Telvin Hüsn-ü Hat Sahaf Şiir sine40
Anasayfa > Adnan İslamoğulları > Seni tarih tekmeleyecek…

Seni tarih tekmeleyecek…


Bir fâcianın ortasına bu denli çirkin düşmeseydin keşke… Bir fâcianın içinde bu denli hissiz fotograflar vermeseydin, bu denli öfkeli, bu denli bir tehevvür dolu, böylesi bir nefret diliyle tahrik etmeseydin keşke acılı yürekleri, hiçe saymasaydın keşke kömür karası ölümleri. Hiç olmazsa o kömür karası ölümlerin ardında kalan tâze gelinleri ve o tâze gelinlerin yetimlerinin hatırını gözetseydin keşke. Haydi onları da gözetmedin, haydi evlât acısı nedir yaşamadığın için bilmiyorsun ne demek olduğunu, fakat yakın zamanda ardından gözyaşı döktüğün anneni hatırlayıp, o kömür karası ölümlerin ardından kalakalan annelerin yüzüsuyu hürmetine sükûnetini muhafaza edebilseydin keşke!


Keşke birkaç saatliğine oturduğun koltuğu, taşıdığın sıfatı, sâhip olduğun gücü, kudreti unutsaydın. Sâde bir mü’min olarak, sâfi bir insan olarak karışsaydın o acılı kalabalıklara. Unutsaydın 30 Mart nedir, seçim nedir, zafer nedir, güç nedir, kudret nedir, devlet nedir, makam nedir, koruma nedir, sandık nedir, yüzde bilmem kaç oy nedir unutsaydın keşke!


Keşke protestoyu acılı yüreklerin mâsum çığlığı olarak işitseydin, hani o kutlu doğum etkinliklerinde yaptığın konuşmalarda sarf ettiğin cümleler var ya, onları hatırlayıp mü’min idrâkinde bir selâm gibi kabul edebilseydin keşke!


Keşke seni protesto edenlerin yanına gidebilseydin, en öfkeli olanının boynuna sarılsaydın. Babasını kaybetmiş bir çocuğu alsaydın kucağına, saçlarını okşayıp koklasaydın o kömür karası ölümü o çocuğun saçlarından.  


Hani Mısır’da şehid olan Esmâ için ekranlarda döktüğün gözyaşlarından birkaçını saklasaydın o insanlar için, hani Şivan Perver’in yanında bile oturan ve her gittiğin yerde yanında yer alan eşin ve kızların da o acılı anaların, tâze gelinlerin ve yetimlerinin yanında olsaydı, onlarla ağlasaydı, onların ağıtlarına ortak olsaydı keşke!


Keşke bir ân bütün bunları tefekkür edebilecek kadar içine çekilebilseydin, yalnız kalabilseydin ve bu tefekkürün ruhuna vereceği hüzün ile mahzun bir insan olarak karışsaydın o kömür karası ölümlerin kol gezdiği Soma sokaklarına!


Ama olmadı, olamadı!


Yapmadın, yapamadın!


Ne kalbin, ne idrâkin, ne gönlün, ne zihnin, ne aklın, ne i’zânın, ne vicdânın, ne merhametin, ne hassasiyetin, ne inancın sağladı bu keşkelerin aksinin tecellisine!


Sen yine bildik yüz ifadenle, yine bildik ses tonunla, yine bildik kibrinle, yine bildik kabadayılığınla, yine bildik tahammülsüzlüğünle, yine bildik öfkenle, yine bildik kudretinle, yine bildik muzaffer ve mütekebbir gururlu edâlarınla geldin üzerine kömür karası ölümün çöktüğü Soma’ya…


Daha ilk cümlelerin bir fâcianın ortasına şarapnel parçaları gibi düştü ve yaraladı acılı kalabalıkları; “Olağan şeyler, işin doğasında var, literatürde iş kazası diye bir şey” dedin ve sıradanlaştırdın kömür karası ölümleri. Oysa hiçbir ölüm sıradan değildi, hiçbir ölümün acısı diğerinden daha hafif değildi ölenlerin ardında kalanlar için.


İlk protesto karşısında muvâzeneni kaybettin, “Ahlâksızlar” dedin, “Kendini bilmezler” dedin, “Milletim 30 Martta bunlara gereken cevabı verdi” dedin… Aldığın oyların yüzdesinin kömür karası ölümlerden ve o ölümlerin ardında kalan yetimlerden çok üstün olduğuna o kadar inanmşsın ki hüzün yerine öfke taşıdın tâziye evine!


