Telvin Hüsn-ü Hat Sahaf Şiir CİNE40 Mülakat

fenerbahçe'nin şampiyon oluğu geçen yıl fenerbahçe'ye puan vermeyen, disiplin kurulunda ifade vermeyeceğini açıklayan bursaspor'u tebrik ediyor ve ligin tek delikanlı takımı olarak bursaspror'u alkışlıyoruz..   


Kandil Espiyonaj Daire Başkanı: "BDP li milletvekillerinin dokunulmazlıklarını kaldırıp MİT ajanı olup olmadıklarını araştırmak için fezleke hazırlayacağız."


(c.sözübek yalan haber merkezi)


* * * * *


TEST SORULSU: 


En önemli sonucu Türkiye'nin son otuz yılının birikimlerini felç etmek ve islâmcılığı Anglo-Sakson iradeye teslim ederek dönüştürmek olan 28 Şubat Post-Modern darbesinin esas oğlanı olarak, Sincan'da tankları yürütüp "Hükümetler şapka gibidir, birini çıkartıp diğerini takarsın; aslolan Devlettir." diyen "çevik bir" Paşamız kimdir?

(Kaçan "İP"in ucu: Kendisi sâdece darbeyi planlamakla kalmamış olup bizzatihi yaptığı için olsa gerek dışarıda elini kolunu sallayarak gezmektedir. Doğduğu yer olan Buca'da bir meydana ismi verilmiştir.)

A) Engin ALAN
Hurşit TOLON
C) İlker BAŞBUĞ
D) Çevik BİR


* * * * * 


"Dindar nesiller yetiştireceğiz" (Başbakan R.T.E.)




Başbakan bu lâfı ettiğinde arkasında ne gibi bir hazırlık var acaba demiştim kendi kendime.. dün dindarın karşısına tinerci çocukları koyunca anladım ki, yine işkembe-i kübrâdan atıyor, şuur altı kinleri ve hesapları taptâze ve ağzına geleni söylüyor... günden güne demirel'e benziyor başbakan.. bunların yetiştireceği dindar nesillerden Allah korusun bu ülkeyi..


* * * * *


TOSHIBA TV Yüksek Teknoloji Direktörü Kim SinSen Lan:
"Rasim Ozan Kütahyalı ve eşinin ekranlarda görünmesiyle kanalın otomatik olarak değişeceği sistemi insanlığın hizmetine sunmaktan onur duyuyoruz."

(c.sözübek yalan haber merkezi)


* * * * *


Kanal 7 ‘de cinsel danışmanlık…


Kanal 7’de yayınlanan ‘Güzel Günler’ proğramında Şebnem Kısaparmak’la uzman hoca Ayhan Akcan toplumun ‘ilişkilerde cinsel sorunlarını’ çözümlüyorlar.“Eşim beni nişanlıyken aldattı. Arada sırada aklıma geliyor. Nasıl davranmalıyım?” diyen ive ismini vermeyen bir izleyicinin sorununu da çözdüler.
Nişanlı iken kendisini aldattığını öğrenen bu kadın izleyiciyi Şebnem Kısaparmak rahatlatıyor ve şöyle diyor:
“Nişanlıyken yapmış. Fiziksel bir beraberlik. Seninle bunu yaşayamayacağı için birtakım ihtiyaçlarını karşılamak için yapmış. Erkeklerin yaptığı, doğal bir şey. Ama eşine evine güven, evladınız olacak. Hayat güzel olacak...”
Neredeyse tamamı kadınlardan oluşan stüdyodan alkış sesleri yükseliyor, kadınlar ayakta alkışlıyorlar bu sözleri.
Kanal 7.. Nereden nereye?!!


* * * * *


Noel Baba’lar şokta:


 


“Kapıdan kovsanız bacadan gireriz, kötü bir niyetimiz yok”.


Keşan Müftüsü Süleyman Yeniçeri:


Noel baba yaşamış mı, yaşamamış mı belli değil. Bir yer söyleniyor ve orada yaşadığı ifade ediliyor. Ama Hıristiyan aleminin çıkardığı bir şahsiyettir. Noel Baba baca ve pencereden giriyor. Ama doğru dürüst birisi olsa kapıdan girerdi. Bizde kapıdan giriliyor. Kuran-ı Kerim'de; 'Evlere kapıdan girin' diyor. Neden bacadan giriyor ki? dedi.


Müftü Süleyman Yeniçeri, yaklaşan yeni yıla yeni bir soluk getirdi ve Noel Baba’nın asırlardır süren karizmasını yerle bir etti.


Tezini âyetlerle de destekleyen Yeniçeri, “Bizde kapıdan giriliyor, ama Noel Baba’nın hırsız gibi baca ve pencereleri tercih ediyor, yeni Pimapen pencerelerde o sebeple zorlanıyor ve bu sebeple eski evleri tercih ediyor” dedi.


Noel Baba’ların evlerden bir şey almadığını ve evlere küçük de olsa hediyeler bıraktığını söyleyen bir gazeteciye, “Ne bırakıyor Allah bilir, bunların araştırılması lazım” şeklinde cevap verdi.


Konuya Diyanet İşleri Başkanlığı’nın el atması bekleniyor. Din işleri Yüksek Kurulu’nu âcilen toplantıya çağıran Diyanet, ilk tedbir olarak İçişleri Bakanlığı ile işbirliği yaptı ve bütün ülkede Noel Baba kılığında dolaşanların toplanmasını ve göz altına alınarak heybelerinin aranmasını istedi.


Diyanet İşleri’nin biraz evvel yaptığı açıklamaya göre Noel Baba konusunun “mele”lere sorulacağı ve “meleler”den çıkacak karar göre hareket edileceği bildirildi. 


(a.isl) ankara


* * * * * 


Sonunda bu da oldu!..


Dışarıdan birisi bunu da yazdı.. Dilipak, "eski dava arkadaşlarının neden bugün Muhsin Yazıcıoğlu'na sahip çıkmadıkları ve bu işin üzerine neden gitmediklerini" sordu..


Bu utanç da bize yeter... Dilipak bunu hangi gerekçe ile sorarsa sorsun, bunun altında bir çapanaoğlu aramak bu utancı çoğaltmaktan öte bir anlam taşımayacaktır.. Evet. Bu utanç bize yeter..


Daha evvel keçiler, "Hlikopter parçalarını hatıra olsun diye söktük" şeklinde ifade verdiklerinde "ülkücülerin raconu bitmiştir" diye yazmıştım..


Gerçekten bu utanç bize yeter!..


(a.isl.)


* * * * * 


Diyanet'e 1000 Mele...


Diyanet İşleri Başkanlığı Doğu ve Güneydoğu'daki melle'lerden,(mollalardan) 1000 tanesini kurum bünyesinde istihdam edeceğini açıkladı. Şüphesiz işin politik bir vechesi var.. Lâkin bu mellelerin arasında hâlâ dünyanın tepsi gibi düz olduğuna, kertenkeleyi öldürmenin sünnet/sevap olduğuna ve bunun gibi yüzlerce ilginçliğe inananlar var. Kırsalın diniî telâkkîleriyle arasında en fazla mesafe bulunduran mevcut Diyanet yönetiminin, mellelerin   bu dini anlama ve yorumlama problemlerini nasıl aşacağı bir büyük problem.


adnan isl / ankara


* * * * *


"Yok böyle bir dans"a iki teklif...


"Yok böyle bir dans" yarışması için Acun Ilıcalı iki önemli isimle görüştüklerini ve kısa zamanda netice alacaklarını söyledi. Bu iki önemli ismin birinin siyasî, diğerinin ise cüppeli takımından olduğunu söyleyen Acun Ilıcalı, isimler hakkında ser verdi sır vermedi, yalnızca kendi alanlarında çok iyi kıvırdıklarını bu yüzden de ekibinin dikkatini çektiklerini açıklamakla yetinen Ilıcalı, "bekleyin ve görün" dedi.


