâ ediyorlar  sonlarını…


Hukukî neticesi ne olursa olsun, bakanlar ve çocukları beraat bile etseler artık vicdanlarda yolsuzluk ve irtikaptan mahkûm olmuşlardır… Bu mahkûmiyetten  beraat etmeleri artık mümkün değildir…


Fakat yine çalacaklar… Yine rüşvet alacaklar…


Fıkıh âlimi(!) Hayrettin Karaman bile hırsızlığı, rüşveti, günâhı, haramı, beytü’l malın talanını, yetim hakkının  gaspını, kul hakkına tecâvüzü tecviz ediyorsa eğer bunlar yine çalacaklar, yine rüşvet alacaklar, yine kul hakkı yiyecekler, yine yetim hakkına tecâvüz edecekler…


Hayrettin Karaman’ın fetvâsıyla zihinlerden haram korkusunun süpürüldüğü bir çürümeden söz ediyoruz…


Bu çürümenin yanında daha ciddi neyi konuşabiliriz?



 


 




















 


 


 








Yorumlar

bir ülkücü

sayın 40ambar ; memlekette sistemden önce İNSANLAR ÇÖKMÜŞ. siz nasıl ve ne şartlarda yaşıyorsunuz bilmiyorum ama DIŞARILARDA / BİZİM BURALARDA , durumlar pek bir vahim. NORMAL KALABİLMEK bile çok çok zorlaşmış durumda. birşeyleri tesbit etmek iyi güzel faydalı tabiki. de nöröceğiz başkanım onu diyiverin artık. YETTİ GARİ. İNSANLIK BAROMETRESİNDE EKSİ 40 larda yaşıyoruz. çıkış yolu yok mu ? emin olun İLKELİ SOSYAL DEMOKRATLAR la sadece iletişim koruyabiliyorum son zamanlarda. o da BELLİ ORANDA. muhafazakar milliyetçi dünya NERELERE GİTTİ. BULAMIYORUM KİMSELERİ. BİR MANİFESTO FALAN YAYINLASANIZ ismet özel vari. EY İNSANLIK DÜŞÜN PEŞİME DİYECEK KİMSE KALMADIMI YOKSA. hiç kimse yoksa, NE DE OLSA ESKİ TOPRAKTIR BAHÇELİYE söyleyin, sizlerle bizler le beraber yeni bir anlayışla O DÜŞSÜN İNSANLARIN ÖNÜNE. İLK HEDEFLER BİLDİRGESİ GİBİ BİR DEKLERASYON YAYINLASIN YANINA YÖNÜNE TOPLAŞALIM YETTİ GAYRİ DİYELİM. BİZ VARIZ DİYELİM. İLKE DİYELİM, HUZUR DİYELİM, DÜRÜSTLÜK DİYELİM. İYİLİK DİYELİM. SAMİMİYET DİYELİM. YOKSA GİDİŞ GİDİŞ DEĞİL. BOĞULUYORUZ, NEFES ALAMIYORUZ. GARİBAN VATANDAŞ NE ETSİN.

Güvenlik Kodu

vahiy  insan  şehir  revelation  ahlâk  etik  ethica  nüzhet yalan estetik  metafizik  ebrah doğu  batı  fıtrat  creation  yaratılış  iyilik  kötülük  dürüstlük  eşref-i mahlûkat  kişilik  asâlet  cesâret  vefâ  sadâkat  ihânet  yalan  immoralist  mitoloji  belh’um adâl  aere perennius  antere  genetik  şuur  terbiye  muâşeret  muâşaka  muvâsalat  firâk  zarâfet  letâfet  ferâset  panteon   rolyef  fresk  heykel  portre  gravür   ideal  ülkü  ülkücü   kerbelâ  aşk keşke  cennet  cehennem  araf  âdem  havva  hâbil  kâbil  elma  haz  hayâ  hicap  gurur  hürriyet  adâlet  musâvat  agnostic  akıl  dacret  locig  analytical  antiq  aristokrasi  kûrûn-i vustâ  giyotin  hakikat  hikmet  paradox  dialectic  tenkit  stoa  akademia  logos  logos spermaticos  felâsife  gelenek  hermeneutic  semantic  hint  upanişad  mutezile  ihvân-ı safa  ilk neden   iskenderiye okulu  medinetü’l fâzıla   hürriyet  kölelik  rönesans  ütopya  rethoric allah’ın kulu abdullah muhammed  kur’ân  endülüs ibn-i rüşd  aristotales  şeyh gâlip  farâbi  platon  sokrat   marcus aurelius  galile  mimar sinan  kirkedard  farabi  ibn-i sina   ibn-i hâldun  kafka  taşköprülüzâde  gazâli  musa cârullah  şemseddin sâmi frasheri  bergson  enver paşa  muhammed ikbal  hayyam  mehmet âkif  yâkup cemil  şems  ibn-i haldun  mevlâna  ali şeriâti  fuzulî  ebu’l âlâ el maarrî  ahmet mithat efendi  cemil meriç  nâmık kemal  ahmed hamdi tanpınar  kemal tahir  yahya kemal  cahid zarifoğlu  dostoyevski  tolstoy  knut hamsun  nietzsche  oğuz atay gogol  albert camus  descartes  herman hesse  puşkin  halil cibran  kaşgarlı mahmut  tevfik fikret  cenap şehabettin  neyzen tevfik  motzart  bach  mahler  tarkovski  suç ve  cezâ   anna karenina  madonna  prag  istanbul  çocuk kalbi  sn. petersburg  soljenitsin  marks  kant  heraklit  hegel  el-hamra  endülüs  kâmus u türkî  redhouse  wagner  kâmus u okyanus  lugat-i fransevî  iliria shqip  meydan larusse  şakâyık-ı nûmâniye  mevzuâtü’l ulûm  abdülkadir merâgi  ıtrî  muhammed esed  michelangelo van gogh  cezanne  rembrand  monet  hoca ali rıza  ulysess gaze  eleni karaindrou  sezen aksu  golha  farid farjad  osman hamdi

Tasarım : ATS