Telvin Hüsn-ü Hat Sahaf Şiir sine40
Anasayfa > Adnan İslamoğulları > Başbakanın ateşten yatağı: “Yalan…”

Başbakanın ateşten yatağı: “Yalan…”


Partisini kurduktan hemen sonra ilk vaatleri arasındaydı ‘dokunulmazlıklar’. Israrla ve heyecanla “Dokunulmazlıkları kaldıracağız” diyerek dolaştı ekran ekran. Dokunulmazlıkları kaldırmadı, bugün ‘dokunulmazlık zırhı’nın mültecisi,  o zırha sığınıyor.


Yalan söyledi…


2010 Aralığında, 2011 bütçe konuşmasında, “Benim milletimin dili tektir, Türkçedir. Bunu öğrenemediyseniz bundan sonra da öğrenemezsiniz” dedi… Aradan beş ay geçti, 26 Mayıs 2011’de Aksaray’da seçim mitinginde, BDP’den konuyla ilgili gelen eleştirilere cevap vererek, “Ben hiçbir yerde tek dil demedim. Tek bayrak, tek millet, tek devlet dedim” dedi.


Yalan söyledi…


17 Mart 2011’de Rusya’ya giderken, “Ben Tayyip Erdoğan olarak böyle bir sorumluluğunun altına giremem. Parası olan var, olmayan var. Parası olan bastıracak kurtulacak, parası olmayan askerliği yapacak. Seçimden sonra referanduma götürürüz” dedi ve hemen sonra “Bedelli askerlik konusunda çalışmaların sonuna gelmiş bulunuyoruz. Bu hafta olmasa önümüzdeki hafta bu işi tamamlayıp, hemen adımı atacağız ve bedelli askerlik ile ilgili yasayı inşallah çıkarmış olacağız” diyerek bedelli askerliği çıkardı.


Yalan söyledi…


2011 Haziranında Mehmet Ali Birand’ın ’32. Gün’ proğramında “Gönlümde başkanlık sistemi var” dedi… Yalnızca bir dakika sonra Birand bu sözünü hatırlatınca, “Ben öyle bir şey demedim” dedi. Reji reddettiği o sözlerini  ekrana getirdi ve dediğini kendisi de gördü.


Yalan söyledi…


“One minute” kolpasından sonraydı, geçen yıl nisan ayının bu günleriydi, “Gazze’ye gideceğim” dedi… ABD Dışişleri Bakanı  Kerry’nin, Bence, Başbakan Erdoğan’ın Gazze ziyaretini ertelemesi iyi olur" sözleriyle verdiği ayardan sonra, “Şık olmadı, erteleme yok, Gazze’ye gideceğim…” dedi… Gidemeyeceğini en iyi kendisi biliyordu ve gidemedi.


Yalan söyledi…


17 Aralık ile başlayan süreçte yalanları seriye bağladı… Soruşturmayı açan savcılardan biri için “22 kez yurtdışına çıktı, belgeleri elimizde, nereye çalıştıklarını kendileri söylemezse biz söyleriz” dedi. Savcılar, “Ispat etsin, mesleği bırakırız” dediler.  O günden bu yana belge çıkaramadı, ıspat edemedi.


Yalan söyledi…


Yolsuzluk soruşturması üzerinde kendisi başta olmak üzere bütün hükümeti, bürokrasisi ve medyası kara propaganda bombardımanına başladı. Ve iktidarının belki de en iç kaldıran yalanını söyledi. “Kabataş İskelesinde benim başörtülü bacıma saldırdılar, seksen-yüz kişilik kalabalık, üstleri çıplak, ellerinde siyah deri eldivenli bir grup başörtülü bacımız yerlerde süründürdüler, altı aylık bebeğin bacaklarında morluklar vardı, annesi cinsel tâcize uğradı…” şeklinde paket olarak koro hâlinde söylenen bu yalanla ilgili mobese kayıtlarının olduğu da iddia etti. Medyasındaki köşe yazarları ajitasyonun  tüm çeşitleriyle saldırılan altı aylık bebek ve tâciz edilen annesiyle ilgili istismar dizileri yazdılar… Hatta saldırıyla ilgili mobese görüntülerini izlediğini ve hâdisenin gerçek olduğunu yazdı bir köşe yazarı.


Gün geldi, olayın cereyan ettiği saatteki mobese kayıtları yayınlandı… Ne bir saldırı vardı ortada ne bir tâciz!..


Yalan söyledi…


Urla villaları hakkında “O villalar 35 senedir orada” dedi. Fakat Google Map’de arâzî boş olarak görünüyordu.


Yalan söyledi…


Gezi olaylarında polisin orantısız kullandığı güçten Vâlide Sultan  Câmii’ne sığınan eylemcilerin câmide bulundukları süre içerisinde “câmide içki içtiklerini” söyledi… Korosundan bir yazar câmide ‘grup seks yaptıkları’nı bile yazdı. Câmiin müezzininin tekzîbi bile bir işe yaramadı bu kara propaganda karşısında… Başbakandan sorumlu Diyânet İşleri Başkanı’nın da dâhil olduğu bu yalan kampanyası mobesedeki gerçeklere çarptı.