Şimid kulislerde bu iki önemli ismin kim olduğu konuşuluyor.


Akıllara ilk gelen isimler arasında Bülent Arınç ve Cüppeli Ahmet Hoca'nın ismi açık ara önde. 


Arınç'ın şike yasasıyla alâkalı muhteşem geri vitesinin takdir topladığı ayrıca Cüppeli'nin de Cezâevinden yaptığı açıklamada, "Fetullah Gülen Hocaefendi ile bizi ters düşürmeye çalışıyorlar. Birileri böyle bir tezgah kuruyorlar. Bu durum beni çok rahatsız ediyor. Efendi hazretleri Fetullah Gülen'i çok sever, hürmetim vardır kendisine karşı. Onun her hareketinin İslam'a uygun olduğuna inanan bir insanım" şeklinde sarfettiği sözlerin çok etkili olduğu fısıltıyla konuşulanlar arasında..


(adnan isl.) istanbul


* * * * *


Avrupa Parlamentosu'nda Hollandalı aşırı sağcı milletvekili Barry Madlener yine “olay çıkardı”. Türkiye'de basının ve internetin kısıtlandığını, kadınlara ve eşcinsellere şiddet olaylarının gittikçe arttığını savunan Madlener, “Hatta Türkiye'deki karikatüristler dahi mahkemeye çıkarılmaktan korkar hale geldiler. Bu büyük bir skandaldır” dedi. Daha sonra çerçevelettiği, Bahadır Baruter'e ait, yargılanan karikatürü havaya kaldıran ve Bağış'a hediye etmek istediğini söyleyen Madlener, sırasından kalkarak kürsüye yöneldi. Egemen Bağış bu arada Madlner’e “HERKESİN ELİNDEKİ KENDİNE!” diye bağırdı ve karikatür tüm Avrupa Parlanentosunda elden ele dolaştı. Bu durumdan çok eğlenen Egemen Bağış ve Türk Heyeti hep bir ağızdan “Elineee veeeren karııısıııı” diye tempo tuttular. 


(adnan isl.) / europa


* * * * *


dersim ve dolmabahçe görüşmesi...




bugünlerde bir dersim merakı tırmandı.. bülent arınç bey pek meraklıdır bu tür bahislere.. neymiş "bizi acıtsa da arşivler açılsınmış, gerçekler ortaya çıksınmış, mecliste komisyon kurusunmuş".. eee arınç konuşur da metiner durur mu, tunceli'nin adı dersim olsunmuş, sabhia gökçen havaalanının ismi de bu arada değişiversinmiş.. 

bütün bunlara bizim ne itirazımız olabilr ki? yaramız yok k gocunalım...
yalnız, suriye'ye g
ıünde beş vakit demokrasi vaazı veren, esad'ı günde beş vakit azarlayan demokrasi vaizimiz sayın başbakan'dan bir ricamız olacak...



hazır eliniz değmişken ve arşivlerdeki dersim kayıtlarını açarken bir el atsanız da şu "DOLMABAHÇE GÖRÜŞMESİNİN ZABITLARINI" da açıklasanız da demokrasimiz kemâle erse diyoruz.. hem bu zabıtlar öle 70-80 senelik zabıtlar da değiller, zaten kolay bir yerde, elinizin altında bir yerdedirler, zahmet de çekmezsiniz..

ne dersiniz?


* * * * *


bir ahlaksız futbolcu: emre belezoğlu


onu tanıyorsunuz.. emre belezoğlu.. türk futbolunun “pislik” lakabını isminin önünde lâykıyla taşıyan bir ahlaksız.. 

türkiye-hırvatistan millî maçı.. sahada 11 tane ruhsuz, 11 tane gönülsüz futbolcu.. başlarında milli takımı belçika’dan yöneten(!) bir teknik direktör hiddink.. yanında İstanbul futbol çetesinin iki çapsız, iki liyakatsiz yardımcısı oğuz çetin ve engin ipekoğlu.. yüzlerinde zerre kadar utanma yok.. 

dakika 79.32… seyirci kaleci volkan’ı protesto ediyor, ıslıklıyor.. volkan seyirci ile polemik yarışında.. hakaret ediyor seyirciye.. ve bu polemik yarışında emre belezoğlu geliyor volkan’ın yardımına.. maçın yorumcusu Rıdvan, stadta binlerce ve televizyonlarının başındaki milyonlarca seyircinin gözlerinin önünde, her şeyi göre göre, her şeyi duya duya utanmadan yalan söylüyor ve “emre volkan’ı sakinleştirmeye çalışıyor” diyor.. vee tam bu esnada kameralar emre’nin o ahlaksız yüzüne zoom yapıyor, emre seyirciye, “o….u evlatları” diyor.. bu hakarete söylediği yalanlarla rıdvan da ortak oluyor.. 

ve aynı şeytan rıdvan şeytana hizmet ederek sahadaki ruhsuzluğu egemen ve giray’a fatura ediyor. 

ve aynı şeytan rıdvan, “bu maç anadolu’da oynanmalıydı” diyor.. 

bu maç bırakın anadolu’da, çanakkale çehitliği’nde oynansaydı da, sahadaki bu ruhsuzlarla yine de kazanılamaz ve sonuç yine hüsran olurdu.. 

emre belezoğlu o milli forma sana haram olsun… 

sahadaki ruhsuzluktan ve skordan utana bir adam vardı bu maçta, futbolunu sevmesek de, mizaha konu etsek de bir hakkı teslim edelim, bu adam sabri’ydi.


(a.isl.)


* * * * * 


TBMM Teakwando federasyonundan yakın döğüş sporcuları istedi...  


Kamer Genç TBMM kürsüsüne elinde bir "fener" ile çıkınca hemen akıllarına "deniz" gelen AKP'liler sinirlerine hakim olamadılar. Oturumu yöneten Sadık Yakut, Kamer Genç'e konuşması esnasında yaptığı uyarılar, mikrofununun sesini kapaması, mikrofanonun kablosunu kesmesi, Mecilsin ana şalterini indirmesi gibi tedbirler işe yaramayınca Meclis Güvenlik Âmiri, Hak-İŞ Sendikası eski Başkanı Saim Uslu'yu göreve çağırdı.


140 Kiloda birtakım şampiyonlukları olduğu söylenen Saim Uslu, cüssesinin de yardımıyla kamer Genç'i elinde feneriyle birlikte TBMM kürsüsünden devirmeye yetti. Bu devirmeyi "itiş-kakış" olarak tanımlayan Saim Uslu, bu itiş ve kakışın Kamer Genç ile karşılıklı olduğunu, hatta hislerinin bile itiş-kakış gibi karşılıklı olduğunu söyledi.      


Koskoca Meclis İadere Amirinin sumo güreşçisi durumuna düştüğünü gören TBMM yetkilileri, "ayıp oluyor,  bu iş böyle olmayacak" diyerek Teakwando fedarasyonundan "yakın döğüş" uzmanı elemanlar istedi. Meclis kürsüsünün etrafında vazife(!) yapacak olan bu elemanların, kürsüye AKP'lilerin haricinde kimseyi yaklaştırmayacakarı, es-kaza kürsüde hükümetin aleyhinde olur- olmaz lakırdı edenlerin de anında der-dest edilerek salondan yaka-paça dışarı atacacakları söyleniyor.


Türk Dil Kurumu Başkanı da Meclise davet edilerek TDK'dan, tüm Türkçe sözlüklerinden "deniz" ve "fener" sözcüklerinin çıkartılması, ayrıca deyimler sözlüğünden de "deniz feneri" deyiminin çıkartılması istendi.


Ayrıca, "Artık Türkiye elektrikle aydınlanıyor, fener gibi ilkel aydınlanma araçlarına gerek yok" diyen Enerji Bakanı Taner Yıldız, fenerlerin, oyuncak olanları da dahil imalatını yasakladı.


