Telvin Hüsn-ü Hat Sahaf Şiir sine40
Anasayfa > Adnan İslamoğulları > Vıcık vıcık bir sağcı: Melih Gökçek

Vıcık vıcık bir sağcı: Melih Gökçek



Türk sağının yarım yüzyıllık politika albümündeki ‘bin bir surat’ portrelerinin en mütebâriz karakterlerinden birisidir kendileri…


ANAP ile başlayan, Fazilet Partisi ile devam eden ve ‘su akar yatağını bulur’ sözünün kendisi için söylenmiş olma ihtimâlini her ân canlı tutan bir performans ile AKP’li bir siyâsetçi olarak çeyrek yüzyıldır politik podyumda arz-ı endâm ediyor…


Yüzündeki sâbitlenmiş gülümseme, bir çocuğun hınzırlık gülümsemesi değil, bir güvensizlik şuası… Ne kadar kızgın ya da üzgün olursa olsun, o sâbit gülümseme yüzünü terk etmiyor…


Değerler skalasının hiçbir umdesi onun için vazgeçilmez değil… Rencide edemeyeceği hiçbir değer yok…  Herhangi bir değere bağlılığına istinâden ait olduğu hiçbir mensûbiyeti de yok…


En mütebâriz vasfı ‘vıcık vıcık bir sağcı’ olması…


Müesses nizamın sâdık bir sağcı evlâdı…


Müesses nizâmın sâhiplerine hudutsuz bir sadâkati var…


Müesses nizâmın sâhibi ya da sâhipleri kim olursa olsun, onun efendisi, efendileri…


Müesses nizâmın sâhibinin ya da sâhiplerinin ismi Özal olmuş, ismi Demirel olmuş, ismi Erdoğan olmuş onun için fark etmiyor, yeter ki  kendisi o trafoya yakın olsun, yeter ki kendisi o güce yakın olsun,  yeter ki kendisi  o otoriteye yakın olsun, yeter ki  kendisi o iktidarın bir parçası olsun…


İktidârın ucundan, eteğinden tutmak, iktidârın bir parçası olmak politik hayatının olmazsa olmaz en öncelikli prensibi olunca, alamayacağı viraj da kalmıyor, yere tutunma performansının yüksekliği her virajı alabilmesini sağlıyor… Yolda bıraktığı dönüş izleri ne kadar kıvrak olduğunun imzası…


Üç aydır ülkenin ve devletin içinden çıkmaya takâtinin yetmediği bir gündem hakkında bile, ‘Cemaat ve AKP’ arasındaki savaşta bile hiçbir şekilde taraf tuttuğu imâsını oluşturacak bir yorum yapmıyor… 


17 Aralık’tan bu yana ‘Cemaat-AKP’ kavgası üzerine yorum yapmayan tek siyâsî portresi, belki de ülkedeki tek vatandaş olması, yaklaşan virajı da sağ sâlim alarak, düzlükte atacağı depar ile yeni iktidarın yan kulvarlarından birinde yerini almanın plan ve proğramlarının zihninde hazır olduğunu anlamak için yetiyor da artıyor bile…


“Partimle cemaat arasında bir problem var görüşürler anlaşırlar” şeklinde yaptığı açıklama, henüz daha sona ermemiş, gâlibi belli olmamış bir savaşta safını neticeye göre belirleyerek, zulada bekleyen bir müesses nizam bendesi olarak yeni efendilerine hizmet edeceği günlerin tedbirinden başka bir şey değil…


Bunun için yapması gereken tek şey, oturduğu koltuğu korumak…


Koltuğu korumak için ise yapamayacağı hiçbir şey yok…


Kendisine su-i kast yapılacağını söylüyor… Kendisine bir şey olursa “sokaklara dökülmeyin” diyor, kendisine bir şey olursa açılması ve okunması gereken bir mektup bıraktığını söylüyor… Seçimlere hile karıştırılacağını söylüyor… Bu muhtemel hileleri tek tek sıralıyor…


Bütün bunları, iktidarın bir parçası olmanın rahatlığıyla pervâsızca yapıyor… Çünkü karşısında,  kendisine “Bütün bunları nereden biliyorsunuz, tecrübe ile mi  sâbit bu söylediklerin, yoksa elinde bilgi-belge mi var?” sorusunu soracak ne bir gazeteci var, ne de bir savcı…


Rüzgâr tersine dönerse rüzgârdan da hızlı esebilir, 17 Aralık savcılarından daha cevval olabilir. Şimdilik rüzgârı bekliyor…


