Telvin Hüsn-ü Hat Sahaf Şiir sine40
Anasayfa > Adnan İslamoğulları > Başbakan ve paralel devlet masalı arasında tohumlanan ‘özerklik’…

Başbakan ve paralel devlet masalı arasında tohumlanan ‘özerklik’…


Başbakan “Benim başörtülü bacımı sokaklarda sürüklediler…”  diye bas bas bağırırken, gözlerinde yuvalanmış kin,  sesine sinmiş öfke, mimiklerine yön veren nefret büyük bir ajitasyonla


kalabalıklara enjekte edilirken, Başbakanın korosunu oluşturan Bakanlar meydan meydan, ekran ekran aynı terâneyi aynı kara propaganda teknikleriyle ve aynı uslûpla nakarat gibi tekrar ederken orkestra uyumu içerisinde, muvazzaf gazeteciler bütün bu mizanseni kalemleriyle provoke ederken köşelerinde, mizansen röportajlar yaparken tam sâhife ve olmayan görüntüleri “izledim…” derken, ‘bu ülke’de başka şeyler oluyordu.


BDP Genel Başkanı Selahattin Demirtaş ‘özerklik’ açıklamaları yapıyor:


“Asıl inşa edilecek şey demokratik özerkliktir. Halkın kendini yönetebilme anlayışı, mekanizması ve sistemidir.  Burada kendi anadillerimizle, Kürtçe'nin lehçeleriyle Arapçayla, Ermeniceyle, Süryaniceyle, bu toplum artık kendi diliyle hizmet almanın aşamasına geldi. Kamusal hizmetin de, eğitimin de bütün aşamalarında kendi anadilinde hizmet alma aşamasına geldi. Biz bunları devletten beklemeyeceğiz. Ders kitaplarımızı kendimiz basacağız…” diyordu… 


Başbakan, “Camiye ayakkabılarıyla girdiler, camide içki içtiler” diye  feverân ederken, müptelâsının  bile dinen özel günlerde içki içmediği ‘bu ülke’de dindarların tepkilerini öfkeye dönüştürmek istiyor, aksi ıspatlandığı halde camide içki içildiğine dair mizanpe edilen bir fotoğraf üzerinden camiye sığınan gençleri mütedeyyin kesime ihbar ederken, Başbakanın medyadaki yandaş kalemleri bu ihbarı “Camide grup seks yapmışlardır”a tırmandırırken ‘bu ülke’de başka şeyler oluyordu.


BDP Diyarbakır Belediye Başkan Adayı Gültan Kışanak  ‘özerklik’ açıklamaları yapıyor: 


"Apo zaten özgürdür, İmralı'nın sadece 4 duvarı kalmıştır. Başkan Apo Amed'e gelecek, Kürdistan'a gelecek halkıyla buluşacak. Öcalan Amed'e gelecek, özerk sistemimizi inşa edeceğiz. Halk olarak öz yönetimlerimizi kuracağız, kendi özerk sistemimizi inşa edeceğiz." diyordu… 


Başbakan, 17 Aralık 2013 tarihinde başlayan yolsuzluk soruşturmasıyla kendisi, oğlu Bilal, Bakanları ve aile fotoğrafındaki işadamları hakkındaki iddialarla ve Bakan çocuklarının, Halk Bankası Genel Müdürünün gözaltına alınmaları ve tutuklanmalarıyla devam ederken, yolsuzlukların ses kayıtları bir biri ardına yayınlanırken ‘paralel devlet, haşhâşîler, faiz lobisi, vaiz lobisi, küresel operasyon’ masalları anlatırken ‘bu ülke’de başka şeyler oluyordu.


Mardin Bağımsız Milletvekili ve Mardin Büyükşehir Belediye Başkan adayı Ahmet Türk ‘özerklik’ açıklaması yapıyor:


“Kuzey Kürdistan'da (Türkiye'nin Güneydoğu'su) demokratik özerkliği oluşturma, inşaa etme çabamız ve çalışmalarımız vardır. Kürtler örgütlülükleriyle, kurumlarıyla, çalışmalarıyla ben inanıyorum ki kendi siyasetlerini de kendileri yapacaktır. Demokratik özerklik için alt yapıyı öncelikle oluşturmak lazım. Ancak, Rojava (batı) ile Bakur'un (kuzey) şartları aynı değil. Kürtler bütün parçalarda özgürlüğüne kavuşacaktır” diyordu…