Ulaştırma, Denizcililk ve Haberleşme Bakanı Binali Yıldırım da, "Ne yani bu çağda deniz fenerleriyle mi deniz trafiğini organize edeceğiz, bu ne ilkellik böyle, TOKİ'ye söyleriz koca koca kuleler yaparlar, olur biter, ışıklarını lazerle hallederiz, sahillerimizdeki bütün deniz fenerlerinin yıkım talimatını verdim" diyerek tartışmaya katıldı.         


Nedir bu hükümetin "deniz feneri" takıntısı anladıysam AKP'li olayım. Ne isterler o güzelim fenerlerden bilmem!..  


Kamer Genç'in işi zor bundan sonra, kürsünün etrafına konuşlanacak olan o teakwandocularla nasıl rekabet edebilir?  Dedikodlara göre Kamer Genç Meclis kürsüsüne çıkarken elinde bayıltıcı spreylerle çıkacakmış. TBMM buna nasıl bir tedbir alacakizleyip göreceğiz... 


(a.isl. /TBMM / Ankara)


* * * * *


Kâbe’nin Revakları…


 “Kâbe’deki Osmanlı revaklarının genişletilme çalışmaları dolayısıyla yıkılması kararının dini bir boyutu yok. Burada amacın Osmanlı’nın izlerinin silinmesi değil, Hac’daki yüz binlerce kişinin izdihamını önlemek ve daha rahat ibadet imkanının sağlanması maksadının olduğunu düşünüyorum. Her ne kadar eskiden Suudi yetkililer Osmanlı miraslarına iyi davranmamış olsalar da bu kararın bir zorunluluktan kaynaklandığını düşünüyorum. Ayrıca bizzat Kanuni Sultan Süleyman’ın bu revakları yaptırması da tamamen o dönemde tavaf yerinin genişletilmesi maksadıyla yapılmıştı.” 


Yukarıdaki ifadeler Diyanet Vakfı Yayın Kurulu  Başkanı Prof. Dr Saim Yeprem’e ait..


“Dert etmeyin, üç beş revak yıkılırsa dünyanı sonu gelmez” demek stiyor Sayın Profesör. Tabi ki dünyanın sonu gelmez ve dünya o revaklar olmadan da dönmeye devam eder. Yeprem bir Suud yetkilisi gibi, revakların yıkılışını önemsizleştirmek ve meşrûlaştırmak vazifesi edinmiş kendisine..  Tavaf alanının genişletilmesi, izdihamın önüne geçilmesi ve rahat ibadet sağlanması için yıkıldığını düşünüyormuş revakların. Ve Kanûni de zaten tavaf yerinin genişletilmesi için o revakları yaptırmışmış. Ne kadar etkileyici bir savunma!!!


Ecyad kalesi de zaten aynı hassasiyetlerle yıkılmıştı ve diğer Osmanlı eserleri!!!


Bu eserlerin ne anlama geldiği konusunda ya hiçbir fikri yok Sayın Diyanet Profesörünün ya da Suud avukatlığına gönüllü…


Balkanlarda ya da Osmanlı coğrafyasının herhangi bir yerinde bir Osmanlı eseri yıkıldığında nasıl ve hangi gerekçelerle feveran ediyorsak, Kâbe’nin revaklarının yıkılmasına da aynı gerekçelerle itiraz etmeli, Türkiye Cumhuriyeti olarak elimizden geleni yapmak zorundayız. Lakin, Diyanet İşleri Profesörü böyle demeç verir ise, gerisi ne yapar; mâlûm


a.isl. 


* * * * * 


Osasuna'nın bitmek tükenmek bilmeyen atakları netice vermedi ve  Real Madrid Osasuna'yı 7-1 yendi.


(a.isl / la Liga / ispanya)   




"29 Ekim Cumhuriyet Bayramı"nız kutlu olsun...


İktidar, "Cumhuriyet Bayramı" kutlamalarıyla "Brezilya Karnavalı"nı karıştırmış olmalı. Bu ülke cumhuriyeti kutlarken, milyonlarca insan sokaklarda sabahlara kadar çılgınlar gibi eğlenmez, içip sızmaz, kadınlar ipten müteşekkil iç çamaşırlarıyla sokaklarda dans etmez. Bu ülkede cumhuriyet geçit törenleriyle sınırlıdır, akşamları da fener alaylarıyla.. Cumhuriyet bir rejimin adı olmaktan ziyâde, 1. Dünya Savaşı'ndan çıkan ve Galiçya'dan Yemen'e, Kafkasy'dan Hicaz'a kadar her cephede şehidler vererek çekildiğimiz ve bugün TÜRKİYE dediğimiz vatanımızın kuruluş bayramıdır. Ellerine bayraklarını alan insanların şehrin büyük caddelerinde geçit törenlerini izlemesinden ibârettir. Bir nevi bayraklı kutlamalardır bunlar.. Başkaca bir şey değildir.. Van depremi bahanesiyle bu kutlamaların iptalini en azından "manidar" buluyorum.. Bu iptal, "açılım ve barış(!)"sürecine yapılan bir "jest"tir.. Başka anlamı yoktur.. Bu jest(!)in sonu nerelere kadar varacak, hep beraber göreceğiz.. 

Bu duygularla, aziz TÜRK milletinin CUMHURİYET bayramını en içten dileklerimle kutluyor, tüm şehitlerimize Allah gani gani rahmet etsin diyorum... 

Adnan İslamoğulları


* * * * * 


osmaniye'de iki polis şehit edildi!..


vampirler kana doymazlar.. drakulaya bir kılıç darbesi gerekir. kafasını koparacak.. o kılıç. kimin elinde? kimsenin elinde değil.. herkesin eli boş ama herkesin dilinde bir "barış" kelimesi.. içinden kan damlayan bir "barış" bu... körpe evlâtlarımızın kanları.. kahpe pusularda şehit edilen evlâtlarımızın..


* * * * *


türkiye'de yapılan binlerce, onbinlerce filistin yürüyüşü fotografı bulabilrsiniz bu ülkden.. filistin'deki zulme karşı, filistin'in bağımsızılığının yanında.. 

bir haftadır ortadoğu'dan buna benzer bir fotograf bekliyorum umutla.. 24 evladımızın kahpe bir ...pusuda şehit edilişini protesto eden bir ortadoğu fotografı; filistin'de, gazze'de, ürdün'de.. ya da başka bir şehirde.. 

ama nâfile..
yok böyle bir fotograf... düşmedi ajanslara böyle bir fotograf, düşmüyor..

"büyük millet" olmak böyle bir şey işte.. biz yarın yine yürüyeceğiz filistin için, gazze için.. ya da dünyanın neresinde bir müslüman varsa onlar için, onlar bizim için yürümeselerde


* * * * *


Körfez depreminde yıkılan kız öğrenci yurdunda ölen kızlarımız için, "onlar günahkardı, ondan yıkıldı o yurt" demek ne kadar yanlışsa, Van depremiyle şehitlerimiz arasında alaka kurmak o kadar yanlıştır ve Allah'a ifitiradır. Van bizimdir, Van'ın acısı da bizimdir.. Millet olmak böyle bir şeydir. Millet oluşumuzun en büyük kuvvetlerinden olan felaket ânında kenetlenmek her ne kadar birilerine "kardeş kokusu"nu yeni yeni hissettiriyorsa da millet olmak böyle bir şeydir... Biz "bu büyük millet" derken işte tam da bunu kast ederiz.. (a.isl)


* * * * *


Davos'ta Şimon Peres'e:


"Siz adam öldürmeyi iyi bilirsiniz" demiştin. 
Aslında şunu da demeliydin..
"Siz adam öldürmeyi iyi bilrsiniz, ama biz onbinlerce askerimiz ölse yine de kılımızı kıpırdatmayız, kıpırdatmadığımız gibi, metanetimizi korumayı da iyi biliriz.."


