Telvin Hüsn-ü Hat Sahaf Şiir sine40
Anasayfa > Adnan İslamoğulları > Ayna ayna güzel ayna, söyle benden büyük var mı?

Ayna ayna güzel ayna, söyle benden büyük var mı?



Güç insanı bu hâle getiriyor demek ki.. Bir süre sonra güç sâhibi kendi gücüne esir oluyor. Kendi gücünün emrine, güdümüne, kontrolüne giriyor ve otokontrol sistemi iptal oluyor.



Güç, aklî melekeleri dumûra uğratıyor, ihtirasa boğuyor bünyeyi.



Geçmiş kinleri, geçmiş hesapları, geçmiş ezilmişlikleri, geçmiş bütün kompleksleri,  ertelediği geçmiş kavgaları, ertelediği geçmiş hesapları, ertelediği geçmiş kinleri güçle birlikte insanı ele geçiriyor, damarlarında dolaşmaya başlıyor ve beyin hücrelerini tarassut ediyor, tahakküm ediyor.



Ve bütün söyledikleri, bütün yapıp ettikleri artık gücünün kontrolüne giriyor.



Şuur altına hizmet ediyor insan, gücünün sonsuzluğuna inanmağa başladığında.



Her sabah aynaya bakıyor belki, süzüyor kendini baştan ayağa..



“Ayna ayna, güzel ayna! Söyle benden büyük var mı?”.



Ayna onun istediği cevabı veriyor; “Yok”.



“Bugün hangi tuğlayı çeksem acaba duvardan?” diye soruyor kendine.



Sonra sözün ve gücün olanca şehvetiyle geçiyor kameraların karşısına.



Gençlik yıllarının okumalarından şablonlar var kafasında. Yalan Söyleyen Tarih Utansın, Son Devrin Din Mazlumları, Bize Nasıl Kıydınız gibi siyâsette uyuşturucu drajesi olarak kullanacağı pek çok retorik servise sunmağa hazırdır hafızasında.



Fütursuzca sarf eder bunları meydanlarda, kameralar önünde. 



“On bin, yirmi bin, otuz bin, kırk bin, elli bin insanı acımasızca öldürmüşler Dersim’de ” der seçim meydanlarında.



Aradan bir zaman geçer bu kez net, küsûratlı rakam verir, “13.806 kişi öldürülmüştür” der.



Gücüne o kadar inanmaktadır ki, daha evvel verdiği “elli bin” rakamını kendisine kimsenin hatırlatmağa cesâret edemediğinden emindir. Gücüne o kadar inanmaktadır ki, “Öözür dilemek gerekiyorsa, ben devletim adına özür diliyorum” der.



Devlet onun babasının çiftliğidir...



“Verdimse ben verdim n’olmuş yani” diyenle benzeşir o ân. Aynı güce râm olmak böyle bir şeydir.  



Çevresindekiler harekete geçer hemen.



“Ne kadar da isâbetli buyurdunuz, biz seksen yıldır nasıl da fark etmedik bu cinayetleri, katliamı, yazıklar olsun bize” diyerek bir koro oluştururlar.



O ise sessizce olan biteni izler.. Tepkilere bakar. Kayda değer bir tepki gelmiyorsa krizi tırmandırır, siyâseten nemalanmağa devam eder. Kayda değer bir tepki de gelmez. Çünkü “bir kısım medya”nın yerini hemen hemen tamamı satın alınmış “yandaş medya” almıştır. Devamlı surette alkışlarlar ve alkışlanmaktan büyük haz alır. Gücünün en önemli kaynağı da o bitip tükenmek bilmeyen alkışlardır.



20. yüzyılın başındaki koşullarda hayatlarını kaybeden Ermenilerin huzur içinde yatmalarını diliyor, torunlarına taziyelerimizi iletiyoruz” der…



Zerre kadar endişesi yoktur bunu söylerken.. Gücüne inanır. Devletin, ülkenin harcıyla oynar. Bu sözlerinin arkasından ülkenin karşı karşıya kalacaklarını düşünmez…



İnsanlık tarihinin en kanlı savaşlarının sebebi olan mezheb ayrımcılığını tahrik eder.. Mahkeme kararı verilmemiş, cezası kesilmemiş insanları cezaevinde tutar. Bir genel başkan, mahrem bir kaset yayınıyla yerinden olur, benzer kasetlerden çok çekmiştir aslında geçmişte, ama bundan rahatsız olmaz, siyaseten nemalanmaya devam eder. Gücüne inanmaktadır çünkü.