Başbakan, kızının tuvaletlerinin yapımına bile müdâhil olduğu Urla villaları hakkında, “Urla’daki o arazi hazinenin değil” derken, akıllara sezâ miktarlarda parayı AKP bakanları, çocukları ve bürokrasisine rüşvet olarak dağıtan Rıza Sarraf hakkında, “Rıza Sarraf’ı tanırım, hayırsever bir iş adamıdır” derken, evinde ayakkabı kutularında milyonlarca Dolar bulunan ve karısının telefonda, “yeşiller geldi” dediği Halk Bankası Genel Müdürü Süleyman Aslan için, “Süleyman saf çocuktur, Çorum’da İmam-Hatip Lisesi, Makedonya’da üniversite yaptıracaktı” derken, millete küfreden ihale kurtlarının sofrasında büyük pay sahibi işadamlarına yaptığı salmalar yayınlandıktan sonra o işadamlarıyla ilgili, “O iş adamları taşın altına ellerini koydular, onların itibarı ne olacak?” derken, “Alo Fatih” hattıyla televizyon ekranındaki Devlet Bahçeli’nin konuşmasını veren alt yazılara bile tahammül edemeyen ve alt yazıların kaldırılması tâlimatını veren, televizyon proğramlarını canlı yayında iptal ettiren ve bütün bunlara “Günlük konuşmalarımızı yayınlıyorlar” derken, ‘bu ülke’de başka şeyler oluyordu.


Bir süre önce, “Duygusal kopuş eninde sonunda siyasal kopuşa götürecektir” diyen Van bağımsız milletvekili Aysel Tuğluk ‘özerklik’ açıklaması yapıyor:


“Sloganlaştırdığımı, Öcalan’a özgürlük Kürdistan'a statü zamanıdır. Kürdistan şehitlerini saygıyla anıyorum, anıları önünde saygıyla eğiliyorum. Özgürlüğe çok yakın olduğumuz günleri yaşıyoruz” diyordu…


Oslo’da tevsik edilen ihânet, Başbakanın “paralel devlet” avazaları arasında Güneydoğu’da takvime bağlanıyor, bölgede devletin hükümranlığı teröre bahşiş olarak dağıtılıyor…


Timur’un ordularının tahribâtı bile bu kadar büyük değildi bu topraklarda…







Yorumlar

Güvenlik Kodu

vahiy  insan  şehir  revelation  ahlâk  etik  ethica  nüzhet yalan estetik  metafizik  ebrah doğu  batı  fıtrat  creation  yaratılış  iyilik  kötülük  dürüstlük  eşref-i mahlûkat  kişilik  asâlet  cesâret  vefâ  sadâkat  ihânet  yalan  immoralist  mitoloji  belh’um adâl  aere perennius  antere  genetik  şuur  terbiye  muâşeret  muâşaka  muvâsalat  firâk  zarâfet  letâfet  ferâset  panteon   rolyef  fresk  heykel  portre  gravür   ideal  ülkü  ülkücü   kerbelâ  aşk keşke  cennet  cehennem  araf  âdem  havva  hâbil  kâbil  elma  haz  hayâ  hicap  gurur  hürriyet  adâlet  musâvat  agnostic  akıl  dacret  locig  analytical  antiq  aristokrasi  kûrûn-i vustâ  giyotin  hakikat  hikmet  paradox  dialectic  tenkit  stoa  akademia  logos  logos spermaticos  felâsife  gelenek  hermeneutic  semantic  hint  upanişad  mutezile  ihvân-ı safa  ilk neden   iskenderiye okulu  medinetü’l fâzıla   hürriyet  kölelik  rönesans  ütopya  rethoric allah’ın kulu abdullah muhammed  kur’ân  endülüs ibn-i rüşd  aristotales  şeyh gâlip  farâbi  platon  sokrat   marcus aurelius  galile  mimar sinan  kirkedard  farabi  ibn-i sina   ibn-i hâldun  kafka  taşköprülüzâde  gazâli  musa cârullah  şemseddin sâmi frasheri  bergson  enver paşa  muhammed ikbal  hayyam  mehmet âkif  yâkup cemil  şems  ibn-i haldun  mevlâna  ali şeriâti  fuzulî  ebu’l âlâ el maarrî  ahmet mithat efendi  cemil meriç  nâmık kemal  ahmed hamdi tanpınar  kemal tahir  yahya kemal  cahid zarifoğlu  dostoyevski  tolstoy  knut hamsun  nietzsche  oğuz atay gogol  albert camus  descartes  herman hesse  puşkin  halil cibran  kaşgarlı mahmut  tevfik fikret  cenap şehabettin  neyzen tevfik  motzart  bach  mahler  tarkovski  suç ve  cezâ   anna karenina  madonna  prag  istanbul  çocuk kalbi  sn. petersburg  soljenitsin  marks  kant  heraklit  hegel  el-hamra  endülüs  kâmus u türkî  redhouse  wagner  kâmus u okyanus  lugat-i fransevî  iliria shqip  meydan larusse  şakâyık-ı nûmâniye  mevzuâtü’l ulûm  abdülkadir merâgi  ıtrî  muhammed esed  michelangelo van gogh  cezanne  rembrand  monet  hoca ali rıza  ulysess gaze  eleni karaindrou  sezen aksu  golha  farid farjad  osman hamdi

Tasarım : ATS