* * * * *


başbakan ve hükümetinin üyeleri iki de bir şunu söylüyorlar:

"terör meselesinde 90'lı yıllara dönülmesine izin vermeyeceğiz!"

belki de şifre burada..

90'lı yıllarda terörle yani pkk ile ciddi bir mücadele vardı!..


* * * * *


Derin strateji uzmanı Sayın Davutoğlu!


Biz hep İsrail için "göt kadar ülke" diyoruz halk arasında. 
Ama İsrail "büyük"müş gibi davranıyor.. 
Biz güya "büyük" ülkeyiz ve 2023 yılında "dünya devi" ülke olacağız ama "küçülüyoruz" her şehid haberinde. 

falkland'da iki sarhoş ve tecavüzcü ingiliz askeri için falkland'a savaş açan margaret thatcher da büyük ülke nasıl olura örnek vermiişti.

derin strateji uzmanı olarak bunları da mı okumadınız?


* * * * * 


bakanlığa geldiği günden bu yana israil'e posta koyan sayın davutoğlu.. 



Münih'te İsrailli sporcular rehin alındığında Golda Meir denen kadın "ben teröriste taviz vermem" demiş ve operasyon yapılmış filistinlilerle birlikte israilli sporcular da ölmüştü.. Ve bir daha da bu tür eylemler yapamadı filistinliler... 
dik duruş mu istiyorsunuz? işte size dik duruş. 

İsrail bir askeri için bin küsur filistinliyi bırakıyor.. 
israil bir askeri ölünce kat kat misilleme yapıyor.. 
Bu pkk israil'in yanıbaşında olsa ve İsrail'de eylemler yapsaydı israil hükümeti ne yapardı? 

Bu soruya cevap verin sayın davutoğlu.. çözümü burada bulursunuz...


* * * * *


DURMAK YOK, YOLA DEVAM!...



durmak yok, yola deva AKP hükümeti..

daha, Habur'da neredeyse kırmızı halıda karşılayıp salıverdiğiniz katillere anayasal eşitlik vereceksiniz...

durmak yok, yola devam AKP hükümeti!

daha imralı'da beslediğiniz eli kanlı kaatile ev hapsi adı altında özgürlük vereceksiniz!

durmak yok, yola devam AKP hükümeti!

daha, bütün pkk'lılar genel af çıkaracaksınız!.. 

durmak yok, yola devam AKP hükümeti!

daha, yapacak çok işiniz, imzalayacak çok ihanet belgeniz var. 

durmak yok AKP hükümeti yola devam!...


* * * * *


cemil çiçek.. yirmi küsur yıldır neredeyse her hükümette bakan.. yani yirmi küsur yıldır sorumlu.. yirmi küsur yıldır onbinlerce vatan evladının şehadet haberini devletin bakanı olarak aldı.. üçüncü dönem AKp iktidarının da bakanı. yani, terörü halletmek uzun bir süreç işi diyen bir iktidarın üçüncü dönem bakanı.. bugünkü 26 şehid haberini de devletin bakanı olarak aldı.. 



cemil çiçek; yaşadığım sürece senin bugünkü hissiz, soğukkanlı, sesi bile titremeyen, bir tek acı izi bile okunmayan yüz ifadeni unutmayacağım..kararlı ve acısız bir ses tonuyla anayasa değişiklikleriyle alakalı olarak yapacağın konuşmanın heyecanının bir kısmını kaybettiğini söylediğin sesin kulaklarımdan hiç çıkmayacak.. 

kararlısınız.. muhtevasını bilmedğimiz anayasa değişikliklerini yapacaksınız ve bu ülkeyi parçalanmanın eşiğine getireceksiniz.. 

ama cemil çiçek ve akp ikitidarı şunu iyi bilin.. 

bu ülke, 26 fidanının şehadetiyle yıkılmaz.. 
bu ülke, bu serinkanlı umarsız tavrınızla yıkılmaz. 
çanakkale'ye 250 bin evladını gömen bu millet o bölgeye de 250 bin evladını gömmekten çekinmez.. 

biz şehidlerle yıkılmayız.. 
biz şehidlere vefasızlıkla yıkılırız.. ama bu millet şehidlerine vefasızlık etmeyecektir.. 


* * * * *


Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu, Irak Dışişleri Bakanı Hoşyar Zebari ile görüştü:


"Kınama değil, eylem ve somut adım vakti'' dedi...

Ortadoğu'nun yeni yıldızının medet umduğu adama bakın: zebari..

gerisini tahmin edebiliyoruz. göstermelik sınır ötesi harekâtları, sıcak takipler... bombalanan dağlar, boş tepeler.. 
sonra; kış gelecek ve operasyon imkanı ortadan kalkacak.. 

bu milletin izzeti, şeref, bu ülkenin onuru, toprak bütünlüğünün korunması başka bahara kalacak.. 

üç beş gün sonra acılar kabuk bağlayacak.. taaki yeni şehid haberlerini alana kadar...

belki de bu millet kendi işini kendisi görmeye başlayana kadar...


* * * * *


bölgesel MADARA oluyoruz!!!!

Genelkurmay başkanı ve kurmay heyetinin konuşmaları dinleniyor.. Sonrasında da bu konuşmalar kamuoyuna servis ediliyor..

Ve biz bölgesel MADARA oluyoruz!!!!

Mit yetkililerin görüşmeleri dinleniyor ve basına servis ediliyor...


Ve biz bölgesel MADARA oluyoruz!!!!

19 Ekim 2009' da Habur sınır kapısında bizim güvenlik güçlerimizin önünde teslim olan teröristler davulla zurna ile karşılanıyor..

Ve biz bölgesel MADARA oluyoruz!!!


Hakkari'de güvenlik güçlerimiz her bir adımda kafasını sağa sola üç beş defa çevirmeden yürüyemez duruma geliyor..

Ve biz bölgesel MADARA oluyoruz!!!!

Başbakan Riyad'da bir üniversitede yapmış olduğu konuşmada "Nato'nun Libya'da ne işi var" diye efeleniyor ve arkasından Nato güçleri Fransız ve İngilizlerin öncülüğünde Libya'yı savaş uçakları tarafından bombalıyor.. Ve bu da yetmiyor, Türkiye "ne işi varmış" denilen Nato operasyonunun bir parçası oluyor...

Ve biz bölgesel MADARA oluyoruz!!!!

Pkk, ülke sınırlarımız içinde kamp kuruyor...

Ve biz bölgesel MADARA oluyoruz!!!!

Topraklarımızda 200-300 kişilik unsurlarla terör örgütü karakollarımızı ağır silahlarla 4,5 saat boyunca ateş altına alıyor. Bu kadar terörist ve ağır silahlar sınırlarımızdan geçirilirken ruhumuz duymuyor.

Ve biz bölgesel MADARA oluyoruz!!!!

Hergün şehit cenazeleri geliyor, kalbimize gömüyoruz.. Kalbimiz acıyor... 
Vee televizyonda şık giyinmiş, ünlü politikacılar hergün bu sözü tekrar ediyor:

Ve biz bölgesel MADARA oluyoruz!!!!

not: madara kelimesi yerine ikame edeceğim üç harfli yüzlerce kelime var. ama ne gönül el veriyor ne terbiyemiz..


* * * * *


bu fotografı hatırlıyor musunuz?



habur kepazeliğini.. habur'da teslim olan ellerinde evlatlarımızın kanlarını taşıyan pkk'lıların ülkemize girişini hatırlıyor musunuz? 

savcının o pkk'lılara sorduğu soruları hatırlıyor musunuz?
birisini ben yazayım:
-pkk ile ilginiz var mı?
-herhangi bir eyleme karıştınız mı?

evet.. peki habur kepazeliğinin ve ihanetinin tarihini hatırlıyor musunuz?

ben yazayım:
19 ekim 2009.. yani dün geceki saldırıyla aynı gün.. tarihle de mesaj veriyor PKK ve bunu ilk defa yapmıyor.. 