Gücüne o kadar inanmaktadır ki, demokrasi ihracına başlar. Daha düne kadar   “Kardeşim” dediği bir devlet başkanına, odacısını çağırır gibi ismiyle hitap eder. Oysa o devlet başkanı “Kardeşim” dediği zaman da “Ddiktatör”dür, çünkü diktatörlük o devlet başkanına babasının mirasıdır. Bölge liderlerinin tamamı diktatördür aslında. Birini Nato harekâtına kurban eder, sokaklarda linç edilmesi“Demokrasinin bir icabıdır” ona göre, bundan rahatsızlık duymaz.



Siyâsî tarih bunları hep not eder, bunu unutur, çünkü gücüne çok inanmaktadır.



Güç, kontrolsüz, denetimsiz güç insanı bu hâle getirir.



Her gücün bir sonu vardır, nereden besleniyorsa beslensin bir sonu, nereden destekleniyorsa desteklensin bir son kullanılma tarihi vardır.



Ama siyasetçi bundan ders almaz..  Gücüne inanır. Gücünün kontrolüne girer. Onu artık hakikat değil, güç yönetmektedir.



Ve her gücün bir sonu vardır, öyle ya da böyle!...



  


Yorumlar

Güvenlik Kodu

vahiy  insan  şehir  revelation  ahlâk  etik  ethica  nüzhet yalan estetik  metafizik  ebrah doğu  batı  fıtrat  creation  yaratılış  iyilik  kötülük  dürüstlük  eşref-i mahlûkat  kişilik  asâlet  cesâret  vefâ  sadâkat  ihânet  yalan  immoralist  mitoloji  belh’um adâl  aere perennius  antere  genetik  şuur  terbiye  muâşeret  muâşaka  muvâsalat  firâk  zarâfet  letâfet  ferâset  panteon   rolyef  fresk  heykel  portre  gravür   ideal  ülkü  ülkücü   kerbelâ  aşk keşke  cennet  cehennem  araf  âdem  havva  hâbil  kâbil  elma  haz  hayâ  hicap  gurur  hürriyet  adâlet  musâvat  agnostic  akıl  dacret  locig  analytical  antiq  aristokrasi  kûrûn-i vustâ  giyotin  hakikat  hikmet  paradox  dialectic  tenkit  stoa  akademia  logos  logos spermaticos  felâsife  gelenek  hermeneutic  semantic  hint  upanişad  mutezile  ihvân-ı safa  ilk neden   iskenderiye okulu  medinetü’l fâzıla   hürriyet  kölelik  rönesans  ütopya  rethoric allah’ın kulu abdullah muhammed  kur’ân  endülüs ibn-i rüşd  aristotales  şeyh gâlip  farâbi  platon  sokrat   marcus aurelius  galile  mimar sinan  kirkedard  farabi  ibn-i sina   ibn-i hâldun  kafka  taşköprülüzâde  gazâli  musa cârullah  şemseddin sâmi frasheri  bergson  enver paşa  muhammed ikbal  hayyam  mehmet âkif  yâkup cemil  şems  ibn-i haldun  mevlâna  ali şeriâti  fuzulî  ebu’l âlâ el maarrî  ahmet mithat efendi  cemil meriç  nâmık kemal  ahmed hamdi tanpınar  kemal tahir  yahya kemal  cahid zarifoğlu  dostoyevski  tolstoy  knut hamsun  nietzsche  oğuz atay gogol  albert camus  descartes  herman hesse  puşkin  halil cibran  kaşgarlı mahmut  tevfik fikret  cenap şehabettin  neyzen tevfik  motzart  bach  mahler  tarkovski  suç ve  cezâ   anna karenina  madonna  prag  istanbul  çocuk kalbi  sn. petersburg  soljenitsin  marks  kant  heraklit  hegel  el-hamra  endülüs  kâmus u türkî  redhouse  wagner  kâmus u okyanus  lugat-i fransevî  iliria shqip  meydan larusse  şakâyık-ı nûmâniye  mevzuâtü’l ulûm  abdülkadir merâgi  ıtrî  muhammed esed  michelangelo van gogh  cezanne  rembrand  monet  hoca ali rıza  ulysess gaze  eleni karaindrou  sezen aksu  golha  farid farjad  osman hamdi

Tasarım : ATS