Racon kesmeye devam ettin, “Erkeksen gel yüzüme karşı yuh çek” dedin bir vatandaşa, bunu derken yüzlerce koruma arasından seslendiğini düşünmedin bile, bunu derken tâziye evine dönen Soma sokaklarında yüzlerce belki binlerce korumayla dolaştığını/dolaşabildiğini düşünmedin bile!


Danışmanlarının eline tutuşturduğu ve artık tarih olmuş maden kazası istatistikleriyle savundun bürokrasini ve savunurken, bahsettiğin ülkelerde artık maden kazası olmadığını düşünmedin hiç!


Ve…


Ve akıllara sezâ bir kontrolsüzlükle bir vatandaşını yumrukladın… Bunu da yaptın, yapabildin!


Sen bütün bunları yaparken, müşâvir müsvedden, seni protesto ettiği için polisler tarafından yere yıkılan bir vatandaşa tekmelerle saldırdı. Müşâvir müsveddenin savurduğu o alçakça ve ahlâksız tekmeler yerde savunmasız yatan vatandaşa değil, kömür karası bir ölümün sardığı Soma’ya savrulmuş tekmelerdi ve aslında o tekmeler senin tekmelerindi…


Sen de biliyorsun aslında, kömür karası bir ölümün sardığı Soma’daki o madenin karalığının altında kalan sensin…


Araban tekmelendi, yuhalandın…


Fakat bilmen gereken daha büyük bir gerçek var:


Tarih tekmeleyecek ve tarih yuhalayacak seni!...













   


   







   




Yorumlar

Güvenlik Kodu

vahiy  insan  şehir  revelation  ahlâk  etik  ethica  nüzhet yalan estetik  metafizik  ebrah doğu  batı  fıtrat  creation  yaratılış  iyilik  kötülük  dürüstlük  eşref-i mahlûkat  kişilik  asâlet  cesâret  vefâ  sadâkat  ihânet  yalan  immoralist  mitoloji  belh’um adâl  aere perennius  antere  genetik  şuur  terbiye  muâşeret  muâşaka  muvâsalat  firâk  zarâfet  letâfet  ferâset  panteon   rolyef  fresk  heykel  portre  gravür   ideal  ülkü  ülkücü   kerbelâ  aşk keşke  cennet  cehennem  araf  âdem  havva  hâbil  kâbil  elma  haz  hayâ  hicap  gurur  hürriyet  adâlet  musâvat  agnostic  akıl  dacret  locig  analytical  antiq  aristokrasi  kûrûn-i vustâ  giyotin  hakikat  hikmet  paradox  dialectic  tenkit  stoa  akademia  logos  logos spermaticos  felâsife  gelenek  hermeneutic  semantic  hint  upanişad  mutezile  ihvân-ı safa  ilk neden   iskenderiye okulu  medinetü’l fâzıla   hürriyet  kölelik  rönesans  ütopya  rethoric allah’ın kulu abdullah muhammed  kur’ân  endülüs ibn-i rüşd  aristotales  şeyh gâlip  farâbi  platon  sokrat   marcus aurelius  galile  mimar sinan  kirkedard  farabi  ibn-i sina   ibn-i hâldun  kafka  taşköprülüzâde  gazâli  musa cârullah  şemseddin sâmi frasheri  bergson  enver paşa  muhammed ikbal  hayyam  mehmet âkif  yâkup cemil  şems  ibn-i haldun  mevlâna  ali şeriâti  fuzulî  ebu’l âlâ el maarrî  ahmet mithat efendi  cemil meriç  nâmık kemal  ahmed hamdi tanpınar  kemal tahir  yahya kemal  cahid zarifoğlu  dostoyevski  tolstoy  knut hamsun  nietzsche  oğuz atay gogol  albert camus  descartes  herman hesse  puşkin  halil cibran  kaşgarlı mahmut  tevfik fikret  cenap şehabettin  neyzen tevfik  motzart  bach  mahler  tarkovski  suç ve  cezâ   anna karenina  madonna  prag  istanbul  çocuk kalbi  sn. petersburg  soljenitsin  marks  kant  heraklit  hegel  el-hamra  endülüs  kâmus u türkî  redhouse  wagner  kâmus u okyanus  lugat-i fransevî  iliria shqip  meydan larusse  şakâyık-ı nûmâniye  mevzuâtü’l ulûm  abdülkadir merâgi  ıtrî  muhammed esed  michelangelo van gogh  cezanne  rembrand  monet  hoca ali rıza  ulysess gaze  eleni karaindrou  sezen aksu  golha  farid farjad  osman hamdi

Tasarım : ATS