1983'deki eruh katliamını o günden bu yana istanbul başta olmak üzere büyük şehirlerde kutlayan PKK emin olun bundan sonra da bu saldırıyı kutlayacaktır.


* * * * *


tarihe not düşüyorum..



selanik'te osmanlı zabitleri çarşıya çıkamaz hale geldiklerinden kısa bir süre sonra Osmanlı Batı Trakya'yı kaybetmişti... Ve sonra herşeyi kaybettik..

bugün Güneydoğu'da olan bundan başka bir şey değildir.. Bölgede sokağa çıkamaz hale gelmiştir güvenlik güçlerimiz.. en önemlisi, vatanın bir parçası olan güneydoğu'da psikolojik üstünlüğü kaybetmişlerdir. böyle giderse, AKP iktidarı "2023 büyük türkiye" yalanıyla ülkeyi parçalayacaktır...


* * * * *


pkk terörüyle alakalı olarak "geçmiş hükümetler de suçlu" teorilerine hak vermemek mümkün değil.. evet onlar da suçlu.. evet terör büyük bir bela. halli de zor.. ama bu konuda en büyük suçlu ve günahkar AKP'dir. akp iktidarıdır. çünkü terörü haletmek için hep "uzn z aman gerekir" diyen AKP gerekli olan bu uzu zamanı en fazla bulan parti ve iktidardır.. ve üstelik şimdi tek başına iktidardır.. ya on yıldır bunun çözümünü bulamadınız ya da ihanet içindesiniz.. iki halde de bu milletin idaresinden DEFOLUP GİDNİZ...


* * * * *


‎"komşularla sıfır risk"


evet bu dâhiyâne(!) dışpoltikanın mimarı ahmet davutoğlu. mümtaz'a göre son 150 yılın en başarılı ve dâhi adamı davutoğlu.. 

açıkla şimdi davutoğlu! istihbarat zaaflarını açıkla.. son iki yıldır yüz kez gittiğin suriye ile aramızdaki sıfır sorunu, elli kez konuştuğun esad ile aramızdaki sıfır sorunu açıkla.. komşularıyla sıfır değil % yüz sorun olan İran'ın PKAK'ı nasıl sindirdiğini ama senin beceriksizliğini açıkla.. bu dâhiyâne politikanın iflasını açıkla..


* * * * *


bu gün yapılan açıklamalar artık tevsik etmiş ve göstermiştir ki AKP iktidarı bir ihanetin iktidarıdır. bir duyarsızlığın, bir hissizlğin, bir aymazlığın, bir planlı bölünmüş türkiye'nin mimarlığının iktidarıdır. Bu ülke duble yolsuz, bu ülke çiçekli tretuvarsız, bu ülke restore edilmemiş tarihi esersiz, bu ülke orada burada kolpacı siyasetçisiz yaşayabilr. ama bu ülke vatanını bölünen, bu ülke vatan evlatlarına sahip çıkılamayan, bu ülke topraklarına itlerin saldırabildiği, buna cüret edebildiği bir ülke olarak da yaşayamaz.


* * * * *


beklenen açıklamalar gelmeğe başladı...



"saldırının zamanlamasına dikkat!. tam anayasa değişiklikleri arefesinde olması mandiar!.. biz bunların kim olduğunu biliyoruz, dış kaynaklı..."(bekir bozdağ)

anayasanız batsın sizin.. anayasa ile uğraşacağınıza "yaslıanalar"ın acsıına merhem olun..

pkk eş zamanlı olarak sekiz güvenlik noktasına saldırıyor ve saldırı 5-6 saat sürüyor.. 5-6 saat sonra sıcak takip(!) başlıyor.. ne var ortada? koskoca bir HİÇ... 

madem kim olduklarını biliyorsunuz(israil ima ediliyor) o zaman bu bir savaş ilanıdır. gereğini yapın EY İKTİDAR! asrın en büyük KOLPACILARI!

ya da bu milletin idaresinden DEFOLUN GİDİN!.

bu millet hami de olmayı bilir, cani de olmayı bilir!..


* * * * *


başbakan:
"Kim ki öfkesine hakim olamaz, kim ki metanetini muhafaza edemezse, biliniz ki terör örgütü işte o zaman hedefine ulaşır." 

Hadi canım sen de!.. Muhalefete duyduğun öfkenin binde birini olsun duy be kardeşim!..
Bir de soğukkanlılığını korumadığını görelim, bakalım ne olacak? 

Veya oğluna çürük rapor alacağına bölgeye askere yollasaydın da o zaman görseydik soğukkanlılığını be kardeşim!..


* * * * *


hükümetin bakanı cemil çiçek: 


Kendi ve bu komisyonda görev yapacak siyasiler için heyecanlı bir gün olduğunu kaydeden Çiçek, "Siyasi hayatımızın en önemli, heyecanlı günlerinden birini yaşıyoruz. 'Meclis Başkanı sıfatı ile ve komisyon üyeleri olarak bu çalışmayı birlikte yürütmek hepimiz için büyük bir onurdur' diye bu konuşmaya başlamak istemiştim, ancak yaşadığımız üzücü olaylar, yaşadığımız sıkıntı ve acılar maalesef bu sevincimizi büyük ölçüde gölgeledi..."

sevincini büyük ölçüde gölgelemiş.. yani tamamını gölgeleyememiş bakan çiçek'in. ne bu sevinç? yeni anayasa.. ne olacak yeni anayasada ki bu kadar sevinçli hükümetin bakanı cemil çiçek? demokrasi kültürü derinleşecek miş ve bu yolda dönmek yokmuş.. bu gibi hadiseleri telin etmeğe devam edeceklermiş.. telin hükümeti.. kıyılan vatan evlatları, ortada duran bir telin hükümeti... ramazanda insaf ve merhamet, iki bayram arası insaf ve merhamet, kurban bayramında insaf ve merhamet.. kime bu insaf ve merhamet? PKK'ya..

peki vatan evlatları? cevabı basit.. onlar zaten ölmek için varlar ya!.. 

hepinizin canı cehenneme.. suriyelerde, libyalarda fink atan MİT'in, Davutoğlu'nun, KGT gibi örgütlerde pinekleyenlerin, israil'e rüzgar yapan başbakanınız, hepiniz koskoca bir yalandan ibaretisiniz..


* * * * *




ÖTV'ye % 25 zam..(sigara dahil)



Başbakan: "Sigara içeyin olsun bitsin kardeşim! Porche'ye binmeyin kardeşim, Fiat'a binin, Wolksvagen'e binin.."

Bu ülke'de kaç kişi Porche kullanıyor kardeşim, kaç kişi? Kaç kişi Porche kullanıyor, kaç kişi sigara içiyor? On milyonlarca insanın etkileyen bir ZAMmı nasıl böyle pervâsızca savunabilirsin? 

"Sigara içmeyin kardeşim olsun bitsin"miş.. 


O zaman sen ve ailen ve etrafın ve bakanların ve mebusların da DOBLO'ya binin kardeşim, kurşun geçirmez camlarla kaplayın ve DOBLO'ya binin. Neden yüzmilyarlarca liralık Mercedes'e biniyorsun, biniyorsunuz? İkinci el, kadın doktordan temiz, kazasız, boyasız muhayyer bir FİYAT ALBEA bulalım sana, onu da kurşun geçirmez camlarla kapla ve ALBEA'ya bin kardeşim, neden binmiyorsun? Mahmutpaşa'dan ya da samapazarı'ndan giyin kardeşim neden oralardan giyinmiyorsun? Muhterem eşiniz, Kanyon'dan değil, Tekbir mağazasından giyinsin neden giyinmiyor? Bakırköy Halk pazarından alsın çantasını, neden Prada marka çanta kullanıyor kardeşim, neden kardeşim, neden?


(A. İsl./40ambar Haber Merkezi-/Ankara )


* * * * *


Manken Tuğçe Kazaz: "Evlilik için dinimi değiştirmem gençlik hatasıydı."  