Yalan söyledi…


Yalnız kendisi değil şürekâsı da pervâsız ve izansız yalanlarla büyük bir algı operasyonunun parçası oldu. Müsteşarı, İçişleri Bakanı olduğu ilk gün televizyona çıktı, bir bankanın “17 Aralık dan birkaç gün evvel piyasadan yüklü miktarda Dolar  aldığını ve bunun belgelerinin elinde olduğunu, belgesiz konuşmayacağını” söyledi… Hemen arkasından Merkez Bankası Bakanı yalanladı. Vâlisi vatandaşa “Gavat” dedi… Akşamına açıklama yaptı, “Ben kavas dedim” yanlış anlaşılmış dedi..   Seçim günü gecesi 41 ilde eş zamanlı elektrikler kesildi… Enerji Bakanı “Trafoya kedi girmiş” dedi…


Yalan söyledi…


Yalan söylediler…


* * * * *


Hz. Peygambere sahâbeleri bazı günahlarla ilgili sorarlar, “Müslüman falan günahı işler mi?” diye. Sessiz kalır Hz. Peygamber. Bir sahâbî, “Müslüman yalan söyler mi ey Allah’ın Râsûlü?” der. Önceki sorulara sessiz kalan Hz. Peygamber bu kez cevap verir: “Asla” der, “Müslüman asla yalan söylemez…”.


  











.

Yorumlar

galip alkurt

dünyada bunun gibi bir yalancı görülmemiş. hadis olacak diye biliyorum " iki günü birbirine eş olan ziyandadır " bunu öyle bir kapmışki bir sözü çoğu zaman aynı günde tersini söyleyerek tarihe geçecek sanırım

Güvenlik Kodu

vahiy  insan  şehir  revelation  ahlâk  etik  ethica  nüzhet yalan estetik  metafizik  ebrah doğu  batı  fıtrat  creation  yaratılış  iyilik  kötülük  dürüstlük  eşref-i mahlûkat  kişilik  asâlet  cesâret  vefâ  sadâkat  ihânet  yalan  immoralist  mitoloji  belh’um adâl  aere perennius  antere  genetik  şuur  terbiye  muâşeret  muâşaka  muvâsalat  firâk  zarâfet  letâfet  ferâset  panteon   rolyef  fresk  heykel  portre  gravür   ideal  ülkü  ülkücü   kerbelâ  aşk keşke  cennet  cehennem  araf  âdem  havva  hâbil  kâbil  elma  haz  hayâ  hicap  gurur  hürriyet  adâlet  musâvat  agnostic  akıl  dacret  locig  analytical  antiq  aristokrasi  kûrûn-i vustâ  giyotin  hakikat  hikmet  paradox  dialectic  tenkit  stoa  akademia  logos  logos spermaticos  felâsife  gelenek  hermeneutic  semantic  hint  upanişad  mutezile  ihvân-ı safa  ilk neden   iskenderiye okulu  medinetü’l fâzıla   hürriyet  kölelik  rönesans  ütopya  rethoric allah’ın kulu abdullah muhammed  kur’ân  endülüs ibn-i rüşd  aristotales  şeyh gâlip  farâbi  platon  sokrat   marcus aurelius  galile  mimar sinan  kirkedard  farabi  ibn-i sina   ibn-i hâldun  kafka  taşköprülüzâde  gazâli  musa cârullah  şemseddin sâmi frasheri  bergson  enver paşa  muhammed ikbal  hayyam  mehmet âkif  yâkup cemil  şems  ibn-i haldun  mevlâna  ali şeriâti  fuzulî  ebu’l âlâ el maarrî  ahmet mithat efendi  cemil meriç  nâmık kemal  ahmed hamdi tanpınar  kemal tahir  yahya kemal  cahid zarifoğlu  dostoyevski  tolstoy  knut hamsun  nietzsche  oğuz atay gogol  albert camus  descartes  herman hesse  puşkin  halil cibran  kaşgarlı mahmut  tevfik fikret  cenap şehabettin  neyzen tevfik  motzart  bach  mahler  tarkovski  suç ve  cezâ   anna karenina  madonna  prag  istanbul  çocuk kalbi  sn. petersburg  soljenitsin  marks  kant  heraklit  hegel  el-hamra  endülüs  kâmus u türkî  redhouse  wagner  kâmus u okyanus  lugat-i fransevî  iliria shqip  meydan larusse  şakâyık-ı nûmâniye  mevzuâtü’l ulûm  abdülkadir merâgi  ıtrî  muhammed esed  michelangelo van gogh  cezanne  rembrand  monet  hoca ali rıza  ulysess gaze  eleni karaindrou  sezen aksu  golha  farid farjad  osman hamdi

Tasarım : ATS