Telvin Hüsn-ü Hat Sahaf Şiir sine40
Anasayfa > Adnan İslamoğulları > Vazife değil, işgâl…

Vazife değil, işgâl…


Siyâseti ‘tek kale maç’a çeviren Başbakan’ın cumhurbaşkanlığı seçimleriyle ilgili planlarının karşısına yüksek bir strateji(!) olarak ‘çatı aday’ formülüyle çıkan MHP Lideri Bahçeli, ‘çatı aday’ın robot resmini oluşturmak için ilk görüşmesini  geçtiğimiz günlerde Demirel ile yaptı...


Çankaya’ya nur yağdıracak Süleyman Demirel görüşmesinin detayları basına yansımasa da, Demirel’in Bahçeli’ye tavsiye ettiği iki ismin Abdullah Gül ve Cemil Çiçek olduğu yazılıyor...


Demirel’in ardından ikinci görüşmesini Necdet Sezer ile yapan Bahçeli’nin Cumhurbaşkanlığı  seçimiyle ilgili üçüncü görüşmesini  de Abdullah Gül ile yapacak…


Görüşme trafiğinin stratejik derinliğine bakar mısınız?


Süleyman Demirel, Necdet Sezer ve Abdullah Gül ile yapılan ‘çatı aday’ görüşmelerinden çıkacak cumhurbaşkanı adayının temsîlî resmini tahayyül edebiliyor musunuz? 


Necdet Sezer’i cumhurbaşkanı seçen sürecin etkin rol sâhiplerinden olan MHP Genel Başkanı’nın halkın seçeceği cumhurbaşkanı için yüklendiği rol de bir o kadar etkin!


Bu süreçte de “haddimiz değil” diyecek mi bilinmez, fakat bilinen bir şey var ki o da, Bahçeli’nin ‘çatı aday’ının yalnızca halkla bir alâkası olmayacak.


Birisinin Devlet Bahçeli’ye, Ülkücü Hareketin siyâsî kurumu olan MHP’nin Genel Başkanı olduğunu hatırlatması gerekiyor...  


Birisinin Devlet Bahçeli’ye, halkın seçeceği cumhurbaşkanlığı seçimi için istişâre heyetinin Demirel-Sezer-A.Gül’den oluşan trio değil, MHP tabanı, MHP teşkilatları, MHP kadroları ve millet olduğunu  hatırlatması gerekiyor…


Birisinin Devlet Bahçeli’ye, Tayyip Erdoğan ve Abdullah Gül arasındaki adı konmamış rekâbetin dolgu malzemesi olmanın ve tercihi Gül’den yana kullanarak Erdoğan’a karşı bir hamle yapacağını sanmanın hiçbir stratejik değeri olmadığını hatırlatması gerekiyor…


Demirel ve Sezer ile cumhurbaşkanlığı kulisi yapmak ve buradan Abdullah Gül’e destek stratejisi üreterek Tayyip Erdoğan’a şah çekeceğini sanmak ya naif(!) bir politik hamleciktir ya da Erdoğan’ın ekmeğine yağ sürmektir; bilerek ya da bilmeyerek…


Abdullah Gül için daha evvel gündeme gelen 5+5 formülünü desteklediği gibi bugün de Başbakanın emi eri pozüsyonuna düşen Abdullah Gül’ün yanında rol almak, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli için görülüyor ki kifâyet eder bir durum…


Referandumdaki stratejisinin neticesinde oy deposu seçim bölgelerinde yaşadığı hezimet Bahçeli için önemsiz midir?


Yerel seçimlerde Mansur Yavaş’ı kendi liderliği için tehlikeli gören ve Mansur Yavaş’ın adaylığıyla kazanılacak Ankara’yı AKP’ye kendi eliyle hediye etmesi Bahçeli için önemsiz midir? 


Peki, Ülkücüler için kifâyet eder bir siyâsî pozüsyon mudur bu?