2005 yılında Yunan şarkıcı Yorgo Seitaridis’le kilisede evlenen ve  hıristiyan olan manken Tuğçe Kazaz, eşinden beş yıldır boşanamıyor. 


Din değiştirme kararından pişman olduğunu itiraf eden Tuğçe Kazaz:


"Dinimi değiştirmem gençlik hatasıydı" dedi. 


İlk dininin ne olduğu sorusuna, "ay vallahi hatırlamıyorum kız, neydi?" diyerek yanındaki arkadaşına soran güzel manken, bundan sonrası için,  " artık önümüzdeki maçlara bakacağız" dedi. Gençlik heyecanıyla din değiştirdiğini, şimdiki aklı olsa asla böyle bir şey yapmayacağını da sözlerine ekleyen Kazaz, "Heyecan ve duygularla hareket edilmemeli. Ama öğreniyorum" diyerek kameralara poz verdi. Kazaz'ın ne ne öğrendiği magazin dünyasında merak konusu oldu.  


(A. İsl./40ambar Haber Merkezi-Kanyon Alışveriş Merkezi/İstanbul)


* * * * *


Hükûmetin son hamlesi:


Artık 13 yaşında üniversite mezunu olunabilecek.


Milli Eğitim Bakanlığı 1960 yılında gündeme gelen ‘Bilim ve Sanat Merkezleri’ konusunu yeniden gündemine aldı. Bakanlık ‘Üstün Yetenekli Bireyler Strateji ve Uygulama Planı’nı hayata geçiriyor. Artık dahi öğrenciler 13 yaşında üniversite mezunu olabilecek. 


Bu modele geçerken Osmanlı’dan esinlendiklerini açıklayan MEB Özel Eğitim ve Rehberlik Hizmetleri Genel Müdürü Dr. Ruhi Kılıç “Artık öğrenciler 13 yaşında üniversite mezunu olabilecek” dedi.


Uygulamanın muharrik unsurunun Muhteşem Yüzyıl dizisi olduğu ve dizinin Bakanlık yetkililerini harekete geçirdiği ve yetkililerin  “Madem Türkiye Osmanlı vizyonuna sahip ve Ortadoğu’da lider ülke olacak, o vakit biz de tiz elden geleceğin Osmanlı devlet adamlarını ve bilim adamlarını yetiştirmeğe başlamalıyız” dedikleri öğrenildi.


Buraya alınacak öğrencilerin Enderûn havasına girmeleri için lâzım gelen dekorların  ve kıyafetlerin Olgunlaşma Enstitüsü’ne ısmarlandığı ve  bu hususta hiçbir masraftan kaçınılmayacağı söyleniyor. Bu konuda yapılan ankette özellikle Pargalı İbrahim’in kıyafetlerinin çok tercih edildiği, sırasıyla Sultan Süleyman, Şehzade Mustafa ve kız öğrencilerde de Hatice Sultan ve Hürrem Sultan’ın kıyafet ve takılarının açık ara önde olduğu gözleniyor.


Sınıf annelerinin ise çeşit çeşit Valide Sultan kıyafetlerini şimdiden hazırlamaya başladığı, dizi akşamı hepsi ellerinde kalem ekrandan kalıp çıkardıkalrı  rivâyetler arasında. 


Osmanlıda yalnızca devlet adamı yetiştirildiğini söyleyen yetkililer, bakanlığın açacağı bu okullarda aynı zamanda bilim adamı da yetiştirileceği ve Türkiye’nin önümüzdeki elli senenin Nobel Ödüllerine şimdiden göz koyduğunu da ifade ettiler.


Bu uygulamada yasaların da güncellenmesi gerektiğine işaret eden Bakanlık, reşid olma yaşının 18’den 13’e indirilmesi gerektiğini belirterek, bu sağlanmazsa 13 yaşında üniversite mezunu olacak olan yavrularımızın kamuda nasıl görevlendirileceğini kara kara düşünüyor ve bütün kamu kuruluşlarına oyun parkı, alçak pisuvar ve lavabo, spiderman ve süngerbob resimleriyle süslü makam odaları, akülü arabalar ve öğlen uykuları için özel uyuma odaları ihtiyacının doğacağını ve bunun maliyetinin yüksek oluşu canlarıını sıkıyor.


Maliye Bakanının “Valla benden tek kuruş çalışmaz, madem bu çocuklar dahi, o zaman kendi para kaynaklarını da kendileri bulsunlar, ne bileyim icat micat yapsınlar, dahi olmak kolay değil, ben bu proceyi IMF’ye yutturamam kardeşim” dediği kulis bilgisi olarak ortalıkta dolaşıyor.


Gelişmeleri yakından takip edeceğiz. 




(A. İsl./40ambar Haber Merkezi-Ankara)


* * * * *


Binali Yıldırım Muhsin Yazıcıoğlu ve arkadaşlarının vefat ettiği hadiseyle alakalı olarak kendisine yöneltilen, "Helikopterden söküldüğü belirtilen Argus 5000 cihazının bulunmasının, kazanın aydınlatılmasına katkı sağlayıp sağlayamayacağına'' ilişkin soru üzerine şunları söyledi


''Bu kanaatleri benim belirtmemin anlamı yok. Dolayısıyla kazaya cihazın sökülmesi veya sökülmemesi neden oldu, olmadı diye bir değerlendirme yapmam şu anda anlamsız. Konu, bütün yönleriyle aslında değerlendirildi, incelendi. Meclis inceledi, Başbakanlık Teftiş Kurulu inceledi, Devlet Denetleme Kurulu inceledi. İncelemeyen kalmadı ve en son yargıya intikal etti. Şu anda yargı, bütün bu iddiaları birer birer gözden geçiriyor hatta bu cihazlarla ilgili de az önce ifade ettiğim gibi Bakanlıkta da ilgili arkadaşlarla savcı talimatıyla görüşme yapıldı. İncelemelerde bulunuldu, artık bundan sonra yapmamız gereken bekleyip mahkemenin tespitlerini, sonuçlarını görmek.''



Binali Yıldırım, ''Peki cihazlar neden sökülmüş olabilir'' sorusuna, ''Hiçbir fikrim yok'' yanıtını verdi.


Tabii ki fikri olamaz Binali Yıldırım'ın, çünkü hadise vuku bulduğunda Binali Yıldırım Ulaştıma Bakanı değil, İstanbul-Ankara hızlı treninde bilet kontrolörü olarak çalışıyordu. Bu sorular neden Binali Yıldırım'a sorulur anlamak zor!. Üstelik, "Bu kaza gereğinden çok fazla konuşuldu" diyen de  Binali Yıldırım değil Sierra Leone'nın Ankara  Büyükelçisiydi.     




* * * * *


‎- Hüzünlüyüm Olric...
- Niçin efendimiz?
- Arda penaltı kaçırdı.
- Arda kim efendimiz?
- O Türkiye halklarının "çocuğu" Olric. Türkiye halkları "öpsün" Arda'yı Olric. 
- Peki öyleyse biz kimiz efendimiz?
- Sus Olric Sus! Ağzımı bozdurma, konuşturma beni Olric.




* * * * * 


İsrail on yıl tek ayak üstünde beklesin!.


Mavi Marmara gemisinde dokuz vatandaşının İsrailli askerler tarafından öldürülmesi olayını BM’e götüren Dışişleri, BM’den beklenen, afedersiniz beklemedikleri bir karar çıkınca, olayı Lahey Adâlet Divanı’na götürmeye karar aldı.


“Bu olay bizmle İsrail arasında değil, İsrail ile dünya arasında, İsrail ile hukuk arasındadır” diyen Davutoğlu, Lahey Adâlet Divanı’nından “umutlu” olduklarını söyledi.