Çeyrek yüzyıla yakındır sürdürdüğü mahallî iktidârının ekmeğine yağ sürecek herkesle, her kesimle işbirliği yapabilir, herkesle, her kesimle düşmanlık yapabilir… Herkese mavi boncuk dağıtabilir, herkese saldırabilir… Zulalarda basılmış soğuk savaş dönemi sol afişleriyle ve dergileriyle rakibine bel altından vurabilir, gezi olaylarında taşlanmış bir otobüsle şehri gezebilir, kırılan fışkiyesinin küçük  modellerini yaptırarak seçim propagandası olarak  dağıtabilir…


Her şeyi yapabilir…


“Ülkücü kardeşlerim…” diyerek mitinglerine belediye işçilerini taşıyabilir…


Aynı akşam bir televizyon proğramında, “MHP’ye gerek yok. Bu işi, inadı bırakıp AK Parti’ye katılmalı. Küçük büyüğe katılmalı” diyebilir…


“BBP’li kardeşlerim…” diyerek Muhsin Yazıcıoğlu’nu pazarlayan o kalabalık kadroya katılabilir…


“Saadet Partili  kardeşlerim…” diyerek Millî Görüş hâtıraları anlatabilir…


Her şeyi yapabilir…


Yolsuzluk iktidârının başkente çöreklenmiş mahallî iktidârını korumak için her şeyi yapabilir…


Sağ oyları bloke etme ve “Ben gidersem sol gelir” stratejisiyle tipik bir soğuk savaş sağcısıdır o…


30 Mart’ta başkentteki mahallî iktidârına vedâ ederken, ardında akademik araştırmalara denek olacak bir vıcık vıcık siyâsî portre ve bir vıcık vıcık siyâset tarzı bırakacak…


Türkiye ondan ve efendilerinden kurtulacak…





 


 


 


 


 

Yorumlar

Güvenlik Kodu

vahiy  insan  şehir  revelation  ahlâk  etik  ethica  nüzhet yalan estetik  metafizik  ebrah doğu  batı  fıtrat  creation  yaratılış  iyilik  kötülük  dürüstlük  eşref-i mahlûkat  kişilik  asâlet  cesâret  vefâ  sadâkat  ihânet  yalan  immoralist  mitoloji  belh’um adâl  aere perennius  antere  genetik  şuur  terbiye  muâşeret  muâşaka  muvâsalat  firâk  zarâfet  letâfet  ferâset  panteon   rolyef  fresk  heykel  portre  gravür   ideal  ülkü  ülkücü   kerbelâ  aşk keşke  cennet  cehennem  araf  âdem  havva  hâbil  kâbil  elma  haz  hayâ  hicap  gurur  hürriyet  adâlet  musâvat  agnostic  akıl  dacret  locig  analytical  antiq  aristokrasi  kûrûn-i vustâ  giyotin  hakikat  hikmet  paradox  dialectic  tenkit  stoa  akademia  logos  logos spermaticos  felâsife  gelenek  hermeneutic  semantic  hint  upanişad  mutezile  ihvân-ı safa  ilk neden   iskenderiye okulu  medinetü’l fâzıla   hürriyet  kölelik  rönesans  ütopya  rethoric allah’ın kulu abdullah muhammed  kur’ân  endülüs ibn-i rüşd  aristotales  şeyh gâlip  farâbi  platon  sokrat   marcus aurelius  galile  mimar sinan  kirkedard  farabi  ibn-i sina   ibn-i hâldun  kafka  taşköprülüzâde  gazâli  musa cârullah  şemseddin sâmi frasheri  bergson  enver paşa  muhammed ikbal  hayyam  mehmet âkif  yâkup cemil  şems  ibn-i haldun  mevlâna  ali şeriâti  fuzulî  ebu’l âlâ el maarrî  ahmet mithat efendi  cemil meriç  nâmık kemal  ahmed hamdi tanpınar  kemal tahir  yahya kemal  cahid zarifoğlu  dostoyevski  tolstoy  knut hamsun  nietzsche  oğuz atay gogol  albert camus  descartes  herman hesse  puşkin  halil cibran  kaşgarlı mahmut  tevfik fikret  cenap şehabettin  neyzen tevfik  motzart  bach  mahler  tarkovski  suç ve  cezâ   anna karenina  madonna  prag  istanbul  çocuk kalbi  sn. petersburg  soljenitsin  marks  kant  heraklit  hegel  el-hamra  endülüs  kâmus u türkî  redhouse  wagner  kâmus u okyanus  lugat-i fransevî  iliria shqip  meydan larusse  şakâyık-ı nûmâniye  mevzuâtü’l ulûm  abdülkadir merâgi  ıtrî  muhammed esed  michelangelo van gogh  cezanne  rembrand  monet  hoca ali rıza  ulysess gaze  eleni karaindrou  sezen aksu  golha  farid farjad  osman hamdi

Tasarım : ATS