Ülkücülerin halkın seçeceği bir cumhurbaşkanlığı seçiminde kendi adaylarına oy vermek gibi bir hakları yok mudur?


Ülkücüler ‘Kırk katır ve kırk satır’a yani Tayyip Erdoğan veya Abdullah Gül’e mahkûm mudur?


Devlet Bey’in üzerinde aritmetik fanteziler yapmayı pek sevdiği  MHP’nin ‘40 yıllık’ mâzisi bir cumhurbaşkanı aday çıkarmaya yetmiyor mu?


Yoksa yine “Haddimize değil” mi diyor?


Eğer öyle ise, MHP Genel Başkanlığı makamını haddine telâkkî eden ama cumhurbaşkanlığını had ve hudut sınırları dışında gören bir liderlik anlayışının Ülkücü Hareketin 1 numaralı koltuğundaki mesâisinin adı bir vazife değil, bir işgâldir…



  



  



Yorumlar

Güvenlik Kodu

vahiy  insan  şehir  revelation  ahlâk  etik  ethica  nüzhet yalan estetik  metafizik  ebrah doğu  batı  fıtrat  creation  yaratılış  iyilik  kötülük  dürüstlük  eşref-i mahlûkat  kişilik  asâlet  cesâret  vefâ  sadâkat  ihânet  yalan  immoralist  mitoloji  belh’um adâl  aere perennius  antere  genetik  şuur  terbiye  muâşeret  muâşaka  muvâsalat  firâk  zarâfet  letâfet  ferâset  panteon   rolyef  fresk  heykel  portre  gravür   ideal  ülkü  ülkücü   kerbelâ  aşk keşke  cennet  cehennem  araf  âdem  havva  hâbil  kâbil  elma  haz  hayâ  hicap  gurur  hürriyet  adâlet  musâvat  agnostic  akıl  dacret  locig  analytical  antiq  aristokrasi  kûrûn-i vustâ  giyotin  hakikat  hikmet  paradox  dialectic  tenkit  stoa  akademia  logos  logos spermaticos  felâsife  gelenek  hermeneutic  semantic  hint  upanişad  mutezile  ihvân-ı safa  ilk neden   iskenderiye okulu  medinetü’l fâzıla   hürriyet  kölelik  rönesans  ütopya  rethoric allah’ın kulu abdullah muhammed  kur’ân  endülüs ibn-i rüşd  aristotales  şeyh gâlip  farâbi  platon  sokrat   marcus aurelius  galile  mimar sinan  kirkedard  farabi  ibn-i sina   ibn-i hâldun  kafka  taşköprülüzâde  gazâli  musa cârullah  şemseddin sâmi frasheri  bergson  enver paşa  muhammed ikbal  hayyam  mehmet âkif  yâkup cemil  şems  ibn-i haldun  mevlâna  ali şeriâti  fuzulî  ebu’l âlâ el maarrî  ahmet mithat efendi  cemil meriç  nâmık kemal  ahmed hamdi tanpınar  kemal tahir  yahya kemal  cahid zarifoğlu  dostoyevski  tolstoy  knut hamsun  nietzsche  oğuz atay gogol  albert camus  descartes  herman hesse  puşkin  halil cibran  kaşgarlı mahmut  tevfik fikret  cenap şehabettin  neyzen tevfik  motzart  bach  mahler  tarkovski  suç ve  cezâ   anna karenina  madonna  prag  istanbul  çocuk kalbi  sn. petersburg  soljenitsin  marks  kant  heraklit  hegel  el-hamra  endülüs  kâmus u türkî  redhouse  wagner  kâmus u okyanus  lugat-i fransevî  iliria shqip  meydan larusse  şakâyık-ı nûmâniye  mevzuâtü’l ulûm  abdülkadir merâgi  ıtrî  muhammed esed  michelangelo van gogh  cezanne  rembrand  monet  hoca ali rıza  ulysess gaze  eleni karaindrou  sezen aksu  golha  farid farjad  osman hamdi

Tasarım : ATS