İsrail’den “özür dilmesi” taleplerine yeni yaptırımlar da isteyeceklerini ve Lahey Adalet Divanı’na yollayacakları dosyaya bunları da ekleyeceklerini ilave eden Davutoğlu, “Özür dilemesinin yanında tek ayak üstünde on yıl beklemesini talep edeceklerini ” de belirtti.


Lahey Adalet Divanı ise peşin peşin yaptığı açıklamada, “Biz BM’in içinden seçilmiş bir divanız, BM’den farklı kararlar almamız zor ve hayal” dedi.


Zorlu bir hukukî sürecin başladığı, Türkiye’nin mahkeme kapılarında sürünmeğe alışkın olduğu ve bu maratona hazır olduğu, İsrail'i mahkemelerde sürüm sürüm süründürecekleri, gerekirse Lahey Adalet Divanı mahkeme koridorlarına duruşma günleri Adana'dan Cano'ları bile yollayabilecekleri Dışişleri kaynaklarından aldığımız bilgiler arasında. 




(A. İsl./40ambar Haber Merkezi-Lahey)


* * * * * 


Malatya’da bir vekil imam Cuma hutbesinde “kafasına göre” takılınca zaten vekillikle sınırlı imamlıktan da oldu...


Kadrolu imamın yurtdışı görevinde olması sebebiyle vekil olarak atandığı câmide cuma hutbesine çıkan vekil imam, “Kuran öğretilmedi, Diyanet de öğretmedi. Başka şeyler öğretildi. Kuran kanundur, başka kanun kabul etmiyoruz. 85 yıldır yapılan zulüm bitecek” şeklinde konuşunca cemaatin tepkisiyle karşılaştı.


Konuyla alâkalı olarak teâmül gereği mikrofonlara konuşması gereken Malatya İl Müftüsü, “altı üstü kıytırık bir vekil imam”ın yediği halt bahis mevzuu, bu sebeple mikrofonlara ben değil vekilim, yani Malatya müftü vekili Cengiz Yağcı Hoca Efendi konuşacak, bu işlerde mütekâabiliyet esastır” dedi. Bunun üzerine mecbûren kameralar karşısına geçmek ve mikrofonlara konuşmak zorunda kalan müftü vekili, “Vekil imamın müftülük tarafından hazırlanan hutbenin dışına çıkarak kafasına göre hutbe okuduğunu belirlediklerini ve istifasını aldıklarını” söyledi.


Cuma hutbesinde “kafasına göre” konuştuğu belirlenen vekil imam, müftülükte çayına müsekkin karıştırılarak istifa mektubunun kendisine sekerât halindeyken imzalatıldığını söyleyerek “Ben müstâfi değilim.. ben müstâfi değilim” diyerek kameralar ve mikrofonlar önünde hıçkırarak ağladığı kamera kayıtlarına geçti.


Diyanet İşleri Başkanlığı tıpkı, Tv proğramcısı Senai Demirci’nin Kayseri’de bir camide anayasa değişiklikleri hakkında vaaz vermesi hadisesinde olduğu gibi sessizliğini sürdürüyor, kafasına göre takılıyor. 


(A. İsl./40ambar Haber Merkezi-Malatya)


* * * * *


"Bundan iyisi Şam'da kayısı..."


Her bayram basınımıza yansıyan fotograf karelerinden birisi de Suriye sınırımızdaki bayramlaşma fotograflarıydı.


Suriye sınırımızda bölünen ailelerin Türkiye ve Suriye sınırında kavuşmaları bayrama özel  bir “açık görüş” izniyle yansırdı televizyonlara..


Bu yıl bölgede yaşanan “Arap Baharı”ndan sonra Suriye’de olan bitenlerin(!) ardından bayrama yansıyacak kavuşma(!) fotografları merak konusu.


Dışişleri Bakanlığının bu duruma el koyacağı ve şimdiden gereken tedbirleri alacağı söyleniyor.


Bakanlığın Türkiye-Suriye sınırında yaşayan bölünmüş ailelere birer laptop hediye ederek MSN’den görüşme imkanı sunacağı, ayrıca her bir aileye birer son model megafon vererek konuşmalarını sağlama yoluna gideceği gelen haberler arasında.


Bunu hâricinde duman yoluyla ve eğitimli güvercinler yoluyla, yaşanan “Arap Baharı”na denk gelen bu Ramazan Bayramını da karşılıklı olarak kutlayabilecek olan aileler, “Bundan iyisi Şam’da kayısı, görüşmemekten iyidir diyerek buruk bir sevinç yaşadıklarını” söylediler.


(A. İsl./40ambar Haber Merkezi-Hatay)


* * * * *


Tv proğramcıları ve yazarlar minberlere çıkmak için hücûm ediyor, cemaat câmiye giremiyor…


TV programcısı Senai Demirci, Kayseri Ulutaş Câmii’nde minbere çıkarak Anayasa değişiklikleriyle alakalı olarak vaaz(!)verdi.


Vatandaşın, “Câmide siyaset yapmayın, siyaset yapacaksanız siyasi partilere gidin orada yapın” şeklindeki tepkilerine, “Burada havlamayın, başka yerde havlayın” diye tepki gösteren TV programcısı Senai Demirci, câmideki kalabalık cemaatin arasına, “savulun uleeeyn” nârâlarıyla dalarak attığı etkili kafalarla üç kişinin burnunu, uçarak attığı burgulu tekme ile de iki vatandaşın aynı ânda kaburgalarını kırdı. Sinirlerine hâkim olamayan TV programcısı Senai Demirci, kendisine “minbere siyâset karıştırmayın” diyen vatandaşı da zor kullanarak cemaatin önünde havlattığı gelen bilgiler arasında.


Kayseri müftülüğüne şikâyet edilen TV programcısı Senai Demirci hakkında işlem yapılıp yapılmayacağı merak konusu olurken, TV programcısı Senai Demirci’yi minbere çıkaran Kayseri Ulutaş Câmii görevlileri ve Kayseri müftülüğü hakkında kimin işlem yapması gerektiği konusunda tartışmalar devam etmekte.


Diyânet sessizliğini korurken, câmilerde minbere çıkmak isteyen tv proğram yapımcıları ve yazarlar şimdiden müftülükleri ve Diyânet’î dilekçe yağmuruna tutuyorlar.


Elif Şafak Arnavutköy’de, Gani Müjde tekne turunda olduğu için en yakın liman câmilerinden birinde, Cengiz Çandar ve Hasan Cemal Batman ve Diyarbakır’da, Yazgülü Erdoğan Ayvalık’ta, Ahmet Hakan Teşvikiye Câmii’nde, Ayşe Arman Sarıyer’de, Ekrem Dumanlı İzmir’de Kemeraltı-Konak Hisar Câmii’nde, Ertuğrul Özkök mümkünse Atina’da bir camide, Oray Eğin de mümkünse New York’ta bir câmide(mescid bile olabilir dedi kendisi), Serdar Turgut’da Miami’de  minbere çıkıp vaaz vermek istediklerini belirten dilekçelerini ilgili müftülüklere ve Diyânet İşleri’ne ulaştırdılar.


Kendilerine telefon ve mail ile ulaştığımız bâzı yazalar, “TV programcısı Senai Demirci’den neyimiz eksik, biz de minbere çıkmak istiyoruz kardeşim, gerekirse biz de kafa atarız cemaate..” şeklinde görüş bildirdiler.  Serdar Turgut ise yaptığımız görüşmede minberde ne anlatacağı hususunda ser verip sır vermedi. Ama “Mevzumuz tenâsül mevzuları olacak, bu kadarını söyleyebilirim, ben câmiye siyâset sokmam kardeşim, o kadar da terbiyesiz değliz yani, teessüf ederim” dedi.


Bendeniz de şu ânda Beylerbeyi Câmii’nde minbere çıkmak için dilekçemi yazıp İstanbul Müftülüğü’ne ve Diyânet İşleri Başkanlığı’na yolluyorum. Bendeniz harâretle şu şike mevzularını konuşmak istiyorum muhterem cemaatle.


(A. İsl./40ambar Haber Merkezi-Kayseri)


* * * * *


Habertürk’te bugün yayınlanan bir haber BBP’lleri kızdırdı..


BDP seçim dönemindeki adaylık istifaları nedeniyle 2. Olağan Büyük Kongresi’ni topluyormuş. 4 Eylül’de Ankara’da gerçekleştirilecek kongrede program ve tüzük değişikliğinin yanı sıra partinin amblemi ve isminin de değiştirilmesi gündemdeymiş.


BDP’lilere göre: “12 Haziran seçimlerinde bazı BDP seçmenleri seçim pusulasında oy verecekleri bağımsız adayların ismini bulmakta zorlanınca partiye oy vermek istedi. Ancak BDP listede bulunmadığı için, Büyük Birlik Partisi’nin(BBP) amblemini kapatılan DTP’nin amblemi ile karıştıran seçmen BDP yerine BBP’ye oy verdi. Böylece bölgede sadece tabela partisi konumunda olan BBP, bölgede birçok ilde Türkiye ortalamasının bile üzerine çıktı.”  


Ülke genelinde yüzde 0.74 oy alan BBP’nin Genel Başkanı bu açıklamalar karşısında sükûnetini koruyamadı ve “Hadi oradan, hadi oradan, asıl BBP seçmeni çarşafa doladı oy pusulasını, bizim oylarımız onlara gitti, asıl mağdur olan biziz” dedi ve başta Cumhurbaşkanı olmak üzere, Genelkurmay’a, TBMM Başkanı ve tüm Vekillere, Bakanlara,  Jandarmaya, Sivil Toplum kuruluşlarına, hususen Binali Yıldırım’a müteselsiilen teşekkürler etti ve Zaman Gazetesi’ne bu işin üzerine gitmeleri için recâda bulundu ve  YSK’yı göreve çağırdı ve bu esnâda baygınlık geçirdi.  


Yüksek Seçim Kurulu dün akşam geç saatlere kadar süren toplantıdan dağılmış vaziyette yorgun argın çıktı ve BDP’nin tespitini Allah için daha mâkûl bulduklarını ve gelecek seçimlerde BBP’nin seçimlere eksi 0.17 oy oranı borçlu girmesini, ülke genelinde aldıkları oydan yüzde 0.17  eksik sayılmasını kararlaştırdıkları açıklamasını yaptı.


BBP Genel Merkezi seçim işlerinden sorumlu başkan yardımcısının bir yandan YSK başkanına telefon açarak  “olur mu ya böyle şey, zaten aldığımız 0.74, buna mı göz diktiniz aq”  dediği diğer yandan da AA’ya verdiği demeçle YSK üyelerini  ibda-c’ci, şergenekoncu olmakla suçladığı kulislerden sızan bilgiler arasında…


(A. İsl./40ambar Haber Merkezi)


* * * * *


Bugünlerde herkes bir twittlerde...


Ak Parti Gençlik Kolları Genel Başkanı İsmail Karaosmanoğlu “şeytana uyduğunu” ve twitter’da başlattığı özür dileme serisine önümüzdeki günlerde devam edeceğini açıkladı.


Hilal Cebeci’nin “Somali’ye beni neden götürmediler panpişlerim” şeklindeki twittine, “Somali’dekilerin ekmeğe ihitiyacı var kaşara değil” diye cevap veren Ak Parti Gençlik Kolları Genel Başkanı İsmail Karaosmanoğlu, “mübârek günde ağzımı bozdum, orucumu sakatladım” diyerek takipçilerinden üç kez helâllik istedi. Tâkipçileri bu hassasiyet karşısında çok duygulanarak hep birlikte üç kez “helâââl olsun” twitti yolladılar. Kaşarın Somali için elzem olmadığını ifade etmek isterken mevzunun bambaşka bir mecrâya döndüğünü belirten Ak Parti Gençlik Kolları Genel Başkanı İsmail Karaosmanoğlu, defaatle özür twitti attı.


Hemen arkasından HAS Parti Genel Başkanı Numan Kurtulmuş’un “HAS Parti’ye dünyanın ve Türkiye’nin ihtiyacı var” twitiyle makara yapan Ak Parti Gençlik Kolları Genel Başkanı İsmail Karaosmanoğlu, “Türkiye’nin 0.067’sinin size ihtiyacı var” twitti attı.. Bu sözleriyle kalpleri kırılan HAS Partililerin twitt bombardımanın tutulan Ak Parti Gençlik Kolları Genel Başkanı İsmail Karaosmanoğlu yine özür diledi ve “Gereksiz yere  huzurunu bozup rahtasız ettiğim, incittiğim takipçilerimden  özür diliyorum, sanrım şeytan bu aralar mesaide” dedi.


Şeytanların ise Ak Parti Gençlik Kolları Genel Başkanı İsmail Karaosmanoğ

04.08.2011 Siyâset sahnesinde bir Gordon Milne...

vahiy  insan  şehir  revelation  ahlâk  etik  ethica  estetik  metafizik  ebrah doğu  batı  fıtrat  creation  yaratılış  iyilik  kötülük  dürüstlük  eşref-i mahlûkat  kişilik  asâlet  cesâret  vefâ  sadâkat  ihânet  yalan  immoralist  mitoloji  belh’um adâl  aere perennius  antere  genetik  şuur  terbiye  muâşeret  muâşaka  muvâsalat  firâk  zarâfet  letâfet  ferâset  panteon   rolyef  fresk  heykel  portre  gravür   ideal  ülkü  ülkücü   kerbelâ  aşk keşke  cennet  cehennem  araf  âdem  havva  hâbil  kâbil  elma  haz  hayâ  hicap  gurur  hürriyet  adâlet  musâvat  agnostic  akıl  dacret  locig  analytical  antiq  aristokrasi  kûrûn-i vustâ  giyotin  hakikat  hikmet  paradox  dialectic  tenkit  stoa  akademia  logos  logos spermaticos  felâsife  gelenek  hermeneutic  semantic  hint  upanişad  mutezile  ihvân-ı safa  ilk neden   iskenderiye okulu  medinetü’l fâzıla   hürriyet  kölelik  rönesans  ütopya  rethoric allah’ın kulu abdullah muhammed  kur’ân  endülüs ibn-i rüşd  aristotales  şeyh gâlip  farâbi  platon  sokrat   marcus aurelius  galile  mimar sinan  kirkedard  farabi  ibn-i sina   ibn-i hâldun  kafka  taşköprülüzâde  gazâli  musa cârullah  şemseddin sâmi frasheri  bergson  enver paşa  muhammed ikbal  hayyam  mehmet âkif  yâkup cemil  şems  ibn-i haldun  mevlâna  ali şeriâti  fuzulî  ebu’l âlâ el maarrî  ahmet mithat efendi  cemil meriç  nâmık kemal  ahmed hamdi tanpınar  kemal tahir  yahya kemal  cahid zarifoğlu  dostoyevski  tolstoy  knut hamsun  nietzsche  gogol  albert camus  descartes  herman hesse  puşkin  halil cibran  kaşgarlı mahmut  tevfik fikret  cenap şehabettin  neyzen tevfik  motzart  bach  mahler  tarkovski  suç ve  cezâ   anna karenina  kürk mantolu madonna  prag  istanbul  çocuk kalbi  sn. petersburg  soljenitsin  marks  kant  heraklit  hegel  el-hamra  endülüs  kâmus u türkî  redhouse  wagner  kâmus u okyanus  lugat-i fransevî  iliria shqip  meydan larusse  şakâyık-ı nûmâniye  mevzuâtü’l ulûm  abdülkadir merâgi  ıtrî  muhammed esed  mikelengelo  van gogh  cezanne  rembrand  monet  hoca ali rıza  ulysess gaze  eleni karaindrou  sezen aksu  golha  farid farjad  osman hamdi

Tasarım : ATS